Amed’de ekokırıma karşı 20’ye yakın dava 2026-09-27 09:03:17   Rozerin Gültekin    AMED - Amed’de GES, maden ve petrol arama projelerine karşı yaklaşık 20 dava yürüttüklerini belirten Diyarbakır Barosu Çevre Kent Hukuku Komisyonu sekreteri Berfin Kılınç Üstün, iptal kararlarına rağmen projelerin revize ÇED raporlarıyla yeniden gündeme getirildiğini söyledi.   Devletin savaş politikası sonucu Kürdistan yıllardan beri talan ile karşı karşıya bırakılıyor. Aynı zamanda Kürdistan’da asimilasyon politikasının devamı olarak halk toprağından uzaklaştırılarak kimliksizleştirilmeye çalışılıyor. Gelinen süreçte barış tartışmaları sürse de Kürdistan’da doğaya yönelik savaş ve talan hâlâ devam ediyor. Diyarbakır Barosu Çevre Kent Hukuku Komisyonu sekreteri Berfin Kılınç Üstün, Amed’de yaşanan ekolojik kırıma dair değerlendirmelerde bulundu.   Amed’de yürütülen projeler ve verilen kararlar   Kürdistan’da çok çeşitli ekokırımların gerçekleştiğinin altını çizen Berfin Kılınç Üstün, “Hidroelektrik santralleri, güneş enerjisi santralleri (GES), maden ve petrol arama faaliyetleri gibi birçok faaliyet yürütülüyor. Son dönemde petrol arama faaliyetleri ve güneş enerjisi santralleri öne çıkıyor. Kulp’ta bu faaliyetlere karşı yoğun bir mücadele yürütüyoruz. Eski Ağaçlı’da bir GES projesi var. Buna karşı idare mahkemesinde dava açtık; ne yazık ki davayı kaybettik. Kararı üst mahkemeye taşıdık, dosya şimdi AYM’de. Kulp’un İslam köyü tarafında 4’üncü grup maden arama projesi vardı. Buna karşı açtığımız iptal davası hâlâ idare mahkemesinde görülüyor. Lice’nin Kılıçlı köyünde Dimin Madencilik tarafından yürütülen maden arama projesine ilişkin dosya üst mahkemede görülüyor. Çömçeli’de ponza taşı madeni projesi var. Yerel mahkemede davaya devam ediyoruz ve yürütmeyi durdurma kararı aldık. Çınar’da petrol arama faaliyetlerine ilişkin acele kamulaştırma kararı alınmıştı; bu kararın iptaline hükmedildi. Bu çok güzel bir kazanım. Kulp, Lice ve Genç üçgenindeki Sarım Çayı’nda bir hidroelektrik santral projesi vardı. Yerel mahkeme aşamasında iptal kararı verilmişti. Karşı taraf kararı üst mahkemeye taşıdı; dava yerel mahkemede görülmeye devam ediyor. Bilirkişi raporu lehimize geldi. Brekleyn Mağaraları gibi bir kültürel miras alanında kalker maden ocağı projesi başlatmışlardı. Orada da iptal davası açtık, mahkeme yürütmeyi durdurma kararı aldı” dedi.   ‘Ağaçları kesip GES yapmak ne kadar doğru?’   “Şirketler GES için ‘temiz enerji’ diyor ama yapıldığı yer yanlışsa temiz enerji olmuyor” diyen Berfin Kılınç Üstün, şöyle devam etti: “Dicle ilçesinde ormanlık alana yapılacak bir GES projesi var. Ağaçları kesip GES yapmak ne kadar doğru? Ne kadar doğa yanlısı bir tutum? Köylülerin birincil mera alanında yapılacak GES için ne kadar ‘temiz enerji’ diyebiliriz? İnsanları yerinden yurdundan eden projelere ne kadar ‘temiz proje’ diyebiliriz? Şirketler, projenin doğru yerde yapılıp yapılmadığına değil, ne kadar kâr edebileceklerine bakarak yer seçiyor.”   Doğa talanı revize ÇED raporlarıyla meşrulaştırılıyor   Davaların çoğunda bilirkişilerin şirketlerden yana taraflı tutum sergilediğinin altını çizen Berfin Kılınç Üstün, “Sadece hukuki süreçler yürütmüyoruz; büyük sorunlarla da mücadele ediyoruz. Yaşam alanlarının tahribatıyla ilgilenmeyip sadece şirketlerin kazançlarının nasıl artırılabileceğine odaklanan bilirkişiler nedeniyle dosyalarımızda olağan hukuki süreçleri yürütemiyoruz. Şu anda 20’ye yakın dava yürütüyoruz. Projelere ilişkin yaptığımız suç duyuruları çok yavaş ilerliyor. İki yıl önce suç duyurusunda bulunduğumuz dosyalarda hâlâ gelişme yok. İptalini sağladığımız projelerin ÇED raporlarının belli kısımları revize edilerek faaliyetlere yeniden başlanıyor. Bu genelge sayesinde şirketler, projenin iptal kararına konu olan kısımlarını revize ederek faaliyete başlıyor. En büyük sorunumuz bu. Davayı kazanmak, projeyi tamamen durdurmak anlamına gelmiyor. Halkın mücadelesi, yaşam alanına sahip çıkması bu noktada önemli oluyor. Mühürlenmesine rağmen faaliyetlerine devam eden firmalar var. Bu da bize denetim mekanizmasının zayıflığını gösteriyor. Hasandin Yaylası’nda yürütülen proje çok eski bir proje. Mahkemede, ÇED raporunun meydana gelen sel nedeniyle kaybedildiği ortaya çıktı. Buna rağmen projeyi iptal etmediler. Hukuk ayaklar altına alındı. Hukuki süreç sadece bir parça; halkın tepkisi çok önemli” diye belirtti.   ‘Topsuz, tüfeksiz özel savaş stratejisi yürütülüyor’   Ekokırımın özel savaşın bir parçası olduğunun altını çizen Berfin Kılınç Üstün, “Topsuz, tüfeksiz özel savaş stratejisi yürütülüyor. İnsanların yaşam alanlarını sermayeye açmak, onları yurdundan etmek bir savaş değil midir? Köylerimiz, dağlarımız insanların kimliğidir. Bunları insanların elinden alarak yürütülen bir savaş. Projelerin faaliyete geçmesi göçe yol açıyor. Yürütülen bir barış süreci var. Bu, yaşam alanlarımızı korumak için mücadele etmemize engel değil; mücadeleye devam etmeliyiz. Barışın içerisinde ekoloji, kadın ve yaşam da var. Ekoloji olmadan bir barış mümkün değil” dedi.   Amed’de ekokırıma yol açan şirketler   Amed’de faaliyet yürüten şirketlere ilişkin bilgi veren Berfin Kılınç Üstün, “Lice ilçesindeki Kılıçlı’da Dimin şirketi, Dicle ilçesindeki Kurşunlu’da Ölmezler Madencilik, Cisse’de VBZ İnşaat, Kervanpınar’da Zenkar şirketi, Sûr’da ise petrol arama faaliyeti yürüten Amerikalı Trans Atlantik şirketi var. Dicle Üniversitesi, kampüsü içerisinde kalan bir araziyi petrol arama faaliyeti için Sanko Holding’e kiraladı. Araziyi 750 bin lira karşılığında yedi yıllığına kiraladı. Bu şirket, Hevsel Bahçeleri içerisinde yedi yıl boyunca petrol arama faaliyeti yürütecek. Orada ortaya çıkan atıkların Dicle Nehri’ne karışması çok olası. Dicle Nehri yatağında çok sayıda kum ocağı var. Bunlar nehrin kaynaklarına zarar veriyor. Diğer yandan Dicle Nehri üzerinde HES’ler var. Bunların faaliyet yürütürken nehre belli miktarda can suyu bırakması gerekiyor. Şirketler daha fazla elektrik üretmek için buna dikkat etmiyor ve balık ölümleri yaşanıyor” ifadelerini kullandı.