'Barışın güvencesi hukuk ve kadın mücadelesi' 2026-05-28 09:04:09   ANKARA - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının ardından demokratik çözüm ve barış tartışmaları sürerken, kadınlar kalıcı bir barışın ancak hukuki güvencelerin sağlanması, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması ve kadınların sürecin aktif öznesi olmasıyla mümkün olacağını vurguluyor.   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının ardından, barışın toplumsallaşması ve demokratik çözümün inşasına dair tartışmalar sürüyor. Kadınlar ise kalıcı ve gerçek bir barışın ancak hukuki güvencelerin sağlanması, demokratikleşme adımlarının atılması ve kadınların sürecin öznesi haline gelmesiyle mümkün olabileceğine dikkat çekiyor.   2016 yılında ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlıklı bildiriye imza atan barış akademisyeni Işıl Ünal ve İHD Ankara Şube Yönetimi’nden Kezban Kalın, barış inşasında kadın mücadelesinin önemine dair değerlendirmelerde bulundu.   Sonuna kadar barış için mücadele edeceğini vurgulayan Işıl Ünal, “İnisiyatifin kurulmasına süreç belki vesile olmuştur. Ama esas kadınların derdi barışı sağlamak ve barışı gerçekleştirmek. Bütün toplum için gerekli barış ama kadınlar için daha çok gerekli çünkü binlerce yıldır kadınlar ataerkil tahakkümü altında yaşıyorlar. Toplum otoriterleştikçe, otokratlaştıkça o toplumda kadına yönelik şiddet ve kadın üzerindeki baskı artıyor. Bu çok net olarak gözlenebilen bir şey, sadece bir yorum değil. Dolayısıyla bu süreç nereye gider bilmiyorum. Ama biz kadınlar mutlaka toplumda barış oluşturmayı amaçlıyoruz. Bunun için çeşitli tabii ki yollar bulmaya çalışıyoruz. Çeşitli mücadele araçları geliştirmeye çalışıyoruz. Bütün gücümüzü katmaya çalışıyoruz. Ama sonunda başaracağız” dedi.   ‘Barışın sürekli inşa edilmesi gerekiyor’   Barışın yalnızca bir sonuç değil, sürekli mücadeleyle yeniden kurulması gereken bir süreç olduğunu belirten Işıl Ünal, “Barış sürekli olarak inşa edilmesi gereken, kurulması gereken, sürekli mücadele edilmesi gereken ve hedefleri de bu mücadele içerisinde yenilenecek olan bir süreç. Mücadele tarafından amacın, aşamaların belirlenmesi söz konusu olabilecek bir süreç. Dolayısıyla evet barış nedir? Toplumda yaşayan insanlar olarak bütün sınıfsal farklılıklarımıza, kültürel farklılıklarımıza rağmen bir arada ve şiddet kullanmadan yaşayabiliriz. Ama bunu daha da ileri götürebiliriz ve her birimiz kendimizi geliştirebilecek, özgürleştirebilecek bir ortam içinde bulunabiliriz. Böyle bir sinerjiyi kurabiliriz diye düşünüyoruz. Bunun için de uğraşıyoruz tabii ki” diye konuştu.    ‘Var olan yasaların uygulanması mücadelenin önünü açacak’   Barışın inşasında mevcut yasaların ve anayasal hakların uygulanmasının belirleyici olduğuna dikkat çeken Işıl Ünal, şu anda bile var olan yasalar ve anayasanın tam anlamıyla uygulanmasının mücadelenin önünü açacak bir durum yaratacağına işaret etti. Kadın erkek eşitliği üzerinde tahakkümü kurallaştıran yasaların ortadan kaldırılması gerektiği üzerinde duran Işıl Ünal, “Mücadele ettiğimiz yazılı olmayan ama insanların içselleştirdiği, teamül haline getirdiği, bunun farkına bile varmadığı birtakım eşitsizlikler, muameleler ve şiddet de giderek artarak bunlardan biri haline geliyor. Özel olarak devletin, kurumların bunları ortadan kaldırmaya dönük özel önlemler almaları gerekir. Biz bunu yapmaları için mücadele ediyoruz. Bunu talep ediyoruz ama onların bunu ne kadar yapabildiği önemli. Onları ne kadar mecbur edebildiğimiz önemli. Bu da bizim gücümüzle orantılı tabii ki. Ben kazanacağımızı düşünüyorum. Umutsuz değilim” şeklinde konuştu.    ‘Barışı hiç yaşamadık ama barışı istediğimiz gibi inşa edeceğiz’   Barışın yalnızca çatışmasızlık olarak ele alınamayacağını söyleyen Işıl Ünal, toplumun büyük bir kesiminin barış kavramını yeterince deneyimlemediğini ve bu nedenle barışın ne ifade ettiğine dair ortak bir bilincin oluşmadığını dile getirdi. Işıl Ünal şöyle devam etti: “Barış nedir dediğinde çatışmasızlık olarak düşünüyor, silah kullanılmamasını düşünüyor. Barış bu değil ki. Barış aslında her türlü değer, davranış açısından geliştirmemiz gereken davranışları içeren bir kavram. Demokrasi için söyleriz: ‘Bu toplumda hiç demokrasi yaşamadık ki, demokrasinin ne olduğunu nereden bilelim?’ Bir yerden başlayıp yaşayarak geliştirmeniz gerekir. Biz de hiç barış yaşamadık. Ama barışı kendi istediğimiz gibi inşa edeceğiz. Dolayısıyla şu anda işte barışa beş kaldı falan diyemeyiz. Barış, belki şimdiden hedef olarak koyduğumuz şeyleri elde ettiğimizde henüz daha barışın oluşmadığını düşüneceğiz ve yeniden başka bir hedefe doğru mücadele edeceğiz.”   ‘Kadınlar kolektif olarak talepkar olmalı’   Kadınların mücadelede ortak hareket etmesi ve taleplerini birlikte büyütmesi gerektiğini kaydeden Işıl Ünal, “Kendilerinin ne istediğinin bilincinde olup kolektif olarak talep etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Erkeklerin engellemesine takılmayıp kadınlar olarak bu mücadeleyi kararlı olarak götürmeleri gerektiğini düşünüyorum. Birlikte hareket etmek, mücadele etmek hepsini birden düşünüyorum. Anlatmak zor oluyor tabii, kelimeleri bulmak ama hayal ettiğimiz şeyin peşine düşmemiz lazım” diye belirtti.   ‘Barış kadın emeğiyle sağlanacak’   Kadınların toplumsal yaşamın her alanında söz sahibi olmasının barış mücadelesi açısından belirleyici olduğunu ifade eden İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Yönetimi’nden Kezban Kalın, “Kadınlar istihdamda, ekonomide her alanda var olması çok önemli. Barışı gerçekten sağlayacaksa kadınlar emeğiyle sağlayacak. Toplumumuza baktığımızda hukuksuzlukta, adaletsizlikte, ekolojik yıkımda, hayvan haklarına dair mücadelede hep kadınları ön safhalarda görüyoruz. Bu anlamda evet kadınların payı çok önemli ve bütün kadınlarımızı aslında mücadeleye çağırmalıyız” dedi.   ‘AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasıyla barış kapsayıcı olur’   Hukukun üstünlüğünün ve yargı kararlarının uygulanmasının demokratikleşme açısından temel önemde olduğunu belirten Kezban Kalın, AYM ve AİHM kararlarının hayata geçirilmesiyle barışın daha kapsayıcı bir zemine kavuşacağını ifade etti. Kapsayıcı, kalıcı bir çözüm ve demokratikleşme için hukukun üstünlüğünün tanınması gerektiğini ifade eden Kezban Kalın, “Ülkede en çok yükü çeken kadınlar; ekonomik koşullarda, yaşanan cinayetlerde, çocuk eğitiminde birçok sorunla kadınlar yüz yüze. Bu yüzden kadınlarımızın bir arada birlikte durması, güçlü olmamızı sağlar ve birlikte adım atmamızı, birbirimize destek olmamızı sağlar. Barış için kadın mücadelesi çok kapsayıcı olmalı” diye konuştu.