Şiddeti şikâyet etti, yaşadıkları ‘sanrı’ sayıldı 2026-08-31 09:03:44   Melike Aydın    TRABZON - Boşandığı erkeğin fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kaldığını belirten E.İ., boşanmanın ardından silahlı kişilerce takip edildiğini söyledi. Defalarca suç duyurusunda bulunmasına rağmen şikâyetlerinin sonuçsuz bırakıldığını aktaran E.İ., “Ben ölmeden önce adaletin yerine gelmesini istiyorum” dedi.   Trabzon’da olan E.İ., 2017 yılında evlendiği erkekten üç ay sonra şiddet nedeniyle ayrıldı. Evliliği ve boşanma süreci boyunca fiziksel ve psikolojik şiddetin yanı sıra mal kaçırma, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması ve sistematik baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten E.İ., boşanmanın kesinleşmesinin ardından silahlı kişilerce takip edilmeye başlandığını söyledi. Can güvenliğinin tehlikede olduğunu dile getiren E.İ., savcılığa çok sayıda delil sunmasına rağmen şikâyetlerinin sonuçsuz bırakıldığını ifade ederek yetkililere çağrıda bulundu.   Şiddet gördü, malları haberi olmadan devredildi   E.İ., üç aylık evliliği boyunca boşandığı erkeğin fiziksel şiddetine uğradığını,  ziynet eşyalarına ve aracına el konulduğunu anlattı. Evlilik öncesinde Trabzon merkezde yaşama konusunda anlaşmalarına ve ortak bir konut almalarına rağmen boşandığı erkeğin ailesi tarafından köyde yaşamaya zorlandığını belirten E.İ., evinin de rızası dışında arandığını söyledi.   Şiddet nedeniyle ortak aldıkları konuta taşındığını aktaran E.İ., bu süreçte evin kendisine haber verilmeden hileli satış yoluyla boşandığı erkeğin bir akrabasına devredildiğini tespit etti. Bunun üzerine hukuki süreç başlatan E.İ., çekişmeli boşanma davasında düğün videoları, tapu kayıtları ve ziynet eşyalarının varlığını gösteren belgeleri mahkemeye delil olarak sundu.   Kişisel verileri hukuka aykırı kullanıldı   E.İ., boşandığı erkeğin Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK) çalışan bir akrabası aracılığıyla kişisel verilerine hukuka aykırı şekilde eriştiğini ve bu bilgileri “psikolojisi bozuk” iddiasıyla mahkemeye sunduğunu belirtti. Bu iddianın ardından üniversite hastanesine sevk edilen E.İ. hakkında, üç uzman psikiyatrist tarafından yapılan inceleme sonucunda ruh sağlığının yerinde olduğuna dair rapor hazırlandı. Mahkeme, boşandığı erkeği ağır kusurlu bularak E.İ. lehine maddi ve manevi tazminata hükmetti. Erkek hakkında ayrıca kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme suçundan hapis cezası verildi.   Silahlı kişilerce takip edildi   Boşanmanın Mart 2024’te kesinleşmesi ve ziynet eşyalarının Mayıs 2024’te iade edilmesinin ardından iki silahlı erkek tarafından takip edilmeye başlandığını söyleyen E.İ., boşandığı erkek hakkında verilen hapis cezası ile mal rejimi davasının başlamasının ardından takibin yoğunlaştığını belirtti. E.İ., aynı kişilerin mal rejimi davasının duruşmalarına izleyici olarak katıldığını söyledi. Cerrahi bir operasyonun ardından hastanede tedavi gördüğü sırada bu kişilerin odasının kapısına kadar gelerek kendisini gözetlediğini belirten E.İ., kişilerin hemşireler tarafından fark edilmeleri üzerine hastaneden uzaklaştığını aktardı.   E.İ., 1 Temmuz’da işe giderken bir araç tarafından sıkıştırıldığını ve kaza tehlikesi geçirdiğini belirterek olayın ardından koruma ve uzaklaştırma kararı aldırdığını kaydetti.   Şikâyetleri sonuçsuz bırakıldı   Yaşadığı baskılar nedeniyle Aydın’a tayin olduğunu anlatan E.İ., silahlı kişilerin burada da kendisini ve çalıştığı kurumu takip ettiğini söyledi. Yeniden Trabzon’a dönmek zorunda kaldığını ifade eden E.İ., takip edildiğine ilişkin fotoğraf, video ve plaka bilgilerinin yanı sıra MOBESE kayıtlarının bulunduğu yerleri de savcılığa bildirdiğini kaydetti.   Savcılığa dört ya da beş kez suç duyurusunda bulunduğunu dile getiren E.İ., dosyalarının “delil yetersizliği” gerekçesiyle kapatıldığını ve şikâyetleri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verildiğini söyledi.   Çalıştığı hastanede mobbinge maruz kaldı   E.İ., bu süreçte çalıştığı hastanede de mobbinge maruz kaldığını, görev yaptığı birimin sürekli değiştirildiğini ve sertifikası bulunmamasına rağmen Mart-Mayıs 2025 tarihleri arasında Hemodiyaliz Ünitesi’nde çalıştırıldığını belirtti.Boşandığı erkekle aynı köyden olan bir personelin tuttuğu tutanaklar gerekçe gösterilerek hakkında disiplin cezası verildiğini aktaran E.İ., hastaların beyanlarına başvurulmadığını ve kamera kayıtlarının incelenmediğini söyledi. Disiplin cezasına karşı idare mahkemesinde açtığı davada yürütmenin durdurulması kararı verildiğini belirten E.İ., üniversite eğitimini sürdürebilmek için nöbet usulüyle çalışması gerekirken hastane yönetiminin kendisini gündüz vardiyasında görevlendirdiğini ve eğitim hakkının engellendiğini dile getirdi.   Şikâyeti yerine psikolojik geçmişi sorgulandı   Şubat 2026’da annesinin rahatsızlığı sırasında yeniden takip edildiğini ve aracının sıkıştırıldığını belirten E.İ., karakola başvurduğunda görevli polisin şikâyetiyle ilgilenmek yerine kendisini “heyecanlı” olarak nitelendirdiğini, psikolojik geçmişini sorguladığını ve ailesini aradığını ifade etti.   Şikâyetlerinin ardından bir savcının, ifadesini almadan, “hayatın olağan akışına aykırı” gerekçesiyle hakkında kamu davası açtığını söyleyen E.İ., savcının, özgürlüğünün kısıtlanmasını ve ruh sağlığının değerlendirilmesi için Sağlık Kurulu’na sevk edilmesini talep ettiğini aktardı. Bir eğitim ve araştırma hastanesinde tek hekim tarafından yapılan değerlendirmede yaşadıklarının “sanrı” olarak nitelendirildiğini belirten E.İ., mahkemenin ise savcının kısıtlama talebini reddettiğini kaydetti.   ‘Ben ölmeden önce adalet yerini bulsun’   Yaşadığı şiddet ve takip nedeniyle can güvenliğinden endişe ettiğini vurgulayan E.İ., yetkililere şu çağrıda bulundu: “Ben ölmeden önce bu adaletin yerine gelmesini istiyorum. Kadın cinayetlerinde, kadın öldürüldükten sonra adaletin yerine gelmesi onu geri getirmiyor. Adalet, yaşayan insanı yaşatmak için var. Aşırı derecede korkuyorum, savunmasız durumdayım. Beni takip eden, yönlendirilen bu kişilerin acilen bulunup tutuklanmasını ve can güvenliğimin sağlanmasını talep ediyorum.”   E.İ.’nin hukuki mücadelesi sürerken koruma ve uzaklaştırma kararları da devam ediyor.