8 Mart ile Özgür ve Demokratik Topluma (4) 2026-02-23 09:01:22   Savaş, yoksulluk, erkek şiddeti: Direnişte geri adım yok   Dilan Babat    HABER MERKEZİ – Savaşın derinleştiği, yoksulluğun büyüdüğü ve erkek şiddetinin ağırlaştığı koşulların yoğunlukta olduğu Ortadoğu ülkelerinde kadınlar, farklı rejimlere rağmen ortak direniş hattını büyütmeyi sürdürüyor; özgürlük, barış ve demokratik toplum talebini alanlarda yükseltmeye devam ediyor.   8 Mart Dünya Kadınlar Günü, yalnızca bir anma günü değil; kadınların yüzyıllardır süren eşitlik, özgürlük ve yaşam mücadelesinin sembolü olarak ele alınır. Bu yıl da 8 Mart’a, dünyanın farklı coğrafyalarında savaş, işgal, yoksulluk ve devlet baskısı altında direnen kadınların sesi damga vuruyor. Filistin’den Afganistan’a, Hindistan’dan Yemen ve Sudan’a uzanan geniş bir hatta kadınlar; hem erkek egemen sistemlere hem de militarizme karşı alanlarda buluşuyor, örgütleniyor ve hakikatlerini yükseltiyor. Kadınların mücadelesi artık yalnızca “eşitlik” talebiyle sınırlı değil. Yaşam hakkı, barış, adalet, emek ve özgürlük ekseninde şekillenen bu direniş, farklı rejim ve koşullara rağmen ortak bir hatta birleşiyor: Demokratik ve özgür bir toplumun inşası.    Dosyamıza, Ortadoğu’da (Filistin, Hindistan, Afganistan, Yemen ve Sudan’da) kadınların direnişine dikkat çekerek devam ediyoruz.    Filistin: Yaşam hakkı ve ateşkes için kadınların sesi   Filistin’de kadınların mücadelesi son bir yılda doğrudan savaşın yıkıcılığına karşı şekillendi. Özellikle Gazze’ye dönük saldırılarla birlikte kadınlar, ateşkes, insani yardım koridorlarının açılması ve sivillerin korunması talebiyle hem yerelde hem de uluslararası alanda ses yükseltti. Yerinden edilen, çocuklarını kaybeden, sağlık hizmetlerine erişemeyen kadınlar, yaşadıkları yıkımı tanıklıklarla görünür kılarak savaşın cinsiyetli boyutunu açığa çıkardı. Filistinli kadın örgütleri, İsrailli kadın barış inisiyatifleriyle birlikte “annelerin barış çağrısı” etrafında ortak eylemler örgütledi. Kadınlar, barış görüşmelerinin dışında bırakılmaya karşı çıkarak, müzakere masasında kadınların özne olması gerektiğini vurguladı.    Afganistan: Sokaklar kapalı, direniş sürüyor   Afganistan’da kadınlar için son bir yıl, baskının daha da derinleştiği bir dönem oldu. Eğitimden çalışma hayatına, kamusal alandan seyahat özgürlüğüne kadar pek çok hak Taliban yönetimi tarafından gasp edildi. Buna rağmen kadınlar direnişi terk etmedi; yalnızca biçimini değiştirdi.   Sokak eylemlerinin ağır bedellerle bastırıldığı Afganistan’da kadınlar, “Ekmek, iş, özgürlük” sloganı etrafında gizli örgütlenme ağları kurdu. Evlerde açılan yeraltı okulları, çevrimiçi eğitimler, gizli toplantılar ve diaspora üzerinden yürütülen uluslararası kampanyalar, direnişin ana araçları haline geldi. Kadınlar, “gender apartheid”(cinsiyete dayalı, sistematik ve kurumsal ayrımcılık rejimi) olarak tanımlanan bu rejime karşı eğitim ve çalışma hakkını savunmayı sürdürdü.   Hindistan: Adalet ve güvenlik için kitlesel kadın çıkışı   Hindistan’da kadın mücadelesi son bir yılda özellikle cinsel şiddete karşı adalet talebi etrafında yoğunlaştı. Kolkata’da bir kadın doktorun tecavüze uğrayarak katledilmesinin ardından başlayan protestolar, ülke geneline yayıldı. Kadınlar, “geceyi geri al” sloganıyla sokaklara çıkarak kamusal alanda güvenlik talebini yükseltti. Kadınların öncülük ettiği yürüyüşlere sağlık emekçileri, meslek örgütleri ve öğrenci grupları da katıldı. Protestolar yalnızca faillerin cezalandırılmasını değil, devletin cinsel şiddet karşısındaki cezasızlık politikasını da hedef aldı. Bunun yanı sıra kadın gig işçiler, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı emek eksenli eylemler örgütledi.   Hindistan’da “eşitlik” kadar “güvende yaşamak” talebi öne çıktı. Kadınlar, adaletin sağlanmadığı bir toplumda özgürlüğün mümkün olmadığını vurguladı.   Yemen: Kadınlar yaşamı savunmak için sokakta   Yemen’de kadınların mücadelesi, savaşın yarattığı yıkım ve derinleşen yoksullukla iç içe gelişti. Özellikle Aden kentinde kadınlar, elektrik kesintileri, suya erişim, maaşların ödenmemesi ve yaşam pahalılığına karşı kitlesel eylemler örgütledi. Bu eylemler, “Kadın Devrimi” olarak adlandırıldı.   Kadınlar, yaşamın temel sorunlarını politik bir talebe dönüştürerek, kenti ve yaşamı savunmanın öznesi haline geldi. Protestolar zaman zaman güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşsa da kadınlar geri adım atmadı. Elektrik ve su gibi temel hizmetlerin bir “lütuf” değil, hak olduğunu vurguladı. Yemen’de kadınlar yalnızca kendi hakları için değil, tüm toplumun yaşam hakkı için ayağa kalktı.    Sudan: Savaşın ortasında kadınların barış ve adalet mücadelesi   Sudan’da süren savaş, kadınları en ağır biçimde etkiledi. Son bir yılda özellikle Darfur başta olmak üzere pek çok bölgede kadınlar sistematik cinsel şiddete, zorla yerinden edilmeye ve insani yardıma erişimin engellenmesine maruz kaldı. Buna karşı kadınlar hem yerelde hem uluslararası alanda ses yükseltti. Sudanlı kadınlar, savaşın sona ermesi, sivillerin korunması ve faillerin yargılanması talebiyle yürüyüşler düzenledi. Aynı zamanda barış süreçlerinde kadınların eşit temsili için çağrılar yaptı. Kadın örgütleri, barışın ancak kadınların özne olduğu bir süreçle mümkün olacağını vurguladı.   Sudan’da, beden güvenliğinin, yaşam hakkının ve barış talebinin iç içe geçtiği bir mücadele sürüyor.    Kadınlar geleceği savunuyor   Filistin, Afganistan, Hindistan, Yemen ve Sudan’da kadınların mücadelesi farklı koşullarda gelişse de ortak bir çizgide buluştu. Kadınlar, savaşın, yoksulluğun, devlet baskısının ve erkek şiddetinin karşısına yalnızca “hak” talebiyle değil; toplumu yeniden kurma iradesiyle çıktı. Bu coğrafyalarda kadınlar bir kez daha gösterdi ki; özgürlük, barış ve adalet mücadelesi kadınların öncülüğü olmadan mümkün değil. Kadınlar, yaşamı savunarak dünyayı değiştirmeye devam ediyor.