Öğrencilerden Kürtçeye ilişkin kararın düzeltilmesi talebi 2026-08-31 13:27:57     HABER MERKEZİ- Qamişlo’da öğrenciler ve aileleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Kürtçeye ilişkin kararının düzeltilmesini istedi.   Qamişlo kentinde öğrenciler ve aileleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Kürtçe eğitimine ilişkin kararına dair basın açıklaması yaptı. Qamişlo Bölge Yönetimi binası önünde öğrenciler ile ailelerinin katılımıyla yapılan açıklamayı Henan Bekir okudu. Açıklamanın ardından öğrenciler ile ailelerin talepleri, Qamişlo Bölgesi Yöneticisi Cîhan Hessamre’ye sunuldu.   Açıklamada şunlar kaydedildi:   “Bakanlığın 27 Ağustos 2026 tarihinde aldığı, Suriye Eğitim ve Öğretim Yasası’nın uygulama yönetmeliklerinde değişiklik yapılmasına ilişkin kararını değerlendirdik. Kararda özellikle Ulusal Eğitim Kurulu’na ilişkin düzenlemeler ile Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerdeki okullarda Kürtçenin haftada üç ders saati okutulmasına yönelik hükümler yer alıyor. Bu adım, Kürtçenin resmî olarak tanınması yolunda önemli bir gelişmedir. Ancak bu tanımanın, taşıdığı öneme rağmen, dil hakkının eksiksiz biçimde kullanılmasını güvence altına alacak yasal ve pedagojik düzenlemelerle geliştirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.   ‘Kürt öğrenci kendi dilinde eğitim görme hakkını kaybedemez’   Mesele yalnızca Kürtçenin bir ders olarak müfredata eklenmesi değildir. Bu mesele; eşitlik ilkesiyle, bireylerin anadillerini koruma ve anadillerinde kültürel ve eğitsel haklara sahip olma hakkıyla bağlantılı bir dil hakkıdır. Aynı zamanda çocukların ve öğrencilerin anadillerinde öğrenim görme ve bilgiye ulaşırken anadillerini kullanma hakkıyla ilgilidir. Kürtçenin öğretilmesi ile Kürtçe eğitim verilmesi arasında temel bir fark bulunduğunu düşünüyoruz. Kürtçenin haftada üç saat ders olarak okutulması ilk adımdır. Ancak bu, Kürtçenin eğitim ve bilim dili haline gelmesi için yeterli değildir. Bu karar, söz konusu hakkın ulaşacağı son aşama olarak görülmemelidir. Dil hakkının, belirli bir bölgede ‘kayda değer oranda’ Kürt yurttaşın yaşamasına bağlı coğrafi bir hak haline getirilemeyeceğini de vurguluyoruz. Yerleşim yeri değiştiğinde anadil değişmez. Kürt öğrenci, Suriye’nin neresinde bulunursa bulunsun kendi dilinde eğitim görme hakkını kaybetmez.   Şu anda okullarda eğitim gören öğrencilerin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyoruz. Yeni politikadan yararlanma hakkı, yalnızca gelecekte okula başlayacak yeni kuşaklarla sınırlandırılmamalıdır. Bugün, yıllardır anadilinde eğitim görme olanağından yoksun bırakılmış bir kuşak bulunmaktadır. Dil alanındaki mahrumiyetin etkilerinin giderilmesi; mevcut öğrencileri, yaşlarına ve eğitim düzeylerine uygun geçiş ve telafi programlarıyla kapsamalıdır. Kürtçenin güçlendirilmesinin Arapçanın dışlanması ya da değerinin azaltılması anlamına gelmediğini de vurguluyoruz. Aksine bu, öğrencinin anadilini koruyan, aynı zamanda Arapçadaki yetkinliğini ve yabancı dilleri öğrenmesini güvence altına alan iki dilli bir eğitim modelinin kurulması anlamına gelir. Böyle bir model eşitliği, toplumsal bağları ve ulusal birliği güçlendirir.   Bu nedenle taleplerimiz şunlardır:   *Bakanlığın 68/943 sayılı kararının, Kürtçenin yalnızca bir ders olarak okutulmasını düzenleyen bir karar olmaktan çıkarılarak Kürtçe eğitim hakkını güvence altına alacak bir adıma dönüştürülmesi.   *Kürt öğrencilerin anadillerinde eğitim görme hakkının Suriye’nin her yerinde güvence altına alınması; bu hakkın yerleşim yerine ya da belirli bir nüfus oranına bağlanmaması.   *‘Kürt yurttaşların kayda değer oranda yaşadığı bölgeler’ ölçütündeki bütün belirsizliklerin giderilmesi; öğrenciler arasında yaşadıkları yere göre ayrım yapılmasını engelleyecek açık ve şeffaf ölçütlerin belirlenmesi.   *Haftada üç ders saatinin, Kürtçe öğretiminin ulaşacağı son aşama olarak kabul edilmemesi.   *Kürtçenin öğretilmesinden Kürtçe eğitim verilmesine kademeli olarak geçilmesi, Kürtçe okutulan derslerin sayısının artırılması ve uygun aşamalar içerisinde iki dilli eğitim modeline ulaşılması için açık bir takvim hazırlanması.   *Şu anda okullarda bulunan öğrencilerin de yeni eğitim politikasından yararlanmasının güvence altına alınması; bu hakkın yalnızca gelecek kuşaklarla sınırlandırılmaması.   *Bütün eğitim kademelerinde, tüm ders ve bölümlerde Kürtçe eğitim verebilecek öğretmenlerin yetiştirilmesi; eğitim kadrolarının yalnızca Kürtçe dersi öğretmenleriyle sınırlandırılmaması.   *Kürtçe eğitim alanında daha önce edinilen eğitim deneyimlerinden yararlanılması; özellikle farklı alanlarda deneyim sahibi binlerce öğretmen ve eğitim emekçisinin, açık akademik ölçütler temelinde ve ayrımcılığa maruz bırakılmadan resmî eğitim sürecine katılmalarının önünün açılması.   *Gerekli bilimsel ve akademik kavramların hazırlanması ve geliştirilmesi.   *Kürt kültürü, edebiyatı, tarihi ve geleneklerinin; Suriye toplumunun kültürü ve tarihiyle bağlarını ortaya koyacak bilimsel ve dengeli bir biçimde ulusal müfredata dahil edilmesi.   *Arapçanın Kürtçeyle birlikte öğretilmesinin sürdürülmesinin güvence altına alınması; iki dilli eğitimin, bir dili diğerinden üstün tutan bir yaklaşım olarak değil, fırsat eşitliğini güçlendiren bir yöntem olarak benimsenmesi.   *Kürtçe öğretmen, araştırmacı ve uzmanların yetiştirilmesi için yükseköğretimde bölümlerin açılması; akademik kurumlarda bilimsel araştırmaların ve Kürtçe bilgi üretiminin desteklenmesi.   *Kürtçenin önemsiz ve deneme niteliğinde bir ders haline getirilmemesi; okul ve eğitim yaşamının farklı alanlarında gerçek bir varlığa sahip olmasının güvence altına alınması.   *Kürt yurttaşların dil ve eğitim haklarının anayasal ve yasal güvencelere kavuşturulması; bu hakların değiştirilebilecek ya da iptal edilebilecek idari bir karara bağlı bırakılmaması.   Kürtçenin tanınmasının önemli ve geliştirilmesi gereken bir adım olduğunu vurguluyoruz. Ancak gerçek tanıma, Kürtçenin yalnızca ders çizelgesinde yer alması değildir. Gerçek tanıma; öğrencilerin Kürtçeyi öğrenmede, kendilerini ifade etmede ve bilgi üretiminde kullanabilmesidir.   *Kürtçe eğitim konusunda 14 yılda edinilen deneyimin; uzmanları, müfredatı ve eğitim kadrolarıyla birlikte geliştirilebilecek ve ulusal düzeyde yararlanılabilecek bir eğitim birikimi olarak görülmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bu deneyim, görmezden gelinmesi gereken bir uygulama olarak değerlendirilmemelidir. Kürtçe eğitim alanında farklı uzmanlıklara ve deneyime sahip binlerce öğretmenin bulunması, sıfırdan başlamak yerine Bakanlığın daha kapsamlı bir eğitim modeli kurması için gerçek bir fırsattır.   *Dil hakkının mevcut bir hak olduğunu, ertelenebilecek bir vaat olmadığını vurguluyoruz. Düzeltici her politika, gelecek kuşaklarla birlikte bugün okullarda bulunan öğrencileri de kapsamalıdır.   *Dilsel ve kültürel çeşitliliğe saygı göstermek ulusal birliği zayıflatmaz, aksine güçlendirir. Gerçek eşitlik farklılıkların ortadan kaldırılması değil, bütün yurttaşların haklarının ayrım gözetilmeksizin güvence altına alınmasıdır.”