Görünmez emekten kamusal güce 2026-05-04 09:05:16   Pelşin Çetinkaya    AMED - Amed Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 2’nci Kadın, Emek ve Kültür-Sanat Buluşması’nda kadınlar, kooperatifler ve sivil toplum örgütleri bir araya geldi. Atölyelerden sergilere, geleneksel üretimlerden geri dönüşüme kadar birçok alanda emeklerini görünür kılan kadınlar, dayanışma ve üretim ağlarını güçlendirdi.   Amed Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı tarafından sivil toplum kuruluşları, ilçe belediyeleri ve kooperatiflerinin katılımıyla 2-3 Mayıs tarihlerinde Şêx Seîd Meydanı’nda “2’nci Amed Kadın, Emek ve Kültür-Sanat Buluşması” düzenlendi. Etkinlikte ev emekçisi kadınlar, kadın odaklı sivil toplum kuruluşları, sendikalı kadınlar, kadın örgütleri ile kültür-sanat alanında çalışma yürüten kadınlar bir araya geldi. Buluşma, kadınların dayanışma içinde hem ekonomik hem de sanatsal üretim alanlarında güçlenmesini, emeklerinin görünür kılınmasını ve dayanışma ağlarının büyütülmesini hedefledi.   İki gün süren programda cam boyama, geri dönüşümden üretim, soğuk seramik ve tıbbi aromatik bitkilerle krem yapımı gibi farklı alanlarda atölyeler düzenlendi. Etkinlik alanında kadın üreticileri hazırladığı ürünler stantlarda sergilenirken, katılımcılar hem üretim süreçlerini görme hem de el emeği ürünleri yakından inceleme imkanı buldu. Ayrıca kadınlar yöresel kıyafetleriyle de kendi yörelerine ait yiyeceklerini de buluşmada hazırlayarak yaptıkları yiyecekleri, giydikleri kıyafetleri-aksesuarları ve sergiledikleri ürünleri halka anlattı.   Stantlarda ürünlerini sergileyen kadınlar bir yandan ürünlerini tanıttı bir yandan da hikâye ve amaçlarını anlattı.   Kadınların el emeği gözlemesi emek buluşmasında ikrama dönüştü   Buluşmada ekmek açan, İkram Mengüç, kadınların üretimle hem dayanışmayı güçlendirdiğini hem de kendi ayakları üzerinde durma mücadelesine katkı sunduğunu belirterek, “Belediyenin sergi için bize bu alanı sağlaması bizi çok mutlu etti. Verdikleri destekten dolayı ayrıca memnunuz. Burada birçok kadın birlikte üretim yapıyoruz ve bize sunulan imkânlar bizim için çok değerli. Belediye, kadınlara her açıdan destek veriyor ve bu çalışmalar bizim için önemli bir güç kaynağı oluyor. Biz hazırlıklarımızı bir gün önceden yaptık, bugün de hamurumuzu hazırladık. Gözleme yapıyoruz ve buraya gelen insanlara ikram ediyoruz. İnsanların severek tüketmesi bizi ayrıca mutlu ediyor. Gençliğimden bu yana çalışıyorum. Hem evimi geçindirebilmek hem de kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek için emek veriyorum. Belediyenin düzenlediği bu programa katılmak bizim için önemli bir fırsat oldu ve biz de bu fırsatı değerlendirdik” dedi.   Kültürel oyuncaklarla dil ve kimlik bilinci yaşatılıyor   Arzu Sunay, Kürtçe isimler ve kültürel temalarla hazırlanan oyuncaklarının, çocukların kendi dili ve kültüründen kopmaması hedefiyle üretildiğini belirterek, “Amed’de 6 yıllık bir oluşumuz. Burada Nefel Kadın Kolektifi olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Belediyelerin de bu tür çalışmaları geçen yıldan itibaren başladı. Hem Büyükşehir Belediyesi hem de ilçe belediyeleri tarafından düzenlenen kadın emek ve sanat buluşmaları bizim açımızdan çok etkili oldu. Kadın emeğinin en büyük sorunlarından biri, özellikle kooperatifler açısından pazar alanı bulamamak ve görünürlük sorunudur. Bu anlamda Büyükşehir Belediyesi’ne ve ilçe belediyelerine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu etkinliklerin geleneksel hale getirilmesi de oldukça önemli. Halkla buluşabilmemiz bizim için çok değerli oldu. Yaptığımız çalışma çok anlamlı ve önemli. Amacımız, çocukların fabrikasyon oyuncaklardan uzaklaşmasını sağlamaya dönük bir sosyal yaşam projesiydi. Zamanla bu çalışma, arkadaşlarımız için bir ihtiyaç haline geldi. Ekonomik sebeplerden dolayı kolektif bir yapıya dönüştük. Aynı zamanda oyuncaklarımıza kendi kültürümüzü yansıtan geleneksel kıyafetler tasarladık. İsimlerini de ana dilimiz olan Kürtçe seçtik: Gerok, Heval, Newroz, Welat. Çocukların dejenerasyona uğramaması, kendi dili ve kültüründen uzaklaşmaması adına bu çalışmayı yürütüyoruz. Arkadaşlarımız emekleriyle ürünlerini üretiyor, biz de bu ürünlerin satışını gerçekleştirmeye çalışıyoruz” diye ifade etti.   Evde üretimle geçim mücadelesi   Güler Özer de evde dekoratif mum üreterek geçimini sağladığını ifade ederek, “Mumları evde yapıyorum. Bu işi yapmamın nedeni, evimi geçindirebilmek ve kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek. Emekçi kadınlar da buraya gelerek yaptığımız ürünleri alıyor ve bize destek oluyor. Boş zamanlarımda dekoratif mumlar üretiyor ve satışını yapıyorum. Mum yapımında kullanılan özel malzemeler var; harcı, tozu ve çeşitli katkılarıyla hazırlıyorum. Karışımı hazırladıktan sonra kalıplara döküyorum. Belirli bir süre kalıpta bekledikten sonra çıkarıyor ve dekoratif hale getiriyorum” diye konuştu.   Engelli ve yaşlı bireylerden üretimle görünürlük mesajı: ‘Biz de varız’   Arife Avcı ise stantlarında engelli bireylerin ürettikleri ürünleri sergilediklerini aktararak, “Engelli ve Yaşlı Daire Başkanlığı atölyesinde çalışıyorum. Bu gördüğünüz ürünlerin tamamı, atölyemiz bünyesinde gelen öğrencilerimizin ürettiği ürünlerdir. Sergimiz satış amaçlı değildir. Biz, öğrencilerimizin yaptığı ürünleri herkes görsün diye buradayız. Amacımız tanıtım yapmak. Burada ürettikleri ürünleri sergileyebilmeleri ve insanlara ‘Biz de varız’ diyebilmeleri çok önemli. Bu durum onları oldukça mutlu ediyor. ‘Biz de varız’ demek; ‘biz de üretebiliyoruz, biz de hayatın içindeyiz’ demektir. Atölye çalışmalarımız devam ediyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Engelli ve Yaşlı Daire Başkanlığı’na bağlı atölyemiz Sümerpark içerisinde yer alıyor. Merkez atölyemizin yanı sıra farklı atölyelerimiz de bulunuyor ancak burada sergilenen ürünler merkez atölyemizde üretilmektedir. Kadın emek sergisinde yer almaktan büyük bir keyif alıyoruz. Engelli bireylerin ürünlerini sergileyebilmelerine katkı sunabilmek ise bizim için ayrıca büyük bir mutluluk kaynağıdır” dedi.   Sıfır atıkla dönüşüm mesajı: Çöp değil, ekonomik değer   Büyükşehir belediyesi Sıfrı Atık Ve Geri Kazanım Şube Müdürü, Meltem Erdoğan geri dönüşüm malzemelerinin çöp değil ekonomik değeri olan kaynaklar olduğunu vurgulayarak, “Bugün burada bulunmamızın sebebi, çok önemli bir farkındalığı yurttaşlara duyurmaktır. Amacımız; geri dönüşüm malzemelerinin aslında bir çöp olmadığını, ekonomik bir değere sahip olduğunu ve dönüştürülerek farklı ürünlere çevrilebileceğini göstermektir. Cam, plastik, kâğıt ve metal gibi atıkların öncelikle evlerde değerlendirilmesi, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise geri dönüşüm kutularına atılarak ekonomiye kazandırılması gerektiğini vurgulamak için buradayız. Sıfır atık kutularımızla birlikte dairemizde dönüştürdüğümüz malzemeleri de buraya getirdik. Atölyelerimizde cam ve metal gibi malzemelerden yeni ürünler oluşturacağız. Cam kavanozlar ve mıknatıslar kullanarak farklı tasarımlar üreteceğiz. Bu şekilde yurttaşlarda farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Örneğin strafor malzemeyi dönüştürdük. Aslında bir ambalaj ürünü olan straforu geri dönüştürerek bir tepsi haline getirdik” ifadelerini kullandı.   Kadınların emeği sanatla buluştu   Güllüşah Çukur, çizdikleri tablolarda kadınların kültür, yaşam, barış ve özgürlük temalarını işlediğini belirterek, “Bu emek buluşmasında, kurslarımızda yaptığımız tabloları sergiliyor ve satışa sunuyoruz. Bu eserler, Kadın Yaşam Merkezlerimizde bulunan kadınların emeği ve sanatsal üretimiyle ortaya çıkmıştır. Tablolarımızı dayanışma içinde, birlikte sergiliyor ve birlikte satıyoruz. Burada farklı temalarda çok sayıda eser yer alıyor. Kadınlar ağırlıklı olarak kültürümüzü, kadın yaşamını, barış ve özgürlük temalarını işliyor. Tablolarımızda kadın figürleri öne çıkıyor. Sergilenen tüm eserler, kadınların ve kursiyerlerimizin üretimidir. Bu emek buluşmasında, kadınların emeğini görünür kılmak ve dayanışmayla bu eserleri değerlendirmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.   Bitkisel ürünlerle hem öğreniyor hem üretiyorlar   Gülcan Serici, Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı kursla bitkisel ürünler alanında eğitim aldıklarını ve sirke, krem ve bitkisel yağ üretimini öğrenerek üretime başladıklarını söyleyerek, “Bitkisel ürünleri tanımak ve tarihçesini öğrenmek amacıyla, Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı kursla bu yola çıktık. Sinem Akyol hocamız bize bu alanda kapsamlı bir eğitim verdi. Bitkilerin tarihsel ve kullanım alanlarına dair bilgiler edindik. Ardından sirke ve krem yapımı başta olmak üzere birçok üretimi kendisinden öğrenerek bu süreci geliştirdik ve bugünlere geldik. Ahmet Arif Yaşam Merkezi’nde bize bir alan tahsis edildi. Şu anda üretimlerimizi orada gerçekleştiriyoruz. Bununla birlikte, eğitim ve üretim faaliyetlerini daha geniş bir alanda sürdürebilmemiz için çalışmalar da devam ediyor. Kadınlar olarak birlikte üretmek bizim için çok kıymetli. Üretmekten memnunuz ve bu dayanışmayı büyütmek istiyoruz. Ürünlerimizin tamamı doğaldır. Kekik yağı, biber yağı, nane yağı ve kantaron gibi bitkisel içerikler kullanıyoruz. Kremlerimiz tamamen doğal balmumundan üretiliyor. Sirkelerimiz de aynı şekilde doğal yöntemlerle hazırlanıyor. Kendi deneyimlerimiz de bu ürünlerin etkisini gösteriyor. Örneğin elimde ciddi bir yara oluşmuştu ve ameliyat olmam gündemdeydi. Kantaron kremiyle bu yarayı iyileştirdim ve ameliyata gerek kalmadı. Migren ağrılarım için de nane yağı kreminden fayda gördüm. Bu nedenle gönül rahatlığıyla öneriyorum. Ürünlerimizin hiçbirinde kimyasal madde bulunmuyor; tamamı kendi üretimimizdir. Üretken olmak bana büyük bir mutluluk veriyor. Burada arkadaşlarımızla güçlü bir dayanışma içinde çalışıyoruz. Bu süreçte önemli bir yol kat ettik. Bundan sonra da daha iyi noktalara ulaşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu.