Yerel kadın konferanslarında neler tartışıldı, hedef nedir? 2026-05-01 09:08:15   Pelşin Çetinkaya-Rojda Aydın   AMED - Kadın yerel konferanslarında açığa çıkanları değerlendiren Canan Kebenç Özkan, 2 yılda yaptıkları çalışmaları anlatarak, daha katılımcı, demokratik ve kadın özgürlükçü belediyecilik anlayışının güçlendirilmesi için tartışmalar yürüttüklerini söyledi.    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, “Demokratik Yerel Yönetimlerle Komünal Topluma” şiarıyla yerel ve merkezi konferans çalışmalarını başlattı.    Alınan kararlar doğrultusunda 8-9 Haziran 2026’da Amed’de yapılacak Demokratik Yerel Yönetimler Konferansının ilk adımı olarak 19-28 Nisan tarihleri arasında "Kadın iradesiyle kömünleşiyor, yerel yönetimlerle özgür toplumu örüyoruz” ve “Komün Belediyedir, Belediye Komündür” şiarıyla il konferansları gerçekleştirildi.    Wan, Sert, Muş, Merdin, Rıha, Amed, Stanbol ve Mersin'de 2 gün süren özgün kadın ve genel konferanslar düzenlendi.   Konferanslarda, 2 yıllık yerel yönetim çalışmaları ele alınarak, eksik, yetersiz ve yapılması gerekenler üzerinde durularak, yeni dönem çalışmaları için önemli kararlar alındı. Yerellerde açığa çıkan sonuçlar, merkezi konferansa taşınacak. Yerel konferanslarda, yerel yönetimlerin halkçı, katılımcı ve komünal bir perspektifle yürütülmesi gerektiği birkez daha vurgulandı.    Konferanslarda ne konuşuldu?    Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eşsözcüsü Canan Kebenç Özkan, gerçekleştirdikleri yerel yönetimler konferansında açığa çıkan tespit, öneri eleştiri ve yapılması gerekenler üzerine konuştu.   Konferanslarda iki yıllık yerel yönetim çalışmalarını değerlendirdiklerini söyleyen Canan Kebenç Özkan, kapsamlı bir konferans süreci yürüttüklerini belirterek, "Bu konferanslarda, yerel yönetimler ve belediyeler alanında toplumun sorunlarına nasıl yaklaştığımızı, hangi çözümleri ürettiğimizi ve hangi alanlarda eksik kaldığımızı tartıştık. Yerel yönetimleri kazandığımızdan bu yana belediyelerde, halkın ortaya koyduğu iradenin belirleyici olduğunu görüyoruz. Halk, kayyım uygulamalarına karşı net bir tutum alarak kendi iradesine sahip çıktı. Aynı zamanda halk, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir yerel yönetim anlayışıyla hareket edilmesi yönünde de güçlü bir sorumluluk yükledi. Bu çerçevede yerel yönetimlerin, yalnızca idari bir alan değil, aynı zamanda toplumsal sorunlara çözüm üretme alanı olduğu bilinciyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.   Kadınlar ne yaşıyor?    Canan Kebenç Özkan, kadın konferanslarında iki yıllık çalışma, şiddet, yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele kapsamında belediyelerde kurulan kadın birimlerinin önemine dikkat çektiklerini söyledi. Kadınların toplumda yaşadığı sorunları kapsamlı biçimde ele aldıklarını belirten Canan Kebenç Özkan, "Özel savaş politikalarının yarattığı şiddet, geçmişteki sıcak çatışma süreçlerinin yol açtığı göç, yoksulluk ve yıkım politikalarının kadınlar üzerindeki etkilerini tartıştık. Bu çerçevede yerel yönetimler alanında, kadın politikaları kapsamında bugüne kadar hangi çalışmaları yürüttüğümüzü değerlendirdik. Kadınların toplumsal sorunlarına çözüm üretmek için hayata geçirdiğimiz çalışmaları ele alırken, aynı zamanda eksik kaldığımız yönleri ve önümüzdeki dönemin bize yüklediği sorumlulukları da birlikte tartıştık" diye belirtti.   Hangi çalışmalara imza atıldı?    Belediyelerde önemli çalışmalara imza attıklarını dile getiren Canan Kebenç Özkan, "Büyükşehir belediyelerinde kadın daire başkanlıklarını kurduk; il ve ilçe belediyelerinde ise kadın müdürlükleri ve koordinasyon birimleri oluşturduk. Bu yapılar aracılığıyla kadına yönelik şiddetle mücadele, kadın yoksulluğuyla mücadele ve toplumda derinleşen eşitsiz zihniyet kalıplarına karşı dönüşüm sağlama hedefiyle çalışmalarımızı başlattık ve sürdürmeye devam ediyoruz” diye aktardı.    Kadın özgürlükçü belediyeler   Konferanslarda yeni döneme daha güçlü demokratik ve kadın özgürlükçü belediyecilik hedefi önlerine koyduklarını söyleyen Canan Kebenç Özkan, “Yaptığımız tüm kadın konferanslarında, iki yıllık süreçte kadın politikaları müdürlükleri ve koordinatörlüklerinin yürüttüğü çalışmaları kapsamlı biçimde ele aldık. Kadın özgürlükçü bir yaşamın inşası için hangi pratik politikaların geliştirilmesi gerektiğini, bu doğrultuda neler yaptığımızı ve hangi alanlarda eksik kaldığımızı tartıştık. Aynı zamanda eksik kalan yönlerin giderilmesine dair tartışmalar yürüttük ve yeni dönemin öneri ve planlamalarını birlikte şekillendirdik"     Merkezi konferans kararı   Canan Kebenç Özkan, yerel konferansların ardından Haziran ayında merkezi konferanslar düzenleyeceklerini, burada katılımcı, demokratik ve ekolojik belediyecilik modelinin tartışılacağını dile getirdi. Canan Kebenç Özkan, “6-7 Haziran’da Merkezi Kadın Konferansı’nı, 8-9 Haziran’da ise Merkezi Karma Konferansı’nı gerçekleştireceğiz. Bu konferanslarda tüm kentlerden gelen delegelerimiz ve seçilmişlerimizle birlikte kapsamlı tartışmalar yürüteceğiz. Bu süreçte, toplumun bizden beklediği belediyecilik anlayışını ele alacağız. Katılımcı, demokratik ve ekolojik bir belediyecilik modelini nasıl inşa edebileceğimizi tartışacağız. Aynı zamanda halkın kendisini doğrudan irade olarak gördüğü ve belediye yönetim mekanizmalarına aktif katılım sağladığı bir yönetim anlayışının yol ve yöntemlerini birlikte belirlemeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.    Yerelden demokratik toplum inşası   Konferanslarda, yerel yönetimlerin toplumun doğrudan katılımıyla işletilmesi gerektiğinin vurgulandığını komünal ve demokratik belediyecilik anlayışının yeni dönemde daha da güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Canan Kebenç Özkan, şöyle devam etti: “Demokratik toplum inşası dediğimiz süreçte komünlerin oluşturulmasının yerel yönetimler eliyle hayata geçirilebilecek önemli bir alan olduğunu biliyoruz. Toplumun kendini yönetme mekanizmalarında yer alması; sorunların tespitinden çözüm önerilerinin geliştirilmesine ve çözüm süreçlerine doğrudan katılması noktasında belediyelere ciddi görev ve sorumluluklar düşüyor.    Yerel yönetimlerde komünün önemi    Komünlere dair de konuşan Canan Kebenç Özkan, "Komünleri, toplumun en küçük demokratik birimi olarak; kendi sorunlarını çözebilen, dilini, kültürünü, ekonomisini ve yaşamını örgütleyebilen yapılar olarak tanımlıyoruz. Bu nedenle yerel yönetimleri bu inşa sürecinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Yerel yönetimler, komünal yaşamın ve demokratik toplumun inşasında en önemli sorumluluğu üstlenmek durumundadır. Bu bilinçle yürüttüğümüz konferanslarda, hem şimdiye kadar yaptıklarımızı hem de eksik kaldığımız alanları değerlendirdik. Eleştiri ve özeleştirimizi verdik. Önümüzdeki süreçte, merkez konferanslarımızda da bu tartışmaları derinleştirerek, yeni dönemin yol haritasını oluşturmayı hedefliyoruz. Bu inanç ve motivasyonla, demokratik, katılımcı ve toplum temelli bir yerel yönetim anlayışını güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.