Gülistan Doku için araştırma ve soru önergesi 2026-04-16 12:01:31   ANKARA - DEM Parti Dêrsim Milletvekili Ayten Kordu, Gülistan Doku dosyasına ilişkin meclis araştırma talebinde bulunurken, Adalet Bakanlığı'nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dêrsim Milletvekili Ayten Kordu, 5 Ocak’ta Dêrsim’de kaybettirilen ve 6 yıl sonra yeniden başlatılan soruşturmaya dair Adalet Bakanı Akın Gürlek’e soru, meclise de araştırma önergesi verdi.    Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020 tarihinde Dêrsim’de kaybettirilmesine ilişkin yürütülen soruşturmada son dönemde gündeme gelen gelişmeler, dosyanın seyrine dair yeni tartışmaları beraberinde getirdiği belirtilen araştırma önergesinde, aradan geçen altı yıla rağmen somut bir sonuca ulaşılamamış olması, buna karşılık son süreçte yedi ilde gerçekleştirilen operasyonlarda dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel dahil 13 şüphelinin gözaltına alınması, soruşturmanın ilk aşamalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret edildi.     Dosyanın yönü değişti   İlk aşamada “intihar” ekseninde ele alındığı belirtilen dosyanın bugün “cinayet” şüphesi üzerinden ilerlemesi, soruşturmanın başından bu yana izlenen hattın sorgulanmasına neden olduğu, bu değişim, yargısal sürecin hangi verilere dayanarak şekillendiği ve neden uzun süre farklı bir çerçevede ele alındığı sorularını gündeme taşıdığı kaydedildi.    Araştırma önergesinde şu ifadelere yer verildi: “Dosyaya ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialara göre, Gülistan Doku’ya ait telefonun SIM kartı adli emanete alınması gerekirken dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e teslim edildi. Ardından söz konusu SIM kartın Ankara’da bir siber çeteye verildiği öne sürüldü. Yine iddialara göre, SIM kart 18 Ocak 2020’de bir polis memuru tarafından kullanıldı ve gece saatlerinde Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarına girilerek veri silme işlemleri yapıldı. Arkadaş listelerinden kişilerin silinmesi ve dijital veriler üzerinde oynama yapıldığı yönündeki bulgular, delil niteliği taşıyan bağlantıların ortadan kaldırılmış olabileceği şüphesini güçlendirdi.”   HTS kayıtları ve para transferleri tartışma yarattı   HTS kayıtları ile banka hareketlerine ilişkin gündeme gelen iddialar da dikkat çekilen araştırma önergesinde, bir polis memuru ile dönemin vali ve koruma amiri arasında iletişim ve para transferi olduğu yönündeki bulgular, kamu gücünün delil karartma amacıyla kullanılıp kullanılmadığı sorusunu gündeme getirdiği, dosyaya ilişkin değerlendirmelerde, bu ilişkilerin bağımsız ve kapsamlı biçimde araştırılması gerektiği vurgulandı.   Kamera kayıtlarının değiştirildi   Soruşturmanın yalnızca dijital delillerle sınırlı kalmadığı, fiziki deliller üzerinde de müdahale şüphesi bulunduğu ifade edilen araştırma önergesinde, Munzur Üniversitesi’ndeki kamera görüntülerinin değiştirildiği, hastaneye ait kamera kayıtlarının manipüle edildiği ve bazı hastane kayıtlarının silindiği yönündeki iddialar, olayın daha geniş bir müdahale ağı içinde ele alınması gerektiğini ortaya koyduğu kaydedildi.    ‘Soruşturma belirli bir senaryoya yönlendirildi’   Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’nun beyanları da dosyadaki tartışmaları derinleştirildiğine dikkat çekilen araştırma önergesinde, Aygül Doku’nun olayın başından itibaren farklı kişiler üzerinden bir senaryo oluşturulduğunu ve katliamın başka bir kişi üzerine yıkılmasının planlandığını dile getirdiği anımsatıldı. Yurtdışında bulunan Umut Altaş hakkında kırmızı bülten çıkarılması ve olayın bu isim üzerinden açıklanmaya çalışılması da soruşturmanın yönlendirilmiş olabileceği yönündeki şüpheleri artırdığı ifade edildi.    Üst düzey kamu görevlileri neden soruşturulmuyor?   Dosyada en çok tartışılan başlıklardan biri de üst düzey kamu görevlilerinin adli sürecin dışında bırakıldığı yönündeki eleştiriler olduğuna vurgu yapılan araştırma önergesinde, iddiaların merkezinde yer aldığı belirtilen dönemin Tunceli Valisi ve halen İçişleri Bakanlığı bünyesinde İçişleri Başmüfettişi olarak görev yapan Tuncay Sonel başta olmak üzere, dönemin Başsavcısı, Emniyet Müdürü ve Munzur Üniversitesi yönetiminde yer alan üst düzey isimler hakkında herhangi bir işlem yürütülmemesi, kamuoyunda tepki yarattığı belirtildi.    Gülistan Doku dosyası benzer vakalar açısından da kritik   Gülistan Doku dosyasının yalnızca tek bir kayıp vakası olarak ele alınamayacağı, şüpheli kadın ölümleri ve kaybettirilme dosyalarında cezasızlık riskini görünür kılan önemli bir örnek olduğu belirtilen araştırma önergesinde,  dosyanın tüm yönleriyle açığa çıkarılmasının başta Rojbin Kabaiş olmak üzere benzer nitelikteki kadın kayıpları ve kadın katliamları bakımından da emsal olabileceği ifade edildi.  Kamu görevlilerinin sorumluluğunun açık biçimde ortaya konulmasının, hem adalet duygusunu güçlendireceği hem de benzer suçların önlenmesine katkı sunacağı vurgulandı.    Meclis Araştırma Komisyonu çağrısı   Tüm bu iddialar ve ortaya çıkan bulgular doğrultusunda, Gülistan Doku’nun kaybettirilmesine ilişkin sürecin tüm yönleriyle incelenmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması çağrısı yapılırken, katliam ve delil karartma iddialarının araştırılması, soruşturmanın başlangıçtan itibaren nasıl ilerlediğinin ortaya çıkarılması, hangi karar mekanizmalarının devrede olduğunun açığa kavuşturulması, soruşturmaya dahil edilmeyen üst düzey kamu görevlilerinin sorumluluklarının belirlenmesi ve yargı ile idari süreçlerdeki eksikliklerin tespit edilmesi istenildi.  Ayrıca kadınlara karşı işlenen ve kimi durumlarda kamusal imkanlar kullanılarak örtbas edilmeye çalışıldığı öne sürülen suçların önlenmesi için gerekli tedbirlerin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.    Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle şu sorular yöneltildi:    “*Gülistan Doku dosyasında dijital delillerin silindiği iddiaları hakkında bugüne kadar hangi adli işlemler yapılmıştır?   *HTS ve banka kayıtlarında ortaya çıkan delil karartma karşılığında para transferi yapıldığı iddiası hakkında hangi incelemeler yapılmıştır?   *Hastane kayıtlarının silindiği iddiası doğru mudur? Bu konuda herhangi bir kamu görevlisi hakkında işlem yapılmış mıdır?   *Munzur Üniversitesinde kamera kayıtlarının değiştirildiği iddiası kapsamında üniversite ve kamu görevlileri hakkında hangi işlemler yapılmıştır?   * Cinayetin yurtdışındaki başka bir şüpheli üzerine yıkılmaya çalışıldığı iddiaları kapsamında, soruşturmanın kasten yanlış yönlendirilip yönlendirilmediğine dair herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır?   * Dönemin Valisi Tuncay Sonel başta olmak üzere ve bu süreçte sorumluluğu olan dönemin Başsavcısı,  Emniyet Müdürü ve Munzur Üniversitesi Rektörü dahil üst düzey birçok kamu görevlisi tüm iddialara ve delillere rağmen neden halen soruşturma kapsamında değildir?”