Leyla Şaylemez mezarı başında anıldı 2026-01-09 16:29:38   MERSİN – Paris’te katledilen Leyla Şaylemez, mezarı başında anıldı. Anmada konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Türkiye ve Fransa’nın sessiz işbirliğine dikkat çekerek, cezasızlık politikalarının son bulması ve onurlu bir barış için yüzleşmenin şart olduğunu vurguladı.   Paris’te 9 Ocak 2013’te katledilen Leyla Şaylemez, Mersin’de bulunan kabri başında 13’üncü yılında anıldı. Anmaya Adana ve Mersin Demokratik Kurumlar Platformu bileşenleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu ve DEM Parti milletvekilleri ile çok sayıda kişi katıldı. Açıklama öncesinde yapılan yürüyüşte sık sık “Şehit namirin”, “Jin, jiyan, azadî” sloganları atıldı. Daha sonra Leyla Şaylemez’in mezarı başına gelen kitle, başta Paris Katliamı’nda katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez şahsında Kürt kadın mücadelesinde yaşamını yitiren tüm kadınlar için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.   ‘Türkiye ve Fransa Devleti’nin sessiz iş birliği’   Anmada ilk olarak söz alan Halide Türkoğlu, Leyla Şaylemez’in Kürt kadın hareketi içerisindeki mücadelesinde önemli görevler üstlendiğini ifade ederek, katliamın Kürt halkının özgürlük mücadelesine ve kadınların özgürlük arayışına yönelik sistematik bir mesaj taşıdığını belirtti. Halide Türkoğlu, “13 yıl boyunca, ilk günden bugüne öfkemiz hâlâ diri. Hafızamız var, mücadelemiz var ve bu öfke her geçen gün büyümeye devam edecek. Bizler hatırlamak zorundayız, çünkü hesap soruyoruz. Katliamı gerçekleştirenlerin sadece bir tetikçinin yakalanması üzerinden değil, bunu kimlerin, nasıl organizeli bir şekilde hayata geçirdiğini sorguluyoruz. Türkiye Devleti ile Fransa Devleti’nin sessiz bir iş birliği söz konusu oldu. Bu katliamı aydınlatmamak için, devlet güvenliği adı altında dosyayı kapatmak için her seferinde uğraştılar. Bu cezasızlık politikasının kaynağının nereden geldiğini çok iyi biliyoruz. Kürdü inkâr edenler, ona bu coğrafyada eşit yaşam hakkı tanımak istemeyenler, Kürt’ün hukukunu inkâr edenlerin kendisi, bu katliamları gerçekleştirerek cezasız kalacaklarını bilerek aslında bu savaş politikasında ısrar ettiler” diye konuştu.   ‘Türkiye hesap sorma politikasını devreye sokmalı’   2013 yılının, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la yürütülen görüşmeler kapsamında bir çözüm yılı olduğunu belirten Halide Türkoğlu, aynı yıl Kürt kadınlarının hedef alınmasının, çözüm sürecini bilinçli biçimde savaş konseptine sürüklemeye dönük bir müdahale olarak geliştiğini vurguladı. Kürt kadınlarının ulus devletlerin politikaları doğrultusunda sistematik biçimde hedef hâline getirildiğini dile getiren Halide Türkoğlu, “Eğer Kürt kadınlarını katlederseniz ve cezasızlık politikalarıyla da bunu günbegün büyütürseniz, Kürt özgürlük mücadelesini geriye götüreceklerini sandılar. Bu topraklarda bir barışın inşa edilmemesi için elinden geleni yapıyor bu zihniyetin kendisi. Kürt kadınlarının katledilmesine karşı mücadelemizi yükseltmek zorundayız. Madem ki onurlu bir barışta herkes ısrar ediyor, Türkiye Devleti de buna dair artık hesap sorma politikasını devreye koymak zorundadır. Cezasızlık politikasının olduğu yerde toplumsal ve onurlu bir barış inşa edilemez” şeklinde konuştu.   ‘Bu mirası hep birlikte büyüteceğiz’   Kürt kimliğini ve kadınları yok sayan anlayış üzerinden gelişen tüm katliamlarla yüzleşilmesi ve bunun hesabının verilmesi gerektiğini belirten Halide Türkoğlu, ancak bu koşullarda ülkede gerçekten onurlu ve eşit bir barışın inşa edilebileceğini vurguladı. Halide Türkoğlu, şöyle konuştu: “Bizler ne olursa olsun bunun mücadelesini yükseltmek zorundayız. Leyla Şaylemez’in geleceğe dair yürüttüğü mücadeleyi, geçmişten bugüne gençlik mücadelesini model almak zorundayız. Sara yoldaşın her zaman direndiği ve ‘hep bir kavgaydı’ dediği yaşamını model almak zorundayız. Fidan Doğan’ın diplomasi yaparken kadın özgürlük mücadelesini büyütmek için, Kürt halkının özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesini büyütmek için yürüttüğü enternasyonel mücadeleyi bugün dünyada Kürt kadınları onun şahsında öğrendiler. Ve o model hepimize örnek olmak zorunda. Her bir yoldaşımızın bırakmış olduğu bu mirası hep birlikte büyüteceğiz. Bir yandan hesap soracağız, anacağız, hatırlayacağız ama aynı zamanda o tahayyül ettiğimiz özgür ve eşit yaşamın geleceğini bu yüzleşmeyle hayata geçireceğiz.”