Kürt hukukçular: Demokratik siyaset kanalları açılmalı 2026-05-22 14:31:55   AMED - Amed’de 4-5 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı’nın gerçekleştirilen deklarasyonunda, sorunların çözümü için demokratik siyaset kanallarının açılması, geçiş yasalarının düzenlenmesi ve Kürt halkının hukuki statüsünün tanınması gerektiği vurgulandı.   Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı Hazırlık Komisyonu, “Özgürlük, statü ve barış için demokratik hukuk” şiarıyla 4-5 Temmuz Amed’de gerçekleştireceği “Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı”nın deklarasyonunu gerçekleştirdi. İskender Paşa Konağı’nda gerçekleştirilen açıklamada, “Özgürlük, statü, barış için demokratik hukuk” pankartı açıldı. Açıklamaya Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanları Serhat Çakmak, Ekin Yeter ve baro başkanlarının yanı sıra çok sayıda hukukçu katıldı.   Açıklama Kürtçenin Kurmancî, Kirmanckî ve Türkçesini okundu. Kurmancî Amed Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Kirmanckî ÖHD Amed Şubesi Kürt Dil Komisyonu Eşsözcüsü Mehmet Emin Gökdemir, Türkçesini ise ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter okudu.   ‘Barış girişimleri provokasyonlarla boşa çıkarıldı’   Ekin Yeter, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürt halkının kimlik, kültür ve siyasal haklarının sistematik biçimde yok sayıldığını belirterek, “Cumhuriyetin kurucu unsuru olan ama yüzyıldır inkar edilen Kürt halkı, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne, istisna bir rejim kapsamına alınmış ve halk olmaktan kaynaklı hakları hukuk dışı bırakılmıştır. Kürt halkının varlık, kimlik ve kültür haklarına karşı yürütülen inkar siyaseti, geçmişten günümüze bir devlet politikası olarak uygulanmıştır. Devletin bu politikası, Kürtlerin temel insan hakları ile kolektif hakları ihlal edilerek yürütülmüştür. Öte taraftan; bütün bu tekçi, retçi politikalara ve hukuk dışılığa karşı itiraz eden, direnen, karşı koyan herkese karşı, her türlü yöntem ile bastırma yoluna gidilmiştir. Son yarım asırdır yaşanan çatışma sürecinde, Kürt coğrafyası ve Türkiye’de büyük toplumsal acılar yaşanmış, binlerce insan hayatını kaybetmiş, binlercesi tutuklanmış, yerleşim alanları yıkılmış, milyonlarca insan zorla yerinden göçertilmiş ve siyaset yapma hakkı engellenmiştir. Tüm bu çatışma sürecinin belirli dönemlerinde, Kürt sorununun demokratik yollarla çözümü konusunda birçok girişim olmuş, ancak her seferinde bu girişimler yaşanan provokasyonlarla boşa çıkarılmıştır. 2013-2015 yıllarında yaşanan barış süreci de aynı akıbete uğramış, yaşanan çatışmalardan sonra ilan edilen olağanüstü rejim ile en üst hukuksuzluk aşamasına geçilmiştir” dedi.   ‘Kürt sorununun demokratik çözümü için hukuki statü tanınmalı’   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısının tarihi bir kırılma olduğuna dikkat çeken Ekin Yeter, “İnkar ve isyan sarmalı olarak adlandırılan tüm bu tarihsel süreçte, Sayın Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ile tarihsel bir kırılma yaşanmıştır. Sayın Öcalan, PKK’nin feshi çağrısını yapmış ve ‘şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir’ diyerek demokratik siyaset ve hukukun gerekliliğine vurgu yapmıştır. Bu süreç kapsamında TBMM’de yer alan pek çok siyasi partinin katılımıyla kurulan komisyon, 18 Şubat 2026 tarihinde raporunu hazırlayarak kamuoyuna duyurmuştur.  Rapor; demokratik, sivil, katılımcı bir anayasa ihtiyacı, temel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması, infaz hukuku başta olmak üzere yapılması gereken hukuki düzenlemeler, geçiş yasaları, demokratikleşme, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, kayyım ve her türlü vesayetçi yaklaşımın yasalardan arındırılması önerilerine, eksik ve yetersiz de olsa yer vermiştir. Raporun yayınlanmasından sonra yapılan heyet görüşmesinde Sayın Öcalan; birinci aşamanın tamamlandığını, artık ikinci aşama olarak ‘demokratik entegrasyon’ aşamasının başladığını, bunun için de öncelikle geçiş yasalarının düzenlenmesi ve kendisinin -dolayısıyla Kürt halkının- hukuki statüsünün belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir” ifadelerini kullandı.   ‘Yeni toplumsal sözleşme için Kürtlerin statüsü tanınmalı’   Ekin Yeter, Demokratik entegrasyonun yasal ve anayasal güvenceyle sağlanması gerektiğini söyleyerek, “Kuşkusuz, tüm bu ifade ettiklerimiz için yasal, anayasal ve sözleşmesel düzeyde demokratik entegrasyona imkan veren yeni hukuki düzenlemeler zaruridir. Öncelikle, barış sürecinin en önemli aktörlerinden biri olan Sayın Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi, özgür yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması, geçiş yasalarının bir an önce çıkarılması ve silahlı mücadeleyi bırakan insanların demokratik siyasete dahiliyetinin sağlanması elzemdir.  Eşit vatandaşlık, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile sivil toplumun ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi başta olmak üzere, demokratik toplumun varlık ve gelişim hakkının sağlanması gerekmektedir.  Kürtlerin anadilde eğitim ve öğretim hakkı, Kürt halkının statüsünün tanınması, Türkiye'de yaşayan farklı kimlik ve inanç gruplarının varlık ve gelişim hakkının tanınacağı ve hukuksal güvenceye alınacağı toplumsal sözleşme niteliğinde yeni bir anayasa yapılması için hukuki çalışmaların yapılması gerekmektedir” diye belirtti.   ‘Arınma ancak hakikatle yüzleşme ile mümkündür’   Demokratik toplumun inşasının aynı zamanda bir arınma süreci olduğunu kaydeden Ekin Yeter, “Arınma hem zihniyet boyutuyla hem de sistem boyutuyla ancak hakikatle yüzleşme ile mümkündür.  Bu bağlamda; güvenlikçi, cinsiyetçi, milliyetçi hukuksal kodların terk edilerek kadınların özgürlüğünü ve eşitliğini esas alan, demokrasi ve ekolojiye duyarlı temel hak ve özgürlükleri önceleyen yeni bir hukuksal biçimin oluşturulması da en büyük katkıyı sağlayacaktır” dedi.   4-5 Temmuz’da konferans düzenlenecek   Ekin Yeter son olarak şunları söyledi: Bu açıklamalar ışığında, çeşitli barolara üye Kürt hukukçular, insan hakları savunucuları ve baro başkanları olarak cumhuriyetin birinci yüzyılında hukuk dışı bırakılan Kürt halkının, Cumhuriyetin 2’nci yüzyılında hukuk kapısından içeri girmesini sağlayacak çalışmalara katkı sağlamak ve Kürt sorununun çözümünde hukuki boyutun tanınmasına ivme kazandırmak temel amacımızdır. Bu kapsamda da ‘Özgürlük, Statü ve Barış için Demokratik Hukuk’ şiarıyla 4-5 Temmuz 2026 tarihlerinde Diyarbakır’da, ‘Demokratik Kürt Hukukçular Konferansını’ düzenleyeceğiz. Bu vesileyle de Kürt hukukçular başta olmak üzere, barışa ve demokratik bir çözüme inanan hukukçuları, insan hakları savunucuları ile hak ve hukuk örgütlerini konferansımıza davet ediyoruz.”