Avrupa’da ortak mücadele zemini için ilk adım 2026-10-26 12:39:09   HABER MERKEZİ - Köln’de bir araya gelen Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumlar, farklılıklarını koruyarak ortak bir mücadele zemini oluşturma iradesini açıkladı. Kurumlar, Avrupa’daki ilerici, devrimci ve demokratik güçleri kuruluş sürecine katılmaya çağırdı.   Avrupa’da barış, demokrasi, eşitlik ve emek mücadelesini ortaklaştırmak amacıyla 17 Ekim’de Almanya’nın Köln kentinde bir araya gelen Türkiyeli ve Kürdistanlı 25 siyasi ve toplumsal kurum, toplantının sonuç metnini açıkladı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) merkezinde gerçekleştirilen toplantıda, siyasi gelişmeler ve geçmiş ortak mücadele deneyimleri değerlendirilerek sürekliliği olan bir dayanışma ve koordinasyon oluşturulması kararlaştırıldı.   Toplantı; Avrupa Devrimci Demokratik Komün İnisiyatifi (ADDKİ), Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK), Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği (AGEB), Antiemperyalist Lig (AIL), Enternasyonal Mücadele Kolektifi (EMK), Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK), Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AVEG-KON) ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin (SYKP Avrupa) çağrısıyla düzenlendi.   İki ana gündem başlığı altında yürütülen tartışmalarda dünya, Avrupa ve Türkiye’deki siyasi gelişmeler, halkların ve emekçilerin çıkarlarının savunulması, geçmiş deneyimlerden çıkarılabilecek dersler ve ortak mücadelenin örgütlenme biçimleri ele alındı. Sonuç metninde, Avrupa’da yaşayan Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmen halkların ortak sorunlarına karşı birlikte mücadele etmesinin ve dayanışmayı güçlendirmesinin zorunlu olduğu vurgulandı.   Savaş politikalarına karşı enternasyonal dayanışma   Açıklamada, emperyalist merkezlerin çıkarları doğrultusunda yayılan savaş ve çatışmaların, yeni bir dünya çapında paylaşım savaşının zeminini güçlendirdiği belirtildi. Savaşların bedelini halkların, ezilenlerin, emekçilerin, kadınların ve doğanın ödediğine dikkat çekilerek kaynakların silahlanmaya aktarılmasının yoksulluğu derinleştirdiği ve halkların temel ihtiyaçlarını geri plana ittiği kaydedildi. Dünya genelinde ve Avrupa’da yükselen sağ ve faşist hareketlerin savaş politikalarıyla birlikte güç kazandığı ifade edilen açıklamada; militarizm, ırkçılık, cinsiyetçilik, göçmen ve mülteci düşmanlığı ile doğa düşmanlığının birbirini beslediği vurgulandı. Bu politikalara karşı mücadele eden emekçilerin, göçmenlerin, kadınların, ezilen halkların ve inanç topluluklarının kriminalize edildiği, örgütlü direniş odaklarının tasfiye edilmek istendiği belirtildi.   Barış, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerinin, bu sorunları yaratan egemen güçlerden beklenemeyeceği belirtilen metinde, ezilen ve emekçi halklar arasındaki bağların güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Hindistan’dan Fransa’ya, Amerika’dan Avrupa’ya, Yemen’den Rojava’ya uzanan direniş deneyimlerinin birbirinden kopuk kalmaması, deneyimlerin paylaşılması ve enternasyonal dayanışmanın geliştirilmesi çağrısı yapıldı.   Baskılara karşı mücadeleleri buluşturma çağrısı   Türkiye’de AKP-MHP iktidarının dünyadaki otoriter ve gerici dalgadan güç alarak mevcut yönetim sistemini kalıcılaştırmaya çalıştığı değerlendirmesine yer verilen açıklamada, muhaliflere yönelik baskıların sürdüğü belirtildi. Emekçilerin ve ezilenlerin yoksulluk, yasaklar, şiddet ve tutuklamalarla karşı karşıya bırakıldığı kaydedildi.   İşçilerin, emekçilerin, aydınların, sanatçıların, demokratik kurumların ve siyasi muhalefetin üzerindeki baskıların, toplumsal muhalefeti susturmayı ve örgütlü mücadeleyi zayıflatmayı hedeflediği ifade edildi. Alevilerin ve Kürtlerin eşit yurttaşlık talepleri ile kolektif haklarının yok sayıldığı belirtilen açıklamada, kadınların şiddet ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı, çocukların korunmadığı, doğanın ve hayvanların yaşam hakkının hiçe sayıldığı vurgulandı. İktidarların, yaşadıkları krizlere çözümü silahlanma ve savaş politikalarında aradığı kaydedildi.   Bu saldırıların yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığı, küresel sermayenin ve otoriter siyasi güçlerin muhalifleri tasfiye etmeye yönelik politikalarının parçası olduğu ifade edildi. Türkiye’deki mücadele ile Avrupa’da ve dünyanın farklı bölgelerinde yürütülen mücadeleler arasında dayanışma kurulması ortak görev olarak tanımlandı.   Kürt sorununun demokratik çözümü   Toplantıda özel olarak ele alınan başlıklardan biri de Kürt sorununun demokratik çözümü oldu. Sonuç metninde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırarak siyasi ve demokratik mücadeleyi esas alma yönündeki kararlarına rağmen AKP-MHP iktidarının ve devletin, sürecin ilerlemesini sağlayacak adımları atmaktan kaçındığı değerlendirmesi yapıldı. Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla gelişen sürecin; siyasi tutsakların özgürleşmesi, gerilla mücadelesi yürütenlerin demokratik siyasete katılımının önünün açılması ve sürgündeki siyasetçilerin geri dönebilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi. Kürt halkının tam hak eşitliği temelinde anadil, kimlik, kültür ve örgütlenme özgürlüğü gibi kolektif haklarını kazanmasının, Türkiye’de yaşayan bütün halkların, emekçilerin ve ezilenlerin yararına olacağı vurgulandı.   Eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi isteyenlerin baskı ve şiddetle susturulmak istendiği belirtilen açıklamada, barış ve eşit yurttaşlık taleplerinin ertelendiği kaydedildi. Barış ve demokratik toplum çabalarının, iktidarın ve devletin siyasi hesapları doğrultusunda araçsallaştırılmasına karşı çıkıldığı ifade edildi. Barışın, demokrasinin ve eşit yurttaşlığın birleşik mücadeleyle kazanılabileceği vurgulandı.   Farklılıkları koruyarak ortaklaşma   Toplantının ikinci gündeminde ABDEM, HDK-Avrupa ve ADGB gibi geçmiş ortak mücadele deneyimleri değerlendirildi. Birlikte hareket etmenin ortak açıklamalarla sınırlı kalmaması gerektiği belirtilerek farklı örgütlerin, kurumların ve mücadele alanlarının süreklilik taşıyan bir dayanışma ve koordinasyon kurmasının önemi vurgulandı.   Oluşturulacak zeminin, katılımcı kurumların politik kimliklerini, örgütsel yapılarını ve mücadele programlarını ortadan kaldıran bir birlik olarak görülmemesi gerektiği kaydedildi. Ortak sorunlar ve hedefler etrafında buluşurken farklılıkların ve toplumsal hassasiyetlerin gözetilmesi, kararların ortak tartışma ve katılımla alınması, dayanışmanın somut mücadelelerle büyütülmesi gerektiği ifade edildi. Avrupa’da barış, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve emek mücadelesi veren güçleri buluşturacak birlikteliğin siyasi perspektifi, örgütsel biçimi, işleyişi ve siyaset yapma tarzının önümüzdeki dönemde yürütülecek görüşmelerle netleştirilmesi kararlaştırıldı. Kuruluş sürecini tamamlamak ve gelişmelere ortak müdahale edebilmek amacıyla katılımcı kurumların yer alacağı ortak bir iletişim grubu kurulması da karara bağlandı.    ‘Ortak mücadeleyi büyütmek zorundayız’   Açıklama, şu çağrıyla son buldu: “Köln’de attığımız ilk adımın, Avrupa’da ve Türkiye’de yürütülen demokratik mücadelelerle ve dünyanın farklı bölgelerindeki direniş odaklarıyla buluşmasını hedefliyoruz. Bu mücadele zemininin, farklı coğrafyalardaki halkların ve toplumsal dinamiklerin birbirini güçlendirdiği enternasyonal bir dayanışma hattının parçası olması gerektiğine inanıyoruz. Barışa, demokrasiye, temel hak ve özgürlüklere birlikte sahip çıkmak; yükselen faşizme, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, göçmen düşmanlığına, emperyalist saldırganlığa ve antidemokratik baskılara karşı ortak mücadeleyi büyütmek zorundayız. Farklı mücadele programlarımız ve örgütlenme tarzlarımız olsa da eşit, özgür ve adil bir ülke ve dünya yaratmak için sürdürdüğümüz mücadelelerde geniş bir ortak paydamız var. Bu ortak paydayı birlikte kurumsallaştırmak, kalıcılaştırmak ve büyütmek için Avrupa’daki bütün Türkiyeli, Kürdistanlı ve göçmen ilerici, devrimci ve demokratik kurumları ve kişileri kuruluş sürecimize katılmaya çağırıyoruz.”   Kurumlar    Sonuç metninde, oluşturulacak ortak mücadele zemininin kurucu bileşeni olma iradesini açıklayan kurumlar şöyle sıralandı: Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Kürt Demokratik Toplum Kongresi (KCDK-E), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP Avrupa), Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AVEG-KON), Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK), Mor Kızıl Kolektif, Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği (AGEB), Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK), Avrupa Devrimci Demokratik Komün İnisiyatifi (ADDKİ), Enternasyonal Mücadele Kolektifi, Yeşil Sol Parti Avrupa, Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB Avrupa), Avrupa Devrimci Komün Meclisleri (ADKM), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E), Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu (EFFP), Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (YJAD), Yeni Kadın ve Türkiye İnsan Hakları Derneği (TÜDAY).   İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR), Avrupa Emek-Özgürlük Cephesi, Antiemperyalist Lig (AIL) ve Roter Bund ise sürece şimdilik gözlemci olarak katılacaklarını ve çalışmaları aktif biçimde takip edeceklerini bildirdi. Önümüzdeki dönemde Avrupa’da faaliyet yürüten diğer Türkiyeli ve Kürdistanlı ilerici, devrimci ve demokratik kurumlarla görüşmelerin sürdürülmesi ve katılımın genişletilmesi hedefleniyor.