İzmir’de 25 Kasım startını verecekler: Örgütlü mücadele zamanı 2026-11-06 09:11:34   İZMİR - “Öz güç ve özgür iradeyle şimdi kadın zamanı” şiarıyla 25 Kasım çalışmalarının startını verecek olan kadınlar, Karşıyaka Meydanı’nda buluşarak erkek şiddetine karşı ortak ve örgütlü mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.   25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken, erkek egemen sistemin beslediği kadına yönelik şiddet ve kadın katliamları derinleşerek sürüyor. JINNEWS’te yayımlanan Ekim ayı şiddet çetelesine göre, en az 19 kadın ve 2 çocuk katledilirken, 18 kadın ve 6 çocuk ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadınların yaşam hakkına yönelik saldırılar, cezasızlık politikaları ve erkek egemen yargı sistemiyle birlikte sürdürülürken, şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılmaması da faillerin korunmasına zemin hazırlıyor. 25 Kasım'a giderken kadınlar, şiddetin ve katliamların değil, özgür ve eşit bir yaşamın hâkim olduğu bir dünya için mücadeleyi sürdürüyor.   Geçmiş dönem Bedlîs Belediye Eşbaşkanı Nevin Daşdemir, Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (EGE- TUHAYDER) Eşbaşkanı Ayfer Yıldırım ve Barış Annesi Behiye Yalçın, Tevgera Jinên Azad’ın (TJA) bugün 18.30’da “Öz güç ve özgür iradeyle şimdi kadın zamanı” şiarıyla Karşıyaka Çarşı girişinde düzenlenecek 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü start yürüyüşüne kadınlara katılım çağrısında bulundu.   ‘Kadınların 25 Kasım’a çok daha örgütlü gitmesi gerekiyor’   Erkek aklının, Mirabel Kardeşler’le başlayan 66 yıllık hikâyeden çok daha öncesine dayandığını belirten geçmiş dönem Bedlîs Belediye Eşbaşkanı Nevin Daşdemir, bu hikâyenin mücadeleye dönüşmesinde Mirabel Kardeşler’in tarihsel bir başlangıç oluşturduğunu söyledi. Nevin Daşdemir, “O dönem Dominik Cumhuriyeti’nde Mirabel Kardeşler’in çalışma koşullarına karşı ortak bir mücadele geliştirmeleri ve bunun sonucunda vahşice katledilmeleriyle birlikte, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dünyanın her yerinde sahiplenilen bir mücadele gününe dönüşüyor. Erkek aklı dönüşüp değişmiyor. Ancak kadınların mücadelesine bırakılmış önemli bir miras var. Bu miras, kadınların ortak bir tutum geliştirmesi, bu tutum temelinde hareket etmesi ve sokaklara çıkmasıdır. Bu yönüyle 25 Kasım’ı yalnızca bir gün olarak değerlendirmemek gerekiyor. Yaşamın her alanında, hemen her gün bu mücadeleyi örgütlü kılmak gerekiyor. Bizler, özellikle Kürt kadınları olarak bunun mücadelesini gerçekten veriyoruz. Erkek egemen zihniyetin dönüşmesi noktasında ciddi bir çabamız ve gayretimiz var. Ancak elbette amacımız ve hedefimiz, yalnızca bizimle ya da sol-sosyalist kadın yapılarıyla sınırlı bir mücadele yürütmek değil. Daha örgütlü, daha kapsayıcı ve yaşamın her alanında kendisini örgütleyebilen bir kadın iradesini ortaya çıkarmak istiyoruz. Bence biz kadınların 25 Kasım’a çok daha örgütlü, mücadeleyi çok daha güçlü kılan bir yerden gitmesi gerekiyor. Erkek aklının en çok korktuğu kadın profili, örgütlü kadın profilidir. Çünkü burada, var olan eşitsizlikler karşısında diz çökmeyen bir iradeden söz ediyoruz. Bu nedenle kadınlara karşı olabildiğince öfkeli bir tutum sergileniyor” dedi.   ‘Yargının dönüşmesi ve değişmesi gerekiyor’   Gülistan Doku’dan İpek Er’e, Rojin Kabaiş’ten yakın zamanda İzmir’de polis nişanlısı tarafından katledilen avukat Özge’ye uzanan örneklere dikkat çeken Nevin Daşdemir, kadınlara yönelik şiddetin ve katliamların derinleştiğini kaydetti. Nevin Daşdemir, “Her kadın katliamının, her kadın ölümünün arkasında mutlaka bir erkek iktidarı bulunuyor. Öyle ya da böyle, o kadının hayatına kötülüğüyle sirayet etmiş, yaşam koşullarını zorlaştırmış ve ona bir yaşam alanı tanımamış bir erkek iradesinden söz ediyoruz. Maalesef bu erkek aklını koruyan bir sistem gerçekliği de var. Oysa eşit koşulların sağlandığı, hak ve hukukun gerçekten işlediği, adaletin tesis edildiği bir yargı sistemi, başka kadınların katledilmesini önleyecek caydırıcı bir tutum sergilemeli. Ancak bugün iyi hâl indirimleriyle ya da beraat kararlarıyla karşılaşıyoruz. Bu nedenle bir an önce dönüşmesi ve değişmesi gereken bir yargı sisteminden söz ediyoruz. Bu meseleyi siyasallaştırmak, toplumsal ve siyasal mücadelenin temel başlıklarından biri hâline getirmek gerekiyor. Bunun için de kadınların bu noktada mutlaka ortak bir tutum alması gerekiyor” sözlerini kullandı.   ‘Mücadeleyi ortaklaştırdığımız 25 Kasım’larda buluşalım’   Kadınların 6 Kasım’a örgütlü mücadelelerini ortaya koyarak geldiğini ifade eden Nevin Daşdemir, son olarak şunları söyledi: “İradelerimizi ortaklaştırarak güçlü bir mücadele ruhuyla gidiyoruz. İzmir özelinde de başlangıcımızı saat 18.30’da yapmış olacağız. Bütün kadınların farklılıklarını da yanlarına alarak bu mücadeleye katılmalarını diliyor ve umuyoruz. Hep birlikte sesimizi yükseltelim. Kadın katliamlarına, kadın kırımlarına, ekolojik talana ve yıkıma karşı bir olalım, birlikte olalım ve ortak mücadele edelim. Ve tabii ki ‘Jin, jiyan, azadî’ diyorum. Mirabel Kardeşler’in mücadelesiyle 66 yıl önce başlayan mücadele ruhu, elbette bugüne kadar ulaştı ve bizlere çok daha örgütlü, çok daha mücadeleci bir miras bıraktı. Dünyanın neresinde olursak olalım, biz kadınlar birbirimize ses olmalıyız, birbirimize güç vermeliyiz. İçinde bulunduğumuz bir demokratik toplum süreci var. Biz kadınların bu sürece de mutlaka güç katması, bu süreci ortaklaştırması gerekiyor. Çünkü yaşadığımız her acı hepimizin acısıdır. Hiçbiri diğerinden bağımsız değildir. Benim yaşadığım acı da İstanbul’da yaşayan bir annenin acısı da başka bir yerde yaşayan bir kadının acısı da birdir. En nihayetinde dokunduğumuz vicdan aynıdır. Bu nedenle meseleye sesimizi yükselten, barışı kesinlikle talep eden ve dillendiren bir yerden bakmak gerekiyor. Şiddeti konuştuğumuz değil, mücadeleyi konuştuğumuz; mücadeleyi ortaklaştırdığımız 25 Kasım’larda buluşalım.”   ‘Cezaevlerinde direnen arkadaşların mücadelesi alanlarda duyurulmalı’   Barışın konuşulduğu dönemde kadınların da sürecin öznesi olmasını istediklerini vurgulayan Ayfer Yıldırım, 25 Kasım’a giderken kadınların alanlarda olmasını, mücadelelerini ve taleplerini alanlarda dile getirmesini önemsediklerini söyledi. Şiddetin giderek derinleştiğine değinen Ayfer Yıldırım, “Hapishanelerdeki kadın arkadaşlarımızın durumuna ilişkin çok ciddi sıkıntılarımız var. Şiddetin her türünü ne yazık ki orada da görebiliyoruz. Hasta ve yaşlı kadın arkadaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimi bir şekilde engelleniyor. Başlangıçta küçük görünen bir hastalık, gerekli müdahaleler yapılmadığında zamanla çözümsüz bir hâle dönüşebiliyor. Bir yandan da eril yargı sistemiyle karşı karşıyayız. Çünkü tahliye edilmesi gereken tutsakların tahliyeleri ertelenerek bu sistemin içerisinde tutulmaları sağlanıyor. Üstelik tutsak arkadaşlarımız genellikle ailelerinden uzaktaki hapishanelerde tutuluyor. Ailelerin onları ziyaret edebilmesi hem maddi hem de manevi açıdan ciddi sıkıntılar yaratıyor. Hatta birçok arkadaşımızın aile üyeleri, onları ziyarete gelirken yolda trafik kazası geçirerek hayatını kaybetti. Bu da şiddetin en korkunç biçimlerinden biri. Kadına yönelik şiddet her yerde; ancak hapishanelerde çok daha ağır bir boyutta yaşanıyor. Çünkü kadınlar orada seslerini dışarıya duyurmakta da büyük zorluk çekiyorlar. Bu nedenle 6 Kasım akşamı saat 18.30’da Karşıyaka’da başlangıcını yapacağımız bu mücadelenin, barış sürecinin ve içinde bulunduğumuz dönemin ruhuna da uygun olması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle hapishanelerde direnen, mücadele eden, tahliye zamanı gelmiş arkadaşlarımızın seslerinin de alanlarda duyurulmasını istiyoruz” dedi.   ‘Kazanımlarımızı elde edene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz’   Kadına yönelik şiddetin politik olduğunu sözlerine ekleyen Ayfer Yıldırım, kadınları Karşıyaka Meydanı’nda bir araya gelerek şiddete karşı ses yükseltmeye çağırdı. Ayfer Yıldırım, “Erkek adalet sistemi olarak tanımladığımız bu sistem, kadınlara şiddet uygulayanları adeta ödüllendirdiği için erkek egemen zihniyetin temsilcileri kendilerini son derece rahat hissediyor. Bu zihniyet, savaş koşullarında dahi görülmeyecek boyutlarda kadın kıyımlarına yol açabiliyor. Bizi bugün bu noktaya getiren de bu anlayış. Meselenin neden politik olduğunu buradan da anlayabiliyoruz. Erkek egemen sistemin, yargı sistemi aracılığıyla kendisini nasıl yeniden ürettiğini ve beslediğini de bu şekilde görebiliyoruz. Ancak bütün bunların farkında olan kadınlar olarak bu mücadeleyi, kazanımlarımızı elde edene kadar sürdüreceğiz. ‘Öz güç ve özgür iradeyle şimdi kadın zamanı’ diyerek 6 Kasım’da mücadelemizin startını veriyoruz. Karşıyaka Meydanı’nda yürüyüşümüzü gerçekleştirecek ve taleplerimizi dile getireceğiz. 25 Kasım’da da yine kadınlar olarak bir araya gelecek, sesimizi en güçlü şekilde duyurmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.   ‘Devlet katledilen kadınlar için bir adım atmalı’   Barış Annesi Behiye Yalçın da “Tüm dünyaya baktığımızda kadınların katledilmesinin normalleştirildiğini görüyoruz. Kadınlar çocuklarının önünde katledilirken hiç kimse sesini çıkarmıyor. Yargı, faillere ödül gibi cezalar veriyor. Devlet katledilen kadınlar için bir adım atmalı. Günde en az üç kadın katlediliyor. Kadınlara uygulanan erkek şiddeti ve zulüm artık son bulmalı. 6 Kasım’da kadına yönelik şiddete karşı ses yükseltmek için alanlarda olacağız. Tüm kadınlara çağrımızdır: 6 Kasım’da sokakta katliamlara karşı tek ses olalım. Bu ayın her günü kadınlar olarak sisteme, zulme, şiddete dur demek için hepimiz sokakta olmalıyız” diye konuştu.