Meci Emek Evi'nde kolektif üretim: Feretiko geleneğini sürdürüyoruz 2026-07-14 09:04:15   Melek Avcı- Azize Akoğlu   RİZE - Meci Emek Evi'nde, Feretiko geleneğini sürdürerek gelecek kuşaklara aktaran kadınlar, dayanışma ve kolektif üretimi ortaya koyarken, yarattıkları sosyal alan ile ekonomik gelirden daha çok gelişim ve dönüşümlerini sağlıyor.   Kadınlar, 2021 yılında Rize’nin Fındıklı ilçesinde kurulan Meci Emek Evinde geleneksel Rize bezini, iplikten kumaşa geçişine kadarki tüm sürecini kolektif bir emekle üretiyor. Dokuma tezgahında kumaşa dönüşen iplikler kadınların emeğiyle giysi, şal ve çanta gibi ürünlere dönüşüyor. Kooperatifin kapısında yazan “Kadın yaşam özgürlük” yazısı kadınların kolektif üretimini yansıtıyor. Kooperatif kadınlara ekonomik gelir sağlamasının yanında kadın dayanışmasının örneğini ortaya koyuyor. Lazca’dan gelen Meci kelimesi bölgede, dayanışma ve kolektif yaşam kültürü anlamına gelirken emek evi de adını bu dayanışma geleneğinden alıyor.   Kooperatifte çalışan kadınlar, kolektif emekle ördükleri çalışma kültürünü anlattı.     ‘Dayanışma ve kolektif üretimin gücünü gösteriyorlar’   Fındıklı Belediyesi çalışanı Güneş Alptekin, kadın kooperatifinin koordinasyonunda yardımcı olarak yer aldığını belirterek, 2021 yılında yedi kadının ortak bir hayal ile bir araya gelerek kooperatifi oluşturduklarını aktardı. Güneş Alptekin, “Kadınlardan bazıları halk eğitim merkezinde usta öğreticiydi. Ama orada yer alamamaları ile birlikte bir araya gelerek nasıl bir alan oluşturulabilir girişimiyle bir kooperatif aklı ortaya çıktı. Belediye başkanının da desteğiyle bu alanlar tahsis edildi, ekipmanlar sağlandı. Bu kooperatifte dayanışmayı ve kolektif üretimin gücünü gösteriyorlar. Büyük bir emek ve kendilerine yaratmış oldukları büyük bir sosyal alan da var. Kadınlar, ekonomik girişimden daha çok kendilerine yarattıkları sosyal alanla birlikte kendi gelişim ve dönüşümlerini sağlıyorlar” dedi.   ‘Burası kolektif birikime destek oluyor’   Kadınların geçmişten gelen dokumacılık mirasını geliştirdiklerini söyleyen Güneş Alptekin, dokumacılığı modernize ettiklerini dile getirdi. Güneş Alptekin, “Burada küçük büyük bir gelir de sağlıyorlar. Buranın asıl amacı, kolektif birikime destek olması. Toplumda, ahlaki değerlerimizi geçmişe nazaran kaybediyoruz. İnsan olmayı unuttuğumuz bir yer de var. Ama burada kadınlar bir araya gelerek kendi güçlerini hatırlatıyorlar. Çünkü her bir ilmekte, emekte ortaya çıkardıklarının ne kadar değerli olduğunu bir kez daha kendileri görüyorlar. Bu kooperatifi geçmişten günümüze aktardığımız feretiko dokumanın kültürel çeşitliliğimizin devamı, sürdürülebilir bir hal alması için çok önemli buluyorum” diye konuştu.   Yerel yönetimlerin önemine vurgu    Kooperatif ile dokuma kültürünün gelecek nesillere aktarılabileceğini belirten Güneş Alptekin, gençlerin buradaki üretim ağına dahil olarak farklı fikirlerle devam ettirebileceğine değindi. Yerel yönetimlerin toplumun ihtiyaçlarına göre atılacak ilk adıma kolaylaştırıcı olduğunu söyleyen Güneş Alptekin, “Belediyeler büyük ölçüde kolaylaştırıcı oluyor. Mekan tahsisi, ekipmanların toparlanması noktasında yardımcı oluyor. Başlangıçta bir sermaye gerekiyor. Bu sermayeyi de kuramayacak kişiler ise ve inançları varsa bence belediyelerin bu noktada devreye girmesi o topluluğun gelişimi için çok önemli” şeklinde konuştu.   ‘Geleneksel feretiko yaşatmaya çalışıyoruz’   MECİ Emek Evi Başkanı Emine Özgümüş şu anda 15 kadının kooperatifte yer aldığını aktararak, geleneksel ürün olan feretikoyu yaşatmak için çalıştıklarını söyledi. Emine Özgümüş, “Ninelerimiz bunu başardıysa bizde başarmak istiyoruz. Bu geleneğin sürdürülebilir olmasını istiyoruz. Kenevir bitkisinden yapılan keten iplikler var, onları dokuyarak ürün çıkartıyoruz. Sadece örtü değil, giysiler de üretiyoruz. Fındıklı'ya özgü fotamız var, eskiden bele bağlanıyormuş. Babaannelerimiz bahçeye onlarla gidiyormuş. Biz şimdi onlardan elbiseler üretiyoruz. Kültürümüz bizim için çok değerli. Geçmişini bilmeyenin geleceği olmaz. 50-60'lı dönemlerde, herkesin evinde bu feretiko için tezgahlar vardı. Şimdi biraz değişti” diye konuştu.     Bitkiden dokumaya: Feretiko   İskitler döneminde kenevir üretimiyle dokumanın Karadeniz'e geldiğini söyleyen Emine Özgümüş, kenevirlerin sonbahar aylarında iplik haline getirildiğini, iplik yapıldıktan sonra deniz kenarlarına getirilip orada beyazlatma işlemlerinin yapıldığını kaydetti. Örtü ve iç fanila olarak da kullanıldığını belirten Emine Özgümüş, 50'li dönemlerde Araplara ihraç edildiğini hatırlattı.    ‘Bireysel çalışmıyoruz amaç birlikte üretmek’   Kadınlarla kooperatifte sosyalleştiklerine değinen Emine Özgümüş, belli bir miktarda ekonomik bir kazanç elde ettiklerini söyledi. Emine Özgümüş şöyle devam etti:  “Bu geleneğimizi icra ettiğimiz için çok mutluyuz. Yapımı biraz zor ve zaman alıyor. Çağımızda her şey çok çabuk tüketiliyor. Eski zamanlarda her şeyin kıymeti vardı. İnsanlar birbirlerine değer veriyorlardı. Yaptığımız ürünlerin büyük değeri var. O yüzden bizim için çok kıymetli. Kendi geçim kaynağımızı da yan gelir olarak sağlıyoruz. Evimizdeki ihtiyaçlarımızı da karşılıyoruz. Burada ürettiğimiz için mutluyuz. Bireysel olarak çalışmıyoruz. Kadın kooperatifinin amacı da birlikte çalışmaktır.”   ‘Meci dayanışması var’   Tezgahın yapımından kumaşın ipine kadar her şeyi kadınların yaptığını söyleyen Hicriye Özsoy da, 21 yıldır bu alanda çalıştığını söyledi. Hicriye Özsoy, “A'dan Z'ye her şeyimizi kendimiz yapıyoruz. Tezgah kurulumunu, iplerin geçimini her şeyi kendimiz yapıyoruz. Yedi arkadaş burada dokuma yapıyoruz.  Dokuduklarımız,  giysi olarak, örtü olarak dikim yapan arkadaşlarımıza gidiyor. Bize maddiyat olarak katkısı var. Daha çok ruhsal yönden kendimizi burada daha iyi hissediyoruz. Meci dayanışması var, birbirimize bağlılığımız var. Bir arada terapi gibi diyelim. Burada kimin sıkıntısı varsa dertleşiyoruz aynı zamanda ürün çıkarıyoruz” diye ekledi.   ‘Gençlere miras olarak kalsın istiyoruz’   ‘Kazancımız az olsa da kendi emeğimiz olduğu için huzur içinde oluyoruz’ diyen Hicriye Özsoy, “Rize bezi bizim geleneğimiz. Daha önce ahşap tezgahlar vardı şimdi metale döndü. Biz bu geleneği bitirmek istemiyoruz. Gençlere de bunu öğretip miras olarak kalmasını istiyoruz. Gençlerden çok bir talep yok. Burayı kendimiz çeviriyoruz. Kooperatifimizde ürettiklerimizden kazandıklarımızla buraya malzeme alıyoruz” dedi.   ‘Bu tür girişimler çoğalmalı’   Bu tür mekanların çoğalması gerektiğini vurgulayan Hicriye Özsoy, “Kadınlara büyük bir özgüven geliyor. Burada çoğumuz emekliyiz.  Çoğaldıkça biz kadınlara daha bir özgüven geliyor. Özgürlüğümüz var rahat çalışabiliyoruz. İlk zamanlar bu emeği ortaya çıkardığımızı bilmedikleri için bize bir tepki ile yanaşılıyordu. Ürünlerimizi gördükçe bu bakış değişti. Daha gençken yapabilmiş olsaydık daha güçlü olabilirdik. Şimdi kendi ayaklarımızın üstünde daha iyi durabiliyoruz” diye belirtti.   Derinin kesiminden dikimine her şey elle yapılıyor   Kooperatifte deri işini yapan tek kadın olan Melahat Meydan ise 10 senedir deri işiyle ilgilendiğini söyledi. Melahat Meydan, “Daha önce Halk Eğitim Merkezi’nde çalışıyordum. Bir buçuk senedir buradayım. İçeride deri atölyemiz var. Rize bezi dokuma da yapıyorum. Çok zevkli bir iş, her aşaması güzel. Kesmesinden tutun boyamasına kadar her aşaması çok zevkli ve güzeldir.  Dikişi biz elle yapıyoruz makinası yok. Desenleri için aletlerimiz var. Arkadaş dayanışmamız güzel. Bir sıkıntımız olduğu zaman arkadaşlarla hep birlikte paylaşıyoruz. Kadın dayanışması çok güzel herkes birbirine destek oluyor. Herkesin bildiği farklı bir şey var. Örneğin bir arkadaşın çantasının sapı koptu onu yapamıyor ben onu yapıyorum, tamir ediyorum. Diğer arkadaş dikiş biliyor ben anlamıyorum o da bana yardımcı oluyor, dikilecek bir şey olduğu zaman dikiyor. Aramızda bu şekilde dayanışma var” sözlerine yer verdi.    ‘Zamanla büyüdük’   Kooperatifin kurucularından olan Meral Arslan da şunları ekledi: “Dokunan kumaşlarımızı giyime dönüştürüyoruz. Biz çıkan kumaşları dikiyoruz. Kooperatif açılmadan önce boşlukta hissettim kendimi. Bir kaç arkadaş toplanıp ‘biz ne yapabiliriz’ diye düşündük. Bir araya geldik, başkanımıza danıştık, onun desteğiyle böyle bir bina ve alan sağlandı. Biz arkadaşlarla üretim yaptık. Tabii başta bu kadar büyük değildik zamanla büyüdük, genişledik ürünlerimiz çeşitlendi. Önceliğimiz dokuma atölyesi, dokuma geçmişten geldiği için ileriye yansıtabilmek amacıyla bunu çeşitlendirdik. Bana kattığı çok şey var. Arkadaşlarla paylaşmak çok güzel. Dışarıda oturup sohbet etmek güzel. Hep iş yapmıyoruz. Eğleniyoruz da.”