Wan’dan sürece ortak talep: Önderliğimiz özgür olmalı 2026-10-22 09:01:57   Nazlıcan Nujin Yıldız   WAN - Sürece dair mikrofonumuza konuşan kadınlar, barışın sağlanmasının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ve siyasi tutsakların özgürlüğüne, Kürtlerin en temel haklarının sağlanmasına, devletin somut adımlar atmasına ve Kürt halkının birliğine bağlı olduğunu vurguladı.   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat 2025’te yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından başlayan süreç devam ediyor. Gelinen aşamada birçok gelişme yaşanırken Kürt halkı, sürecin olumlu sonuçlanabilmesi için gerekli adımların atılması gerektiğini dile getiriyor. Abdullah Öcalan’ın çağrısının ardından başlayan sürecin kendileri açısından nasıl ilerlediğine dair Wan’ın Rêya Armûşê (İpekyolu) ve Şax (Çatak) ilçelerinde kadınlara mikrofon uzattık.   Mikrofonumuza konuşan kadınların talepleri de ortak. Kadınlar, barışın sağlanması için devletin somut adımlar atması gerektiğine işaret ederken, Kürt halkının birliğinin de sürece büyük oranda etki edeceğini belirtti. Kadınların öncelikli talebi ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve siyasi tutsakların özgürlüğünün sağlanması oldu.   ‘Artık ölüm olmayacak, en önemlisi bu’   Çavreş Ayvar: “Barışın olmasını hepimiz istiyoruz. Artık anneler ağlamasın. Ne Kürt annesi ne Türk annesi ağlamasın. Barış için devletin de adım atması gerekiyor. Benim de eşim cezaevinde, oğlum cezaevinde. Biz en çok bunun için istiyoruz. Barışın olmasını en çok cezaevlerinin boşaltılması için istiyoruz. Yani barışa herkes sevinecek. Artık ölüm olmayacak. En önemlisi bu bence.”   Zahide Arslan: “Ben artık barışın sağlanmasını istiyorum. Artık kan dökülsün istemiyorum, annelerin yüreği yanmasın ve biz Kürtler de haklarımızı alalım. Devletin artık somut adımlar atması lazım. Bizim yaptığımız gibi onların da adım atması gerekiyor. Haklarımızı vermeleri gerekiyor, Kürt halkı özgürlüğüne kavuşmalı. Örneğin ben Türkçe bilmiyorum, gittiğim yerlerde zorlanabiliyorum. Biz artık bu konuda da özgür olmak istiyoruz.”   ‘Kürt halkının birlik olması lazım’   İpek Şimşek: “Bence en büyük adım Kürtlerin birlik olması. Eğer birlik, beraberlik istiyorsak, barış istiyorsak Kürt halkının beraber olması lazım, birlik olması lazım. Devletin de adaletli olması, haklarımızı vermesi gerekiyor. Kürt halkının da söz hakkının olması gerekiyor. Atılması gereken en önemli adımlardan biri de cezaevlerinin boşaltılması. Tecavüz failleri hepsi dışarıda dolaşıyor. Ama özgürlük hakkında bir söz söyleyen kişilerin hepsi cezaevinde. Diğerleri serbestçe dolaşıyor. Buna da bir çözüm gerekiyor. Diğer konu da Kürtçe eğitim. Bazen Kürtçe ders veriyorlar ama eğitimin çoğunlukla Kürtçe olması gerekiyor. Hepimiz Kürt’üz, buradakilerin çoğu Kürt. Biz barış istiyoruz. En doğal haklarımızı istiyoruz. Burada özgürce Kürtçe konuşabilmek istiyoruz. Kıyafetlerimizi özgürce giymek istiyoruz.”   ‘Barış davadır’   Meryem Demirtaş: “Bu bizim davamız ve biz davamızın arkasındayız. Barış davadır. Biz cezaevindeki tutsaklarımızı bekliyoruz, artık onların özgür olması gerekiyor. Ne suçları var? Neden hâlâ içerideler? Bunun için barış diyoruz. Kürt halkı bir olmalı. Kürtler her yerde, dünyanın her yerinde varız ama bu konuda yokuz. PKK silahlarını bıraktığını söyledi ama bunun üzerine devlet ne yaptı?”   ‘Ben okulu bıraktım çünkü kendi Kürtlüğümü yaşayamıyorum’   Melike Şimşek: “Ben süreci pek iyiye yorumlamıyorum çünkü Abdullah Öcalan hâlâ içeride. Yani barış istiyorlarsa ilk önce onları bıraksınlar. Barış diyorlar ama hâlâ özgürce konuşamıyoruz. Hâlâ özgürce istediklerimizi yapamıyoruz. Ben şimdi bir açıklama yapsam, sabahında içeri alıyorlar, konuşamıyoruz. Okullarda Kürtlere yönelik kötü yorumlarda bulunuyorlar. Ben okulu bıraktım bunun için. Niye? Çünkü benim ana dilim bana öğretilmiyor. Benim ana dilim bana öğretilmiyorsa okumamın da bir anlamı yok. Ben okulu bıraktım çünkü kendi Kürtlüğümü yaşayamıyorum. Ben lisenin başında okulu bıraktım. Çünkü Kürtlere çok ağır ithamlarda bulunuyorlardı.   Ben okulda Kürtçe konuşamıyorum. Uyarıyorlar hemen, ‘Kürtçe konuşma’ diyorlar. Ben Kürtçe konuşamayacaksam niye okul okuyorum? Ya da kendi ırkımı savunamayacaksam ben neden bu ülkede yaşıyorum ki? Mesela Abdullah Öcalan. Barış süreci var ama hâlâ onu içimizde göremiyoruz. Bu barışı başlatan kişi, barışın en çok olmasını isteyen kişi hâlâ içeride. Barışta samimilerse ilk önce içerideki tutsakları bıraksınlar. Okullarda da Kürtçe eğitim hakkını versinler. Çünkü bizden sonraki nesil belki Kürtçeyi hiç bilmeyecek. Çünkü biz bile şu an kendi dilimizi özgürce konuşamıyoruz. İlerideki nesil hiç konuşamayacak belki de. Kürtçe yok olacak belki de. Bunu istemiyoruz. Kürtçe konuşulsun. Kürtçe şarkılar devam etsin. Yani hâlâ zulüm altındayız aslında. Artık anneler ağlamasın. Gençler özgürce yaşasın. Ben bunu istiyorum.”   ‘Biz savaş değil, barış istiyoruz’   Hanife Semo: “Biz savaş değil, barış istiyoruz. Biz kimsenin ölmesini istemiyoruz. Hepsi bizim çocuklarımız. Hepimiz kardeşiz. Benim bir oğlum şehittir, bir oğlum cezaevinde. Buna rağmen ben barış istiyorum, savaş istemiyorum. Tüm tutsakların da özgür olmasını istiyorum. Özellikle Önderliğimizin özgürlüğünü istiyoruz. Eğer o özgür olmazsa, olmaz. Çünkü o bizim Önderliğimizdir. Devletin cezaevlerinin kapılarını açmasını istiyoruz. Benim barışa inancım var ama bazen umudum kırılıyor. Oğlumun görüşüne gidiyorum, o bize bu sürece dair umutlu olmamız gerektiğini, inanmamız gerektiğini söylüyor. ‘Yüreğinizi ferah tutun’ diyor. Devlet de buna göre adım atmalı. Önderliğimizin özgürlüğünü, devletin adım atmasını, tutsakların özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz ki barış olsun.”   ‘Barışın geleceğine inanıyoruz’   Şükran Semo: “Barış istiyoruz, süreç de ilerliyor ama adım atılması lazım. Önderliğimiz başta olmak üzere tutsakların özgür olması gerekiyor. Biz Kürtler olarak yapılması gereken her şeyi yaptık. Biz barış sağlansın, her iki taraf da rahatlasın istiyoruz. Gençler yaşamlarını yitirmesin, daha fazla şehit vermeyelim. Devletin atacağı adımlar barış için olmalı ki bizler de mutlu olalım, inanalım. Çocuklarımız özgür olsun. Örneğin süreçle birlikte çocuklarımızın kendi dillerinde eğitim görmelerini istiyoruz. Kürtçe eğitim almalarını istiyoruz, bu hakkın çocuklarımıza verilmesini istiyoruz. Haklarımızı istiyoruz. Biz bu sürece inanıyoruz. Barışın geleceğine inanıyoruz.”   ‘Annelerimizi hiç yüreği rahatlamış bir halde göremedik’   Derya Semo: ”İki yıldır bir süreç var. Bunu ilk olarak Bahçeli dile getirmişti. İki yıldır herhangi bir çatışma yok, savaş yok. Bu süreç olumlu ilerlerse ve sonuçlanırsa en çok annelerimiz için iyi olacak, biz gençler için iyi olacak. Tutsaklarımız var, şehitlerimiz var, yaşamını yitirenler var. Biz artık kimsenin tutuklanmasını, yaşamını yitirmesini istemiyoruz. Annelerimizin gözü hep yaşlı. Biz daha annelerimizi hiç yüreği rahatlamış bir halde göremedik, mutlu göremedik. Bunu görmek bizi de çok üzüyor. Bu süreç ilerleyecekse ilk olarak cezaevindeki tutsakların bırakılması lazım. Bir de artık ayrım yapılmasını istemiyoruz. Karadeniz tarafına gitmiştik ve orada faşist yaklaşımlar gördük.   Biz Kürt’üz. Okulda bize Türkçe eğitim verilmesi zorumuza gidiyordu. Biz Kürt’üz, neden bize Türkçe eğitim veriyorlar diye düşünüyorduk. Türkçe eğitim varsa Kürtçe eğitim de olsun. Barışa olan inancım bu süreçle birlikte biraz olsun arttı ama biz sürecin olumlu sonuçlanmasını istiyoruz. Bunun yanında süreci Önderlik başlattı ama o özgür olmadan olmaz. Biz Önderliğimizin özgür olmasını istiyoruz. Artık barış istiyoruz, annelerimizin ağlamasını istemiyoruz.”