Hafızayı ve direnişi kitaplarıyla taşıyorlar 2026-05-09 09:14:36   Pelşin Çetinkaya   AMED - 2’nci Ergani Kitap Günleri’nde stant açan kadın yazarlar ve yayıncılar, Kürt tarihi, kadın mücadelesi ve halkların yaşadığı acıları kitaplarıyla okurlarla buluşturdu. Kadınlar, yazının hafızayı diri tutan bir direniş alanı olduğunu vurguladı.   Amed’in Erxenî Belediyesi ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) iş birliğinde düzenlenen 2’nci Ergani Kitap Günleri, “Dünya kelimelerle bir araya geliyor” şiarıyla devam ediyor. 7 Mayıs’ta başlayıp 10 Mayıs’a kadar sürecek etkinlik, her gün saat 11.00’de başlıyor. Park Orman’da yer yer söyleşi ve paneller düzenlenirken, aynı zamanda birçok yazar da okurlarıyla bir araya gelerek kitaplarını imzalıyor.   Ayrıca Yenişehir Park Orman’da yapılan fuara; Aram, Vesta, Lûvî, İletişim, Öteki, Ceylan, Sel, Everest, Na, Doğan Kitap, Yapı Kredi, Lis ve JJ Yayınevi gibi yayınevleri katılıyor.   Büyük ilgi ve katılımın olduğu etkinlikte çoğunlukla kadınlar stant açarken, aynı zamanda yazdıkları kitapların hikâyelerini de okuyucularla paylaşıyor.   Yazdıkları kitaplarla stantlarda yer alan kadınlar, hem kitapların hikâyelerini hem de bu yazıların önemini anlattı.   Wan’dan Erxenî’ye kadın emeğiyle kurulan stant   Kadınların yaşamın her alanında yer alması gerektiğini vurgulayarak, “Buraya kadınlara ilham olmak için geldim” diyen Maria Betül Sürücü, “Wan’dan buraya Ronya Yayınları olarak geldik. Kürtçe kitaplar yayımlayan Ronya Yayınları’nın yanı sıra, Türkçe bağımsız eserler yayımladığımız Rüya Yayınları da var. Genel olarak Kürt dili öğretimi ve Kürt tarihi üzerine çalışıyoruz. Bağımsız bir yayıneviyiz. Buraya tek başıma geldim. Standı da tek başıma kurdum. Buraya gelirken işimi de okulumu da geride bıraktım. Çünkü kadınların her alanda var olması gerektiğine inanıyorum. Hayat bazen sadece doktor ya da öğretmen olmakla sınırlı kalmıyor; insanı farklı mücadelelerin içine de taşıyabiliyor. Ronya Yayınları’nı babam kurdu. Ancak kendisi siyasi nedenlerden dolayı bugün aramızda değil. Bu yüzden çoğu zaman görüşemiyoruz. Yine de buraya büyük bir gururla geldim. Özellikle kadınlara ilham olmasını istedim. Çünkü yalnız geldim, kitapları tek başıma taşıdım, otobüse yükledim ve standı tek başıma hazırladım. Tüm bunların kadınların mücadelesine küçük de olsa bir örnek olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.   ‘Yeni kuşaklar kendi tarihini bilerek büyümeli’   Maria Betül Sürücü, yeni kuşakların sorgulayan ve kendi tarihini bilen bir bilinçle büyümesini istediklerini dile getirerek, “Kürt tarihi üzerine önemli çalışmalar yayımlıyoruz. Örneğin yazarımız Erdal Çolak’ın Kürtler ve Kürdistan tarihi üzerine oldukça kapsamlı kitapları bulunuyor. Bu eserleri ben de okudum. Böylesine dışlanan bir halkın birbirini tanıması, kendi tarihini öğrenmesi çok önemli. Çünkü biz birbirimize sahip çıkmazsak ayakta kalmamız çok zor. Toplum olarak yaşadığımız birçok sorunun temelinde bilinç eksikliği yatıyor. Bu nedenle birbirimize dayanmak zorundayız. Sabahtan bu yana çok sayıda çocuk standımıza geldi. Çoğu popüler kitapları soruyor. Ancak bir çocuğun gelip ‘Orta Anadolu’da Kürtler’ kitabına ilgi göstermesi bile bizi umutlandırıyor. Çünkü farklı şeyler okumak, sorgulamak ve eleştirebilmek çok kıymetli. Çocuk kitaplarımız da var; etik değerleri ve yaşamı anlatan öyküler yayımlıyoruz. Yeni kuşakların bu bilinçle büyümesini diliyoruz” sözlerine yer verdi.   ‘Yazdıklarım yaşadığım acılardan’   Cumartesi Anneleri’nden Birgül Uşar, yazdığı eserlerde halkların yaşadığı acıları, kadın katliamlarını ve devlet şiddetini işlediğini belirterek, “Yazdığım kitaplarda ezilen bir halkın, kadınların ve çocukların yaşadığı acılar yer alıyor. Maalesef kanla sulanmış topraklarda yaşıyoruz. Bu topraklar artık bir daha kanla sulanmasın istiyoruz. Barış, adalet ve demokrasi talep ediyoruz. Şiirlerimde de bu arayış, bu direniş ve devrim duygusu yer alıyor. Duygu, düşünce, hüzün, hasret, acı ve keder… Hepsi yazdıklarıma yansıyor. Öykü, roman ve şiir yazıyorum. Ben aynı zamanda bir Cumartesi Annesi’yim. Yazdıklarım da yaşadığımız acılardan, tanıklıklardan ve hissettiklerimizden besleniyor. Evladını kaybeden bir annenin acısı yalnızca kendi acısı değildir; bütün annelerin acısı ortaklaşır. Ben hiçbir annenin yüreği yanmasın istiyorum. Çünkü bütün annelerin gözyaşının rengi aynıdır. Cumartesi Anneleri’nin yaşadığı acı da benim acımdır” diye vurguladı.   ‘Yankılanan Çığlıklar’ halkın hafızasını anlatıyor   Birgül Uşar, yazdıklarının halkın hafızasını diri tutmak için var olduğunu aktararak, “‘Yankılanan Çığlıklar’ adlı kitabımda evlat hasreti, kadın katliamları, annelerin ağıtları ve Cumartesi Anneleri’nin yaşadığı acılar yer alıyor. Aynı zamanda bir halkın ezilmişliği ve sömürülmüşlüğünü anlatıyorum. Yıllardır bu topraklarda çocuklar katledildi, kadınlar şiddete maruz bırakıldı. Daha küçücük kız çocuklarının yaşamları ellerinden alındı. Nice insanın cenazesi ailelerine verilmedi, mezar taşları bile çok görüldü. Bu halk çok büyük acılar yaşadı. Cemile Çağırga gibi çocukların hikâyeleri hafızalarımıza kazındı. Sokak ortasında yaşamını yitiren insanlar oldu. Biz bütün bu acıların tanığıyız. Ben de bu acıları taşıyan bir kadınım. Yazdıklarım biraz da bu hafızayı diri tutmak için var” şeklinde konuştu.