‘Fatmanur ve Hifa dosyasında Ayhan Şengüler’in ifadesi dahi alınmadı’ 2026-10-22 09:09:44   Rojin Abay   İSTANBUL - Avukat Arzu Sena Topuz, edindikleri bilgiye göre Fatmanur Çelik ve Hifa İkra’nın şüpheli ölümlerine ilişkin soruşturmada Ayhan Şengüler’in ifadesinin dahi alınmadığını belirterek, kısıtlama kararının kaldırılmasını ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesini istedi.   İstanbul’da, Kur’an’a Hizmet Vakfı yöneticilerinden Ayhan Şengüler’in tecavüzüne uğrayan ve ardından faille zorla evlendirilen Fatmanur Çelik, Şengüler’in kızları Hifa İkra Şengüler’e (8) de tecavüz etmesine karşı adalet mücadelesi yürüttü. Kartal’daki Anadolu Adliyesi önünde haftalarca adalet nöbeti tutan Fatmanur Çelik, “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” sözleriyle can güvenliğinden endişe duyduğunu dile getirdi. Şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Fatmanur Çelik ve Hifa İkra’nın cenazeleri, 2 Mart’ta Zeytinburnu’ndaki Kazlıçeşme sahilinde bulundu. Fatmanur Çelik’in mücadelesi sonucunda Ayhan Şengüler hakkında “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan İstanbul Anadolu Adliyesi’nde açılan davanın karar duruşması 14 Ekim’de görüldü. Mahkeme heyeti, yargılama boyunca bir gün dahi tutuklanmayan fail hakkında beraat kararı verdi.   Beraat kararına kadın örgütlerinin tepkileri sürerken, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği üyesi ve dosya avukatlarından Arzu Sena Topuz, kararı ve yargılama sürecini değerlendirdi.   ‘Duruşma salonunda Hifa sanık gibi dinlendi’   Fatmanur Çelik’in Ayhan Şengüler tarafından tecavüze uğradığını, ailesi tarafından faille zorla evlendirildiğini ve evliliği boyunca sistematik şiddete uğradığını belirten Arzu Sena Topuz, şunları söyledi: “Fatmanur, boşanma ve ceza yargılaması sürerken kızının da istismara uğradığını doktorun ihbarı sonucu öğrendi. Somut delillere rağmen ilk başta takipsizlik kararı verildi. Baroların, sivil toplum kuruluşlarının ve siyasilerin tepkisi üzerine iddianame düzenlendi ve dava açıldı. Ancak duruşma süreci Hifa için ciddi biçimde travmatize edici oldu.    Türkiye’nin en büyük ve en donanımlı adliyelerinden biri olan Anadolu Adliyesi’nde, tüm fiziki ve idari imkânlara rağmen çocuğun travmatize edilmesinin önüne geçilemedi. Ocak 2025’teki ilk duruşmada Hifa henüz 6 yaşındaydı. Bütün karşı çıkışlarımıza rağmen, babasının da bulunduğu kalabalık salonda çocuğa uğradığı nitelikli cinsel istismar tekrar tekrar soruldu. Adeta mağdur değil, sanıkmış gibi dinlendi. Hifa’ya neden istismara uğradığında şikâyetçi olmadığı, yaşadıklarını hemen paylaşmadığı dahi soruldu. Hifa duruşmada, ‘Babam anneme zarar vereceğini söyleyerek beni tehdit etti. Sonra kâbuslarım beni rahat bırakmadı ve anlatmak zorunda kaldım’ dedi.”   ‘Çocuğun korkusu fail lehine yorumlandı’   Erkek egemen yargının keyfî gerekçelerle failleri cesaretlendirdiğini vurgulayan Arzu Sena Topuz, “Savcılık, ilerleyen aşamada beraat mütalaası verdi. Kararın dayanağı ise olayın meydana gelmesinden 1-1,5 yıl sonra ihbar edilmesi ve tanık olmamasıydı. Aile içi cinsel şiddet dosyalarında zaten bunun bir şahidi olmaz. Hifa’nın ‘Anneme bir şey yapacağından korkuyordum’ yanıtına rağmen, korkusu nedeniyle yaşadıklarını geç bildirmesi sanık lehine yorumlandı ve neticede beraat kararı çıktı. Fatmanur ise bu süreçte umudu azalsa da adalet talebini yükseltti ve mütalaadan sonra adalet nöbetine başladı” diye konuştu.   ‘Karanlık noktalar aydınlatılmadı’   Fatmanur Çelik ve Hifa İkra’nın yargılama boyunca yalnızlaştırıldığını belirten Arzu Sena Topuz, maruz bırakıldıkları baskıları şu sözlerle anlattı: “Fatmanur aslında çocuğu için işlevsel bir koruma mekanizması istiyordu. Buna rağmen mahkeme, Adli Tıp Kurumu’ndan sürekli çocuğun beyanına ilişkin rapor isteyerek çocuğu yeniden travmatize etti. Hifa sağlığını çok ciddi şekilde kaybetti, yataktan çıkamaz hâle geldi ve son aşamada şırıngayla besleniyordu. Mahkemeden eve sürekli sevk yazısı gönderiliyor, çocuğunu Adli Tıp’a götürmediği için Fatmanur suçlanıyordu. Bir yanda adliye önünde adalet nöbeti tutarken diğer yanda çocuğunu yalnız bıraktığı yönündeki ithamlara cevap vermek zorunda kalıyordu. Çocuğu için eşit sağlık ve eğitim hizmeti istiyordu ama çocuğunun gittiği okulda da kendi mahallesinde de sürekli ayrımcılığa maruz kaldı. Mahallesinde tecrit edildi, yalnızlaştırıldı. Fatmanur açıkça, ‘Duruşma gününe kadar yaşayacağımızı düşünmüyoruz’ dedi. Nitekim öyle de oldu. ‘Eğer intihar ettiğim söylenirse buna inanılmasın, şu anda intiharım söz konusu değildir’ demesine rağmen şüpheli ölümlerinin arkasındaki karanlık noktalar aydınlatılmadı.”   ‘Şüpheli ölüm soruşturmasında kısıtlama kararı’   Fatmanur Çelik ve Hifa İkra’nın şüpheli ölümlerine ilişkin Bakırköy Adliyesi’nde yürütülen soruşturmada kısıtlama kararı bulunduğunu aktaran Arzu Sena Topuz, dava sürecindeki katılma taleplerinin de reddedildiğini belirtti. Arzu Sena Topuz, “Şüpheli ölüm dosyası ile istismar dosyasının birleştirilmesi yönündeki talebimiz reddedildi. Fatmanur hayatta iken bize vekâlet vermişti. Ancak yaşamını yitirdiği için temsil yetkimizin hukuken son bulduğu gerekçesiyle dosyadan dışlandık. Mahkeme, bizlerin ve baro merkezlerinin katılma taleplerini reddedip zamanında Fatmanur’u tecavüzcüsüyle evlendiren aileye tebligat çıkardı. Yaşarken kızlarını yalnız bırakan ailenin bu davayı takip etmeyeceği açık olmasına rağmen dosyanın nitelikli takibi engellendi. Kamuoyuna açık yargılama talebimiz de ‘genel ahlak ve kamu düzeni’ gerekçesiyle reddedildi. Biz de bu hukuksuzluğu, ‘Beraat kararınızı duvara okuyun’ diyerek alkışlarla protesto ettik ve duruşma salonunu terk ettik” ifadelerini kullandı.   ‘Ayhan Şengüler’in ifadesi dahi alınmadı’   Şüpheli ölüm soruşturmasında önemli delillerin toplanmadığını dile getiren Arzu Sena Topuz, soruşturmanın şeffaf yürütülmesi çağrısında bulundu. Arzu Sena Topuz, “Ev ile olay yeri arasındaki güzergâhın araştırılması, kamera görüntülerinin incelenmesi, HTS kayıtlarının alınması ve en önemlisi Ayhan Şengüler’in ifadesine başvurulması gerekiyordu. Ancak edindiğimiz bilgiye göre şu ana kadar ifadesi dahi alınmış değil. İfadesi alınmadığı için telefon kayıtlarının incelenmesi ya da tutuklama gibi tedbirler de uygulanmıyor. Katılma talebimizin reddedilmesi başta olmak üzere tüm kararlara karşı Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dâhil bütün hukuki yolları kullanacağız” diye konuştu.   ‘Bu mücadele kamuoyunun toplumsal borcudur’   Arzu Sena Topuz, son olarak kamuoyuna şu çağrıda bulundu: “Fatmanur ve Hifa’nın sesi olmak sadece derneğimizin değil, bütün kamuoyunun onlara karşı toplumsal borcudur. Katılma taleplerimizin reddedilmesi, sesimizi yalnızca adliyede duyuramayacağımızın en açık göstergesi oldu. Ancak biz hem adalet önünde hem de toplumsal yaşamın her alanında bu talebi yükseltmeye devam edeceğiz. Şüpheli ölüm dosyasındaki kısıtlama kararı derhâl kaldırılmalı, şeffaf bir soruşturma yürütülmeli ve Ayhan Şengüler başta olmak üzere tüm şüphelilerin ifadesi ivedilikle alınmalıdır. Tüm kamuoyunu, sivil toplum kuruluşlarını ve siyasileri bu sürecin takipçisi olmaya ve davayı sahiplenmeye davet ediyoruz.”