Abdullah Öcalan’a Özgürlük Arap İnisiyatifi'nden açıklama 2026-02-15 14:37:06   HABER MERKEZİ - Komploya karşı açıklama yapan Abdullah Öcalan’a Özgürlük Arap İnisiyatifi, "Bölgede kalıcı barış ve güvenlik için Kürt sorununun demokratik siyasi çözümleri, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasıyla doğrudan bağlantılıdır” dedi.   Abdullah Öcalan’a Özgürlük Arap İnisiyatifi, 15 Şubat 1999 Komplosu’nun 27’nci yıldönümü vesilesiyle bir açıklama yaptı. Açıklamada, fikir ve felsefenin bastırılamayacağı, halklar arasındaki işbirliği temelleri üzerine kalıcı bir istikrarın inşa edilemeyeceği vurgulandı.   Açıklamanın başında şunlar ifade edildi: "Modern Ortadoğu tarihinin en kritik ve tehlikeli olaylarından biri üzerinden 27 yıl geçti. 1998 sonbaharında, Suriye’de uygulanan baskı ve sınır dışı edilme sürecinin ardından, Abdullah Öcalan, NATO öncülüğünde (özellikle ABD ve İsrail) gerçekleştirilen uluslararası bir komplo sonucu 15 Şubat 1999’da kaçırıldı. Bu komplo yalnızca Abdullah Öcalan’a yönelik değildi, aynı zamanda Kürt halkına ve bir fikir ile siyasi projeye karşı da yapılmıştı."   Yıllar içinde komplonun iç savaş çerçevesinde sıradan bir olay olmadığının kanıtlandığı belirtilen açıklamada, "Ancak bu komplo, halkların kardeşliği ve ulusal ve dini bileşenler arasında ortak bir yaşam temelinde demokratik bir yol inşa etme girişimlerini engellemeyi amaçlayan, Ortadoğu'nun daha geniş çaplı bir yeniden yapılandırılmasının parçasıydı" diye belirtildi.   Komplonun izleri farklı biçimlerde çıkıyor   Açıklamada komplonun uluslararası boyutlarının farklı güçler aracılığıyla sürdüğü vurgulanarak, “27 yıl sonra bile aynı komplonun izleri farklı biçimlerde ortaya çıkıyor. Türk devleti ve diğer güçler, 6 Ocak komplosu ile başlayan süreç üzerinden Kuzey ve Doğu Suriye’de Özerk Yönetim projesine karşı tasfiye saldırıları başlattı. Bu proje, Abdullah Öcalan’ın demokratik ulus anlayışı, merkezsizleşme ilkesi ve Kürt, Arap, Süryani ile diğer topluluklar arasında eşit bir toplumsal sözleşme kurma fikirlerinin bir ürünüdür" denildi.   Barış ve Demokratik Toplum süreci hedefte   Açıklamada, Özerk Yönetim projesine ve eşit yaşam hedefine yönelik saldırının, aynı zamanda Barış ve Demokratik Toplum sürecini de hedef aldığı hatırlatıldı. 27 Şubat 2025’te Önder Apo tarafından başlatılan bu süreçte Kürt halkının önemli adımlar attığı belirtilirken, Türk devletinin Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü sağlayacak ciddi adımlar atmadığı vurgulandı. Uluslararası komplonun kınandığı açıklamada, Türkiye ve komplonun diğer uluslararası aktörlerinin, komplonun başlıca sorumluları olduğu ifade edildi. Açıklamada, Kürt Halk Önderi’nin üzerindeki tecride de dikkat çekilerek, tecridin uluslararası hukuka ve insan hakları değerlerine aykırı olduğu belirtildi. Ayrıca, tecridin devam etmesinin Kürt Halk Önderi’nin Barış ve Demokratik Toplum sürecindeki rolünü tam anlamıyla yerine getirmesini engellediği vurgulandı.   Komplonun devamı   Açıklamada, Özerk Yönetim projesini hedef almak ve onu ortadan kaldırmaya çalışmak, komplonun ilk aşamanın devamı niteliğinde olduğu ve devlet içinde Kürt sorununun demokratik bir şekilde çözülmesini engellediği vurgulandı. Kürt-Arap ittifakını hedef almanın bölünme ve kaos projelerine hizmet ettiği, terör ve aşırılıkçılığa karşı ağır bir bedel ödeyen halklara hizmet etmediği belirtildi. Açıklamada, “Deneyim göstermiştir ki, fiziksel olarak esir almak fikirleri susturamaz. İmralı’dan çıkan fikirler duvarları aşarak Ortadoğu’daki devlet, yurttaşlık ve kimlik meselelerinin yeniden şekillenmesini sağlamıştır. Her türlü engelleme ve tecrid uygulanmasına rağmen, savaş ve krizin devam ettiği bölgelerde demokratik alternatiflerin tartışılmasını daha geniş kılmaktadır. Bölgede kalıcı barış ve güvenlik için Kürt sorununun demokratik siyasi çözümleri, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasıyla doğrudan bağlantılıdır.” denildi.   Açıklamanın sonunda “Önder Apo’yu, fiziki esir almakla fikir ve felsefi tasfiye edilemez" vurgusu yapıldı.