BM: Sudan'da en az 500 cinsel şiddet olayı yaşandı 2026-02-27 13:29:06   HABER MERKEZİ - Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, 2025 yılında Sudan’da en az 500 cinsel şiddet vakasının kayda geçtiğini açıkladı. Rapora göre kadınlar ve kız çocukları çatışmada sistematik biçimde hedef alınıyor.   Sudan’da devam eden çatışmaların en ağır sonuçlarından biri cinsel şiddet oldu. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin açıklamasına göre, 2025 yılı boyunca en az 500 vaka belgelendi; bu vakalar arasında tecavüz, cinsel işkence ve cinsel köleleştirme yer alıyor. Raporda, kadın ve kız çocuklarının bedenlerinin toplulukları sindirmek ve zorla boyun eğdirmek amacıyla bir “savaş aracı” olarak kullanıldığı vurgulandı.   BM açıklamasında ayrıca, 2025’te sivil ölümlerinin bir önceki yıla kıyasla iki buçuk kat arttığı, binlerce kişinin hâlâ kayıp olduğu ve kimliği tespit edilemeyen cenazelerin bulunduğu belirtildi. Açıklamada Sudan’daki çatışmanın “vahşi ve kanlı” olduğu ifade edilerek, Sudan ordusu ve Hızlı Destek Güçleri çatışmanın sürmesinden ve insani ateşkes taleplerini reddetmekten sorumlu tutuldu. Ayrıca çatışmanın “yüksek teknoloji” ile finanse edildiği belirtilerek bazı dış aktörlerin de olaylara dahil olduğu kaydedildi.   Şiddet iki buçuk kat arttı   2025 yılında Sudan’da sivillere yönelik şiddet ciddi şekilde yükselirken, sivil kayıpların sayısı 2024’e kıyasla iki buçuk kat arttı. Binlerce kişi hala kayıp ve bulunan cenazelerin kimlikleri tespit edilemedi. Açıklamada, 2025 yılı boyunca işlenen “vahşi ve korkunç” suçlar kınandı; bunlar arasında cinsel şiddet, sahadaki infazlar ve keyfi gözaltılar bulunuyor. Özellikle Batı Darfur’daki El Faşer şehri ve Zamzam Mülteci Kampı’na yönelik RSF saldırılarının geniş çaplı yıkıma yol açtığı kaydedildi.   500’den fazla cinsel şiddet vakası belgelendi   Açıklamada, 2025 yılında 500’den fazla cinsel şiddet vakasının kaydedildiği bildirilirken, bunlar arasında tecavüz, cinsel işkence ve köleleştirme bulunuyor. Sudanlı kadın ve kız çocuklarının bedenlerinin toplulukları korkutmak ve boyun eğdirmek için bir “silah” olarak kullanıldığı ifade edilerek, bunun yıl boyunca insan hakları raporlarında belgelenmiş en korkunç ihlallerden biri olduğu vurgulandı.