Gazeteci Niyan Rad: İran’da artık geri dönüş yok 2026-01-11 09:01:40   Öznur Değer   WAN - İran ve Rojhilat’taki gelişmeleri değerlendiren gazeteci Niyan Rad, “İran’da koşullar düzelmediği için artık geri dönüş yok. Çünkü insanların ‘jin, jiyan, azadî’ direnişinden sonra inancı değişti. İslam Cumhuriyeti tamamen çökmüş durumda ve insanlar artık bu rejim altında durumun düzeleceğine inanmadıkları için tek umutları rejim değişikliğinden yana” dedi.   İran rejiminin baskı ve idam politikalarının sosyal alanın yanı sıra ekonomiye de uzanmasının ardından, döviz karşısında İran parasının ciddi değer kaybı üzerine Tahran Çarşı esnafı tarafından başlatılarak tüm ülkeye yayılan protesto eylemleri iki haftayı geride bıraktı. 16 Eylül 2022’de 22 yaşındaki Kürt kadın Jîna Emînî’nin yine Tahran’da “ahlak polisleri” tarafından işkence edilerek katledilmesinin ardından İran ve Rojhilat’ta başlayan direnişin, “jin, jiyan, azadî” eylemlerinin devamı olarak nitelendirilen eylemler, ülkedeki demokrasi ve değişim talebini bir kez daha gözler önüne seriyor.    İki haftayı geride bırakan ve İran ile Rojhilat genelinde 31 şehir, 111 ilçe ve 348 kasabaya yayılan eylemlerde, İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, 5’i çocuk olmak üzere en az 34 eylemci katledilirken, 2 bin 217 kişi ise gözaltına alındı.    Rojhilatlı gazeteci Niyan Rad, İran ve Rojhilat’ta yaşanan gelişmelere dair JINNEWS’e değerlendirmelerde bulundu.    ‘Kadınlar, entelektüel devrimin başlamasına neden oldu’   2022 yılında gerçekleşen eylemlerin ardından, toplumda gözle görülür değişimler yaşandığına dikkat çeken Niyan Rad, “Bu eylemler bir kadın devrimi gibiydi. Ve yalnızca hükümette değil, ailede, İran’ın kültür ve toplumunda artık değişimin gerçekleşmesi gerektiğine yönelik bir zemin oluşturdu. Bu eylemlerin en önemli kazanımlarından biri, ‘zorunlu başörtüye hayır’, ‘ataerkilliğe hayır’ demek ve kadın rolüne dikkat çekmek oldu. Bundan önce Rojhilat Kürdistanı’nda kadınlar yaşamın çeşitli alanlarında aktifti ancak kadınlar, kadın hakları ve kadın eylemleri konusunda farklı bir şekilde yükseldi. Bu anlamda kadınların, entelektüel devrimin başlamasına neden olduğunu söyleyebiliriz” sözlerine yer verdi.   ‘Halkın temel talebi özgür ve insani bir yaşamdır’   Direnişin, Rojhilat Kürdistanı’nın sürekli bir parçası olduğunun altını çizen Niyan Rad, “Bu kişilerin mücadelesi on yıllar boyunca gelecek nesiller için örnek teşkil ediyordu. Ancak ‘jin, jiyan, azadî’ eylemlerinden sonra bu farklı bir forma kavuştu. Bu direniş yeni nesilde de kendini gösterdi. Yeni nesil bazı kavramlara yabancıydı. Ancak bu genç nesil ve kuşkusuz genç kadınlar, şu anda direnişe öncülük ediyorlar. Eylemler ve İran’da yaşananlar yalnızca yaşam hakkına, özgür bir yaşama dair talepler olup, oldukça insani talepler içeriyor. Halk, güvenlik ve istikrarın olmadığı, siyasi baskı, yoksulluk, özellikle sınıfsal baskı ve cinsiyetçilik gibi saldırılarla karşı karşıya. Ve halkın temel talebi yalnızca insani bir yaşamdır” dedi.    ‘Kadınlar direnişi zindanlardan evlere kadar büyütüyorlar’   Direnen kadınlara işaret eden Niyan Rad, bu kadınların, maruz kaldıkları para cezalarına, kamu hizmetlerinden mahrum bırakılmaya ve zorunlu başörtüsü takmaya karşı sokakta olmaya devam eden kadınlar olduğuna işaret etti. Eşitsiz kanunlara tepki gösterenin kadınlar olduğunu vurgulayan Niyan Rad, “Kadınlar, boşanma, evlenme, kadın katliamları, ‘namus’ katliamları gibi eşitsiz kanunlara karşı tepki gösteriyor ve mücadele yürüterek taleplerini haykırıyor. Kadınlar, toplum ile aile kurumunu yeniden tanımlıyor ve özyönetimi farklı bir şekilde ele alıyorlar. Ekonomik kriz, İran’daki eylemlerin yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. İran diktatörünün özgürlüğü ve egemenliği, halkın eylemlerinden asla ayrı düşünülemez. Bu sorun özelde Rojhilat Kürdistanı’nda ve Belucistan’da farklıdır. Kadın, yalnızca evde ve sokakta değil, zindanlarda da toplumun öncüsüdür. Burada, Pexşan Ezîzî, Zeynep Celaliyan, Şerifeh Muhammedî, Werîşe Mûradî gibi kadınlardan söz etmek istiyorum. Her eylemde toplum üzerinde büyük bir etki yaratan kadınlar, direnişi zindanlardan evlere kadar büyütüyorlar. Ve idam tehlikesine rağmen büyük bir cesaretle direnişi büyütmeye devam ediyorlar. Bugün İran ve Rojhilat Kürdistanı’nda her kadın tek başına bir öncüdür ve her kadın bir devrimdir” şeklinde konuştu.     ‘Bazı insanlar çocuklarının cenazelerinin nerede olduğunu hala bilmiyor’   2022 yılındaki direnişlerden sonra kaç kişinin yaşamını yitirdiğinin bilinmediğini ifade eden Niyan Rad, buna dair farklı verilerin olduğunu söyledi. Eylemler esnasında bazı ailelerin hükümetin çocuklarının cezasını kaldırması için sessiz kalmak zorunda bırakıldığını kaydeden Niyan Rad, “Kim olduğu bilinmeyen çok sayıda şehit vardı. Öte yandan her gün bir tutsağın idam edilmesine, yeni idam kararlarına ve direnişçiler hakkında ağır hapis cezalarına tanık oluyoruz. İran’da gelişen her direniş döneminde hükümet intikamını sivil halktan alıyor. Bazı insanlar çocuklarının cenazelerinin nerede olduğunu hala bile bilmiyor. İdam edilen siyasi eylemciler ve direnişçilerin cenazeleri ise tanınmayacak bir şekilde defnediliyor. İran’da siyasi baskılar hakim. Günlük ve süreli enflasyon halkı zorluyor. Ulusal para biriminin çöküşüne her gün şahit oluyoruz ve baskılar devam ediyor. Özetle halk, diktatörden ve zulümden uzak, cinsiyet eşitliği temelinde eşit ve özgür koşullarda yaşamak istiyor” diye belirtti.    ‘Kadınlar kölelik zincirlerini kırıyor’   Kadınlara dair İran’da çok katmanlı bir cinsiyetçiliğin hakim olduğunu belirten Niyan Rad, “Bu nedenle kadınların bu coğrafyada ikinci bir cins olarak değil, insani koşullarda yaşayabilmesi için kanun, kültür ve toplumun da aynı zamanda değişmesi gerekiyor. Ekonomik kriz de giderek derinleşirken, kadınlar aynı zamanda yoksulluk ve ötekileştirmeyle karşı karşıya kalıyor. Kadınların bu sistem içinde farklı bir destekleri yok. Kadınlar uzaklaştırıldılar. Kürt, Beluc ve Arap kadınlar eşitsizliğin ve ötekileştirilmenin en ağır halini yaşıyorlar. Rojhilat Kürdistanı’nın bazı köylerinde kadınlar hala eğitim hakkından vazgeçmek zorunda kalıyor, çocuk yaşta evlenmek zorunda kalıyorlar. Çünkü okulları yok. Ve aileler için de kız çocuklarının eğitimine, ekonomik ve kültürel özgürlüklerine destek vermesi veya teşvik etmesi mümkün değil. O nedenle evlilik onlarda dışarı çıkmanın tek yolu. Kadınların evlilikte bir güvenliği yok. Kadınların aile içinde katledilmesi veya intihara sürüklenmesi o kadar yoğun ki bununla ilişkili istatistikler gizli tutuluyor. Burada yaşayan kadınlar, kölelik zincirlerini kırarak, sadece kendilerini değil, çocuk ve erkekleri de özgürleştirmeye çalışıyorlar. Çünkü kölelik herkesi kötü etkiledi” dedi.   ‘İslam Cumhuriyeti tamamen çökmüş durumda’   İran devrimi için yürütülen mücadelenin uzun soluklu olacağını düşündüğünü dile getiren Niyan Rad, Jîna Emîni’nin İslam Cumhuriyeti tarafından katledilmesinin, devrimin en önemli hatlarından birini oluşturduğunun altını çizdi. İran devrimini hatırlatan Niyan Rad, “47 yıl önce İran’da gelişen devrim, Ayetullah Xumeynî ve İslam Cumhuriyeti tarafından talan edildi. Çünkü Rojhilat halkı ile birçok İranlı onları asla istemedi. Biz kendimizi İslam Cumhuriyet’inden ayırdık ve Rojhilat onlara en büyük ‘hayır’ cevabını verdi. Bu eksende halkımızın özgürlük ve hak mücadelesi kesintisiz bir direnişle devam etti. İran’da koşullar düzelmediği için artık geri dönüş yok. Çünkü insanların ‘jin, jiyan, azadî’ direnişinden sonra inancı değişti. İslam Cumhuriyeti tamamen çökmüş durumda ve insanlar artık bu rejim altında durumun düzeleceğine inanmadıkları için tek umutları rejim değişikliğinden yana” ifadelerine yer verdi.   ‘Halk özgürlükleri için kanlarını akıtıyor’   İran’ın durumunun halk ve özelde de kadınlar açısından çok zor olduğunun altını çizen Niyan Rad, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Halk, geçim sorunlarının yanı sıra iç ve dış tehditler nedeniyle benzeri görülmemiş zorluklar ve istikrarsızlıkla karşı karşıya kaldı. Bugünlerde esas eylemler yeniden başladı. Hükümet ise insanları yine öldürüyor ve insanların her türlü hakkını gasp ediyor. İran halkı direniyor ve bu direniş İslam Cumhuriyeti tarafından halkı ‘düşman’, ‘vatan haini’ ve hatta ‘İsrail ajanı’ ilan etmek için bir bahane haline geldi. Ancak asıl gerçek şu ki, halk artık sessiz kalamıyor. İran ve Rojhilat halkı, şimdilerde sokaklarda ekmek ve özgürlükleri için kanlarını akıtıyor. Ve direnişçiler, kazanım elde edene kadar mücadele etmekte ısrarlı.”