‘Kırık Terazi’ belgeseli: Rojin Kabaiş için toplumsal hafıza 2026-05-14 09:10:24   Melike Aydın   İSTANBUL - Yönetmen Sarya Özgür, "Kırık Terazi" belgeseliyle Rojin Kabaiş katliamındaki cezasızlık zırhını aralıyor. Belgesel, bir toplumsal hafıza çalışması olarak tarihe not düşüyor.   Wan’da 2024 yılının Eylül ayında kaybolan ve 18 gün sonra cenazesi bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in hayatı, dava süreçleri ve ailesinin verdiği mücadele beyaz perdeye aktarıldı. Yönetmenler Sarya Özgür ve Gökhan Çetin, faillerin açığa çıkarılmamasıyla oluşan adaletsizliği ve "faili meçhul" bırakılmak istenen süreci "Kırık Terazi" isimli belgeselle kayıt altına aldı. 60 dakikalık bir hafıza çalışması olan belgesel, Amed’deki prömiyerin ardından 15 Mayıs’ta Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde ve 17 Mayıs’ta Gölge Sanat Kültür Merkezi’nde gösterilecek. Belgesele dair yönetmen Sarya Özgür, JINNEWS’e konuştu.   ‘Rojin Kabaiş’i unutturmamayı kendimize borç bildik’   Belgeselin merkezinde, Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş’in direnci ve adalet arayışı yer alıyor. Nizamettin Kabaiş’in feryadının milyonlara ulaştığını dile getiren Sarya Özgür, “Biz bu feryadı duyduk ve kendimizi taraf olmak zorunda hissettik. 17 Eylül 2024’ten bu yana neden öldürüldüğüne dair bir iddianame dahi hazırlanmamış olması, bir arpa boyu yol alınmaması bizi bu sorumluluğa itti. Gülistan Doku sonrasında Rojin Kabaiş meselesini unutturmamayı kendimize borç bildik. Bu bir sorumluluk bilincidir” şeklinde konuştu.   ‘Kriminal laboratuvar gibi çalıştık’   Türkiye’deki adalet sisteminin işleyişine atıfta bulunan “Kırık Terazi” isimli belgeseli çekerken adeta bir kriminal laboratuvar gibi çalıştıklarını dile getiren Sarya Özgür, resmi makamların "intihar" iddialarını teknik verilerle sorguladıklarını ifade etti. Sarya Özgür, “Gökhan Çetin ile birlikte Wan’a, cinayetin işlendiği, Rojin’in bulunduğu noktaya defalarca gittik. Denildi ki; 'Rojin intihar etti, göl onu sürükledi.' Ama biz orada rüzgarın kilometre hızını, akıntının yönünü hesapladık. Rüzgarın estiği taraf ile cenazenin bulunduğu noktaya gitmesi fiziksel olarak mümkün değil” dedi.    ‘Yıpratıcı bir süreç yaşadık’   Çekim sürecinde çok yıprandıklarını ifade eden Sarya Özgür, “Biz Rojin’i toprağa gömdük ama hala ona ne oldu, emin değiliz. Faili belli olmamış bir olayda aileyi sürekli arayıp o acıyı deşmek, onlarla birlikte ağlamak çok zordu. Biz ailenin bir parçası olduk; 'Kızıma ne oldu?' sorusunun peşinde duygusal bir çöküş yaşadık” diye belirtti.    ‘Adalet sistemindeki çifte standart’   Adalet sistemindeki çifte standardın, belgeselin en can alıcı eleştiri noktalarından biri olduğuna işaret eden Sarya Özgür, “İnsan sormadan edemiyor; acaba hükümet içinden bir bakanın, bir milletvekilinin evladının tırnağı taşa değse, kılı kırk yarmazlar mıydı? Pamuk ipliğinden yağdan kıl çeker gibi anında bulurlardı suçluyu. Bunu çok iyi biliyoruz. Ama söz konusu haktan, masum, siyasi ayağı olmayan, tek hayali öğretmen olmak olan gencecik bir kız olunca neden süreç işlemiyor? Hangi vicdana sığıyor bu? Sizin çocuklarınız nerede duruyor, bizim çocuklarımız neden hep toprağa gömülüyor? 'Kırık Terazi' tam da bu sorunun cevabını arıyor” diye kaydetti.    ‘Kelle koltukta çalıştık, tehditler aldık’   “Kelle koltukta” çalıştıklarını ve yönetmen Gökhan Çetin’e yurt dışından “Senin de sonun öyle olur” şeklinde tehdit mesajları geldiğini ifade eden Sarya Özgür, “Geri dönüşüm işçileri Rojin için tweet attığında, 'Biz Toroslarımızı sarıya çevireceğiz' cevabını alıyorlar. Beyaz Toroslar gidebilir ama o zihniyet hala burada, aramızda. Fail henüz belli değil ve etrafımızda dolaşmaya devam ediyorlar. Failleri koruyanlar, devletin cezasızlık politikasından güç alıyor. Bu güç, kadın katleden erkeklerin planlarını ne kadar rahat yapabildiğini gösteriyor” sözlerini kullandı.    ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenler var’   Belgeselin çekim sürecinde tanıklıklara ulaşmanın zor olduğunu kaydeden Sarya Özgür, “Kimse yanaşmıyor. Bizim bu belgeselde kişilerle yapmak istediğimiz şey aslında çok zor; çünkü birçok insanın içinde acısı var, kayıpları var. Birçok insanla sohbet ettik; onların da gizli tuttukları, korktukları, endişe duydukları hayatları var. Ve onlarla yüzleşmek istemiyorlar, bu acılar tekrar karşılarına çıksın istemiyorlar. İşte sistem bunu dayatmış. Bu korkuyu bütün hücrelerinde hissediyorlar. Dolayısıyla bizlerle oturup sohbet edebilmek, aynı karede bulunmak, Kabaiş ailesine yaklaşmak cesaret istiyor. Bir tarafta milyonlara ulaştık ama diğer tarafta hala 'bana dokunmayan yılan bin yaşasın' diyen bir insan modeli var” ifadelerini kullandı.    ‘Sanatçıyım’ diyenlerden üç maymun oyunu   Belgesel için kapısını çaldığı birçok ünlü ismin “beni bundan uzak tut” dediğini aktaran Sarya Özgür, “O üç maymunu oynamak insanlıktan uzaklaşmaktır. Biz Kürt olduğumuz için değil, insani bir yerden bu işe soyunduk. Ama yeri geldiğinde o kişileri izlemeye, alkışlamaya gidiyoruz. Yarın bu cinayet aydınlandığında, bu duyarsız sanatçıları ifşa etmek boynumuzun borcu olsun. Duygu sömürüsü yaparak para kazanmak sanat değildir” dedi.   ‘Kırık Terazi’nin umudu: Adalet için bir kımıldama’   Belgeselin Gülistan Doku katliamında olduğu gibi bir farkındalık yaratmasını beklediklerini ifade eden Sarya Özgür, “Gülistan Doku ile ilgili olarak savcılar, adalet bakanı değişti; soruşturma derinleşti. Rojin Kabaiş davasında da Akın Gürlek’in dosyayı yeniden inceleme kararı bir kımıldamadır. Ancak hükümet aynı hükümet, yasalar aynı yasalar. Acaba bu ilgi, yürütülen kadın mücadelesinin bir sonucu mu, yoksa bir 'barış süreci' söyleminin parçası mı? Kürt topraklarında kadın cinayetlerinin bu kadar fazla olması bir rastlantı mı? Kürt olunca adalet kapıları neden daha geç açılıyor? Biz bu soruları sormaya devam edeceğiz. Sanat insanı onarır ve büyük bir yol açar. 'Kırık Terazi' o yolu açmak için yola çıktı” sözlerine yer verdi.    Sarya Özgür ve Gökhan Çetin, belgeselin İstanbul gösterimlerinin ardından Avrupa ve uluslararası film festivallerine katılmayı da hedefliyor. Sarya Özgür, son olarak “Fail bulunana kadar bu belgesel sosyal medyada değil, meydanlarda ve salonlarda hafıza tazelemeye devam edecek” diye ekledi.