AİHM’den ihlal kararı: Rosa Derneği’ne yönelik suçlamalarda delil yok! 2026-10-14 10:53:32   AMED - Rosa Kadın Derneği’ne yönelik operasyonda tutuklanan dönemin dernek başkanı Adalet Kaya’nın AİHM'e yaptığı başvuruya ilişkin karar açıklandı. Kararda, eylemlerin ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında olduğu vurgulanarak Türkiye’nin tazminat ödemesine hükmedildi.   Amed’de 22 Mayıs 2020’de Rosa Kadın Derneği’ne yönelik operasyonda, derneğin yönetici ve üyeleri, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 18 kişi gözaltına alındı. Gözaltının ardından tutuklanan 9 kadın arasında, dönemin Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya da yer alıyordu. Şu an Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekili olan Adalet Kaya, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuruda bulundu. AİHM, başvuruyu karara bağladı.   Türkiye’nin tazminat ödemesine hükmedildi   AİHM’in açıkladığı kararda, Adalet Kaya’nın tutuklanmasına dayanak gösterilen gizli tanık ifadelerinin somut olgularla desteklenmediği belirtildi. Kararda, “Rosa Kadın Derneği’nin yasal faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olduğuna dikkat çeken mahkeme, Kaya’nın katıldığı basın açıklamaları ve eylemlerin ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında kaldığını vurguladı. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesinin 1. ve 3. fıkralarının ihlal edildiğine karar verdi. Türkiye’nin Kaya’ya 4 bin Euro manevi tazminat ve bin Euro yargılama gideri olmak üzere toplam 5 bin Euro ödemesine hükmedildi” denildi.   Kararın devamında şu ifadelere yer verildi: “Mahkeme bu bağlamda, Rosa Kadın Derneği’nin İçişleri Bakanlığı nezdinde kayıtlı, yasal olarak kurulmuş bir dernek olduğunu ve elindeki belgelerin, derneğin yasa dışı faaliyetlerde bulunduğuna dair herhangi bir emare ortaya koymadığını tespit etmektedir. Ayrıca, HDP’nin Türkiye’de yasal olarak kurulmuş bir siyasi parti olduğu göz önüne alındığında, Mahkeme’ye göre, başvurucunun dernek ile HDP arasında bir bağlantı görevi gördüğü ve dernek adına HDP binalarındaki toplantılara katıldığı yönündeki iddia, başvurucunun PKK adına hareket ettiğini gösteren nesnel unsurlar olarak kabul edilemez. Bu nedenlerle Mahkeme, derneğin PKK/KCK ile bağlantılarına ilişkin iddiaların yeterince somut delillerle desteklenmediği ve dolayısıyla, başvurucunun dernek başkanı sıfatıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği konusunda nesnel bir gözlemciyi ikna edebilecek nitelikte, ilgili bir unsur olarak görülemeyeceği kanaatindedir.”