Market ve mağaza sektöründe emek sömürüsü 2026-06-09 09:01:32   Rojin Abay   İSTANBUL - Market ve mağaza sektöründe çalışan kadın işçiler; uzun çalışma saatleri, güvencesiz istihdam, çoklu iş yükü, mobbing ve taciz gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Sektörde kadın emeğinin görünmez kılındığına dikkat çeken sendika temsilcileri, çözümün örgütlenme ve ortak mücadeleden geçtiğini vurguluyor.   Market ve mağaza sektöründe çalışan kadın işçiler; uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, güvencesiz çalışma, fazla mesai, çoklu iş yükü ve işyerinde maruz kaldıkları şiddet ile taciz gibi birçok sorunla mücadele ediyor. Kadın emeğinin görünmez kılındığı sektörde ağır çalışma koşulları ve hak ihlalleri her geçen gün daha fazla görünür hale geliyor.   Sosyal-İş Sendikası Komisyonu’ndan Gülbin Demirel Mimaz ile Saliha Bahadırlı, marketlerde çalışan kadın işçilerin ortak sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   Çözüm: Tabandan örgütlenme   Uzun yıllar market sektöründe çalışan ve işten çıkarıldıktan sonra sendikal mücadele yürüten Sosyal-İş Sendikası Komisyonu’ndan Gülbin Demirel Mimaz, kadınların hem işverenler hem yöneticiler hem de müşteriler tarafından baskı altında olduğunu belirterek, çözümün tabandan örgütlenmekten geçtiğini söyledi.   Marketlerde kadın işçi oranının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Gülbin Demirel Mimaz, işverenlerin özellikle kadınları tercih ettiğini söyledi. Gülbin Demirel Mimaz, "Kadınlar çoğunlukla marketlerde çalışıyor, çünkü iş yerleri eve yakın oluyor ve ailelerinden izin almak daha kolay. İşverenler de bu nedenle kadın işçileri tercih ediyor. Ancak bu durum, kadınların mecburiyetler nedeniyle daha düşük ücret ve zor çalışma koşullarına razı kalmasına da yol açıyor” dedi.   Psikolojik şiddet fiziksel şiddete dönüşüyor   Marketlerde mobbing, taciz ve psikolojik şiddetin yaygın olduğunu ifade eden Gülbin Demirel Mimaz, son yıllarda fiziksel şiddetin de basın aracılığıyla kamuoyunda görünür hale geldiğini söyledi. Kadın işçilerin yoğun çalışma temposu nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını dile getiren Gülbin Demirel Mimaz, “Her hafta yeni bir şiddet vakası duyuyoruz. Bölge sorumlularının kadın işçilere fiziksel saldırıda bulunduğu olaylar yaşanıyor” diye konuştu.   ‘Ekonomik krizin faturası çalışanlara kesiliyor’   Ekonomik kriz dönemlerinde markete gelen müşterilerin tepkilerinin çalışanlara yöneldiğini söyleyen Gülbin Demirel Mimaz, “Dışarıdan baktığımızda da bugün A101'e ya da diğer yerlere ucuzluk olduğu için gidiliyor. Orada da ucuz olmadığını gördüğünde öfkeleniyor. Öfkeyi nereye aktarıyor? Mağazada, markette çalışan işçilere aktarıyor. Bir poşetin 25 kuruş olması bile ciddi bir tepki üretmişti. Çok saçma geliyordu bana. O öfke aslında geçinememe öfkesiydi ama doğru yer biz değildik” ifadelerini kullandı.   Her işi yapıyorlar ama görünmüyorlar   Marketlerde kadınların kasadan sevkiyata, temizlikten muhasebeye kadar birçok işi aynı anda yaptığını anlatan Gülbin Demirel Mimaz, buna rağmen emeklerinin değersizleştirildiğine dikkat çekti. Erkek çalışanların yönetici pozisyonlarına daha kolay getirildiğini ifade eden Gülbin Demirel Mimaz, “Bir ton karpuz taşıyoruz ama yaptığımız iş hâlâ küçümseniyor. Temizlik de yemek de kasa da kadınların sorumluluğu olarak görülüyor” dedi.   Öz savunma haklarını kullandılar   İşyerinde uğradıkları tacizlere karşı erkek yöneticilerin önlem almadığına dikkat çeken Gülbin Demirel Mimaz, taciz ve şiddete karşı kadınların öz savunma haklarını kullandıklarını söyledi. Gülbin Demirel Mimaz, "Biz bunu yöneticilere söyledik. Ama suçlu bizmişiz gibi davranıyorlardı. Taciz eden kişi mağazaya gelmeye devam ediyordu. Bir süre sonra dedik ki bunu biz çözeceğiz. Sonra kadın arkadaşlarla bir araya geldik. Aslında bir kadın komitesi gibi, yönetimden beklemek yerine kendi özsavunmamızı geliştirdik” diye belirtti.   İşverenlerin, işçilerin haklarını bilmesinin önemli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmadığını ifade eden Gülbin Demirel Mimaz, “Fazla mesaiye karşı çıkmak da eksik personel talep etmek de birlikte hareket edildiğinde sonuç veriyor. Sorunları bireysel değil, kolektif şekilde ele almak gerekiyor. İşçiler yan yana geldiğinde işveren geri adım atmak zorunda kalıyor” diye aktardı.   Gittiği her mağazada işçilerin ortak hareket etmesiyle çalışma koşullarında iyileşmelerin yaşandığını söyleyen Gülbin Demirel Mimaz, “Cesaret bulaşıcıdır. Bir mağazada kazanılan hak diğer mağazalara da örnek oluyor. Patronlar dönüşmez, dönüşümü yaratacak olan işçilerin örgütlü mücadelesidir” dedi.   Kadınlar birden fazla iş yüküyle karşı karşıya   Sosyal-İş Sendikası Komisyonu'ndan Saliha Bahadırlı ise market ve mağaza sektöründe çalışan kadın işçilerin yaşadığı sorunların diğer sektörlerden çok farklı olmadığını belirterek, ülkede kadınları çalışma yaşamından uzaklaştırmaya dönük sistematik bir yaklaşımın bulunduğunu ifade etti. Saliha Bahadırlı, “Mağazalarda ve marketlerde çalışan kadın işçiler çok uzun saatler boyunca çalışıyor, çoğu zaman yaptıkları fazla mesainin ücretini tam olarak alamıyorlar ve iş tanımı net olmadığı için bir kişi hem kasiyerlik hem depoculuk hem de temizlik gibi farklı işleri aynı anda yapmak zorunda kalıyor. Her sektörde olduğu gibi marketlerde de kadınlar taciz ve tehdit gibi durumlarla karşı karşıya kalabiliyor ancak örgütsüzlük nedeniyle kendilerini savunmakta zorlanıyorlar” dedi.   ‘Kağıt üzerinde değişiklikler yapılıyor’   Zincir marketlerde çalışan kadınların büyük bölümünün sendikasız ve güvencesiz olduğunu kaydeden Saliha Bahadırlı şunları paylaştı: “Bu sektör aslında çok geniş bir iş kolu olmasına rağmen kadın işçilerin büyük kısmı örgütsüz çalışıyor. Sendikaların bu alanlara girmesi de uzun yıllar mümkün olmadı. Bir kişinin yapması gereken işi çoğu zaman tek bir çalışan üstleniyor; kasiyer aynı zamanda depo ve temizlik işlerini de yürütüyor ve buna rağmen işten ayrılamıyor. Çünkü sürekli işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Fazla mesai ve çalışma süreleri çoğu zaman kağıt üzerinde değiştirilerek gösteriliyor. Bu nedenle kimse gerçekte ne kadar çalışıldığını denetlemiyor ve işçiler hak ettikleri ücreti alamıyor.”   ‘Sistem değişmediği sürece sorunlar devam edecek’   Kadınların iş yaşamında hâlâ ikincil konumda görüldüğünü belirten Saliha Bahadırlı, “Kadınlar çoğu yerde alt pozisyonlarda ve ucuz iş gücü olarak değerlendiriliyor, karar alma süreçlerine ise neredeyse hiç dahil edilmiyorlar. Sigortasız ve güvencesiz çalışma düzeni kadın işçileri çok ağır koşullara mahkûm ediyor ve bu sistem değişmediği sürece sorunlar devam edecek” ifadelerini kullandı.   Saliha Bahadırlı son olarak şu çağrıda bulundu: “Kadınların bu koşulları değiştirebilmesi için mutlaka bir araya gelmesi, sendikalara katılması ve ortak mücadeleyi büyütmesi gerekiyor; çünkü değişim ancak örgütlenerek mümkün olabilir."