‘Ortak mücadeleler' paneli: Direnişimizle zafer gerçekleşecek
- 16:12 29 Kasım 2025
- Güncel
İSTANBUL - 7 imzacı kurum öncülüğünde gerçekleştirilen “Yükselen sesler direniş, ortaklaşan mücadeleler” başlıklı panelde, “Dilimiz kültürümüz farklı olsa da dertlerimiz ortaktır. Bizler adaletin peşindeyiz. Kadınların direnişiyle zafer gerçekleşecektir” mesajı verildi.
Tevgera Jinên Azad (TJA), Zorla Kaybetmelere Karşı Avrupa Akdeniz Federasyonu (FEM-MED), İnsan Hakları Derneği (İHD), Hafıza Merkezi, Kadın Zamanı Derneği, Anadolu Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAY-DER) ve Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma, Dayanışma, Kültür ve Birlik Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde “Yükselen sesler direniş, ortaklaşan mücadeleler” başlığıyla Harbiye’deki Anarad Hığutyun binasında bir panel düzenlendi.
Panele çok sayıda hak savunucusu, kayıp yakını, Barış Annesi, kadın örgütü temsilcisi ve onlarca kadın katıldı. Ayrıca Lübnan, Mısır, Sırbistan, Cezayir, Fas ve Libya’dan akademisyenler ve aktivistler de panelde yer aldı.
İki gün sürecek panelin ilk gününde “Kadınlara yönelik baskılar ve kadın direnişi” başlığı tartışılırken, yarın yapılacak oturumda “Hafıza, adalet ve uluslararası dayanışma” konusu ele alınacak.
Panelde bugün “Kürt özgürlük mücadelesinde kadınların direnişi ve kazanımları”, “Mezarları olamayan ölüler coğrafyası”, “Zorla kaybetmeler: Adalet arayışında belgeleme ve toplumsal cinsiyet perspektifi”, “Kayıp yakınlarının adalet mücadelesi” ve “Hakikat, adalet, onarım mekanizmaları” gibi birçok başlık masaya yatırıldı.
‘Dilimiz farklı olsa da dertlerimiz ortak’
İlk oturumda konuşan Barış Annesi Nezahat Teke, “Bugün burada olmaktan mutluluk duyuyorum. Dilimiz kültürümüz farklı olsa da bugün burada bir aradayız ve dertlerimiz ortaktır. Bizler adaletin peşindeyiz. Kadınların direnişiyle zafer gerçekleşecektir” dedi.
Barış mücadelesi vurgusu!
İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, yıllardır savaşın ve çatışmanın yaşandığı bir coğrafyada yaşadıklarını dile getirerek Türkiye’de yaşanan gelişmeleri anımsattı. Oya Ersoy, “Türkiye’de bir süreç var ve bu süreç bir fırsattır. Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekiyor. Silahlar bırakıldı ama silahların susması savaşın bittiği anlamına gelmiyor. İnsan haklarıyla yüzleşmeden, ihlaller giderilmeden kalıcı bir barış olamaz. Faili meçhul cinayetleri gibi birçok insan hakları ihlaliyle karşı karşıya geldik. Her açıdan kritik bir krizin içinden geçiyoruz. Devletler ilke değerlerinden uzaklaşıyor. Coğrafyamızda insan haklarına uygun adalet, eşitlik, özgürlük ve barış ilkelerini savunmak her zamankinden daha gerekli ve zorunludur. Barış hepimizin ortak mücadelesiyle mümkün olur. Hep birlikte yaşamın her alanında mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu.
‘Savaşa, şiddete, ataerkile karşı mücadele edeceğiz’
ANYAKAY-DER İstanbul Temsilcisi Türkan Acar kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Türkan Acar, “ANYAKAY-DER olarak uzun soluklu bir mücadele yürüttük. Biz yıllardır haklarımızdan mahrum bırakıldık. Derneklerimiz kapatıldı, arkadaşlarımız şiddet gördü, katledildi ama kendi haklarımızdan vazgeçmedik. Barışı kurmak kolay değil, bunu en iyi biz kadınlar biliriz. Müzakere sürecinin kalıcı bir barışa evrilebilmesi için mücadele etmeliyiz. Tuttuğumuz yas ile iyi bir dünya kurmak için örgütlendik. Savaşa, çatışmaya, yok etmeye karşı barışı, huzuru var etmek için çalışmalıyız. ANYAKAY-DER olarak şunu çok iyi biliyoruz; yaşadığımız kayıpların ardından bir araya geldik ve sadece mücadeleyi ve barışı var etmek için bir araya geldik. Bizler her gün bir taziye evindeyiz. Yeni ölümlerin yaşanmasını istemiyoruz, barışı kurmak istiyoruz. Peki ne yapmalıyız? Örgütlü mücadelemizi güçlendirmeliyiz. Kaybettiğimiz sevdiklerimizin cenazelerini bulacağız. Savaşa, şiddete, ataerkile karşı mücadele edeceğiz” sözlerine yer verdi.
Kadın özgürlüğü
Devamında konuşan TJA aktivisti Sebahat Tuncel, “1990’lı yıllarda savaş ve çatışmanın yükseldiği yıllar, Kürt kadınlarının politikleşmesi ve mücadeleye katılımlarını sağlamıştır. Kürt kadın hareketi devletin baskı politikalarından nasibini almış; gözaltı, tutuklama, gözaltında kayıp ve devlet şiddeti ile karşı karşıya kalmıştır. Faili meçhuller, köy yakmaları, zorunlu göçün yarattığı birçok toplumsal soruna karşı mücadele etmek durumunda kalmıştır. Kürt kadınları bir yandan Kürt halkının özgürlük mücadelesinin en ön saflarında yer alırken, diğer yandan erkek egemenliğinden kaynaklı cinsiyetçi politikalara, kadına yönelik şiddete karşı mücadele etmiştir. Kürt kadınları açısından barış en temel gündemlerden birisi olmuştur” dedi.
Sebahat Tuncel, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni hatırlatarak sözlerine şunları ekledi: “Mecliste kurulan komisyonda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmesi ile birlikte yeni bir dönem başlamıştır. Silahların susması, barış ihtimali önemlidir. Ancak silahların susması tüm sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Kürt halkının dilinin, kimliğinin ve kültürünün hukuki güvenceye alınması için önümüzde uzun bir mücadele süreci var. Kürt halkının eşitlik ve özgürlük mücadelesi 1990’lı yıllardan bu yana büyük emek ve bedellerle yürütülüyor ve önemli kazanımlar da elde edilmeyi başarmıştır” dedi.
‘Jin, Jiyan, Azadî’
Sebahat Tuncel, devamında şu ifadeleri kullandı: “Savaş ve çatışma yoğun bir şekilde yaşanırken bir yandan da direnişin ve mücadelenin büyüdüğünü görüyoruz. Ve bu direnişin öncülerinden biri de kadınlardır. Halkın, kadınların direniş ve mücadelesi her dönem devlet şiddeti ile karşılaşmaktadır. Gözaltı, tutuklama, devlet şiddeti… Bugün yüzlerce Kürt kadını politik nedenlerle cezaevinde. Kadınlar hem cezaevinde mücadeleyi sürdürüyor hem de cezaevinden çıktıklarında bıraktıkları yerden mücadeleye katılıyor.
Kürt mücadelesinde ve Kürt özgürlük mücadelesinde yer alıp bedel ödemeyen çok az insan var. Kimisi çocuklarını kaybetti, kimisi eşini kaybetti. Kimisinin çocukları hâlâ cezaevinde ve savaşlardan en çok etkilenen kesim ise yine kadınlar oluyor. 50 yıllık mücadelede kadınlar örgütlü mücadele ile önemli kazanımlar elde etti. Bugün dünyanın her yerinde ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganı dillendiriliyorsa, bu Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinin geldiği düzeyi gösteriyor. Tabii Kürt kadınlarının mücadelesinde Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlük çizgisinin önemli bir rolü olduğunu belirtmek gerekir. Kadınların özgür olmadığı toplumların özgür olamayacağı tespiti ve mücadelede kadın özgürlüğünü stratejik olarak ele alması toplumsal değişim ve dönüşümde önemli bir etkisi olmuştur. Gelinen aşamada yeni bir süreç içerisindeyiz. Kürt kadın hareketi olarak daha önceki barış süreçlerinde de önemli sorumluluklar üstlendik. Bugün de Kürt kadınları barış mücadelesinin bir parçasıdır. İçinde olduğumuz süreçte odaklanan silahların susmasıdır. Bu önemlidir ancak yeterli değildir. Bugün konuştuğumuz yüzleşme ve adalet sağlanmış değildir; daha doğrusu konuşulmuyor. Dünya deneyimlerinden farklı bir süreç işliyor. O nedenle önümüzdeki süreçte hepimize çok iş düşüyor.”
İhlaller
Hafıza Merkezi Başkanı Emel Ataktürk, “Bütün kayıplara ilişkin düzenleme ve çalışma varsa tamamı kayıp yakınlarının mücadelesinin bir ürünüdür. Her gün devletlere sorumluluklarını hatırlatmak için mücadele etmek gerek. Her gün insan hakları hareketi içerisinde mücadele yürütmemiz gerek. Kadınlar, LGBT+’lar ve hak savunucuları birçok şiddete maruz kalıyor. Toplumsal cinsiyet perspektifi, mücadele alanlarını nasıl genişleteceğimizi düşünmemiz gerekiyor. Türkiye’de birçok kuruluşta mücadelenin toplumsal mücadele ağının güçlendirilmesi tartışılıyor. Mücadele ederken bunu daha güçlendirmek gerekmektedir” dedi.
Soykırım coğrafyası
Daha sonra konuşan Avukat Eren Keskin şunları dile getirdi: “İçinde bulunduğumuz coğrafya soykırım coğrafyasıdır. Bütün sorunlarımızın temelinde bir soykırım coğrafyası olmasından kaynaklıdır. Yüzyılın en büyük soykırımı bu coğrafyada yaşandı. Buna karşı direnen tek kesim Kürtler oldu. Soykırım pratikleri hâlâ devam ediyor. Faillerin ortaya çıkarılmaması, inkârın devam etmesi, gözaltına kaybedilmelerin de soykırımın devam ettiğini gösteriyor. Tam da bu noktada herkesin mücadele etmesi gerekiyor.”
‘Dosyaların birçoğu zaman aşımına uğradı’
Söz alan siyasetçi Ayla Akar Ata, devletin cezasızlık politikalarına işaret ederek, “Devletin refleksi cezasızlığı ortaya çıkarıyor. Failin devlet olmasının bir takım sonuçları var. Gözaltında kaybetmelerin yaşanması, köy boşaltmaları gibi birçok pratiği var. Devletin güvenlik birimleri var. Devletin güvenlik güçlerinden birinin adı JİTEM’dir. 1990’lı yıllarda birçok faili meçhul olay yaşandı ve hâlâ da kayıpların akıbeti bilinmiyor. Devlet istemeden bir hakikat sürecine ulaşmak ne yazık ki mümkün değil. Savcılıklara yapılan bütün başvuruların tamamı zaman aşımına uğradı” diye belirtti.
Panel yarın devam edecek
Panelin devamında hem Türkiye’de hem de birçok ülkeden gelen kayıp yakınları söz aldı. Kadınlar, savaş ve çatışmalarda kadın mücadelesi ve kadın direnişine ilişkin söz kurdu. Daha sonra aktivistler söz aldı. Panel konuşmalarla devam ederken son olarak Dargeçit belgeselinin gösterimi izletildi.
Panel, yarın ikinci gününde devam edecek.







