Adalet nöbetinden topluma çağrı: Gelin birbirimize destek olalım 2026-11-07 09:03:14   AMED - Cezasızlığa ve önleyici politikaların uygulanmamasına dikkat çekilerek adalet çağrısı yapılan “Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti”ne katılanlar, “Başka bir kadının öldürülmemesi için buradayız. Sadece faili cezalandırmaya yönelik bir yargılama, bizim istediğimiz adaleti sağlamıyor. Gelin her Salı günü saat 12.30’da birbirimize destek olalım” dedi.   Kadın katliamlarına ve cezasızlık politikalarına karşı mücadelelerini sürdüren kadınlar, adalet taleplerini alanlara taşımaya devam ediyor. Bu mücadele alanlarından biri de Amed Şiddetle Mücadele Ağı tarafından 5 haftadır Diyarbakır Adliyesi önünde sürdürülen “Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti”. Nöbette, katledilen ve şüpheli şekilde yaşamını yitiren kadınların hikâyeleri kamuoyuyla paylaşılarak cezasızlık politikalarına, şiddeti önleyici mekanizmaların işletilmemesine ve kamu kurumlarının sorumluluğuna dikkat çekiliyor.    Kadınlara yönelik şiddetin yalnızca faillerin cezalandırılmasıyla son bulmayacağını vurgulayan nöbet katılımcıları, şiddetin sürmesine neden olan sistemin ve ihmali bulunan kurumların da hesap vermesi gerektiğini belirterek topluma dayanışma ve mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.   Faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiğini dile getiren avukat Evin Korkmaz Ekinci, cezasızlığa karşı sürdürdükleri nöbete herkesin katılması çağrısında bulundu. Evin Korkmaz Ekinci, “Biz nöbete devam etmek istemiyoruz. Keşke hiçbir kadının ismini okumak zorunda kalmasak. Burada sadece öldürülen kadınlar için değil, cinsel şiddete, istismara ve evinde şiddete uğrayan kadınlar için de buradayız. Yarın başka bir kadının öldürülmemesi için buradayız. Yargının verdiği kararlar cezasızlık. Failler bundan cesaret alıyor. Geçen hafta gördük ki bir kadın arkadaşımız yaralandığı hâlde tahliye kararı verildi. Şimdi can güvenliği yok. Cezasızlık her zaman bir kılıfa uydurulmaya çalışılıyor. Maktulün yargılandığı dosyaları görüyoruz. Bu yargılamalara geçit vermek istemiyoruz. Hiçbir bahane kadının öldürülmesini meşrulaştıramaz. Kadın, kolluğa gidip şiddet gördüğünü ifade ettiğinde ‘Aile içi şiddettir, olur. Eşine geri dön’ deniliyor ve geri gönderiliyor. Verilen koruma kararları da kısa süreli oluyor ve bir etki sağlamıyor. Fail, bunun biteceğini biliyor ve bittiği gün pusuda bekliyor. Elektronik kelepçe, imza ve uzaklaştırma etkili olmuyor. Failin devletten aldığı bir güç var. Bu güçle de her şeyi yapabileceğini düşünüyor. Topluma çağrımız, gelin her Salı günü saat 12.30’da birbirimize destek olalım. Yarın öldürülen çocuğumuz, annemiz, kardeşimiz olabilir. Ses çıkarmak için illa canımızın yanması gerekmiyor” ifadelerini kullandı.   ‘Duyarsızlığa tepki gösteriyoruz’   Katledilen kadınların hikâyelerini kamuoyuyla paylaştıklarını ve bunun için adalet mücadelesi yürüttüklerini dile getiren avukat Dicle Gencay, “Kadınların hikâyeleri biriciktir ama yaşanan şiddet örüntüsü her zaman aynı. Başvuruların ciddiye alınmamış olması, boşanan kadının eski eşi tarafından bitmeyen şiddete maruz bırakılması... Yani hep aynı kamu sorumsuzluğunu görüyoruz. Şiddet başvurusu olmasına rağmen önlemlerin alınmadığını, cezasızlık politikalarını görüyoruz. Şüpheli kadın ölümlerinde araştırma yapılmadan ‘intihar’, ‘düşme’ kanaatine varılıyor. Ancak şüpheli ölümlerin araştırılması gerekiyor. Kadınları katlettikten sonra kendini öldüren failler var. Burada en önemli sorunlardan birini yaşıyoruz. Çünkü failin ölmüş olması, devletin sorumluluğunun sona erdiği anlamına gelmiyor. Kadının hikâyesinin araştırılması gerekiyor. Daha önce şiddet başvurusu var mıydı? Kamunun ihmali var mı? Gereken önlemler alındı mı? Hepsinin soruşturulması gerekiyor. Fail öldü diye soruşturmanın bitirilmesi yine cezasızlık politikasıdır. Sadece faili cezalandırmaya yönelik bir yargılama, bizim istediğimiz adaleti sağlamıyor. İhmali olan kişi ve kurumların sorumluluğunu da ortaya çıkarmak istiyoruz. Nöbetlerle kadınların ses çıkarmasına yardımcı olmak istiyoruz. Kadın ölümlerine, şüpheli ölümlere karşı duyarsızlığa tepki gösteriyoruz. Yaşamını yitiren kadınlar sadece sayı değil, her birinin hikâyesi var” dedi.