‘Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit tamamen kaldırılmalı’ 2026-01-11 16:29:29   İSTANBUL-ÖHD ve MATUHAYDER cezaevlerinde hukuka aykırı ve keyfi uygulamaların son bulması talebiyle açıklama gerçekleştirdi. Açıklamada, İdare ve Gözlem Kurullarının kapatılması ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin tamamen kaldırılması çağrısında bulunuldu.   Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İstanbul Şubesi ile Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (MATUHAYDER) Maltepe cezaevi önünde tutsakların yaşadığı hak ihlallerine dönük basın açıklaması gerçekleştirdi. “infaz yakmalara son tutsaklara özgürlük” yazılı pankartın taşındığı açıklamada sık sık, “Siyaseti tuzaklar onurumuzdur”, “Zindanlar boşalsın tutsakları özgürlük“ “Biji Serok Apo” ve “Biji Berxedana Şexmeqsud” sloganları atıldı. Basın açıklamasını ÖHD İstanbul Şube yönetiminden Ali Diler okudu.    ‘Cezaevlerinde fiziki ve psikolojik şiddet arttı’   Tutsakların cezaevlerinde fiziki ve psikolojik şiddetin arttığı belirtilen açıklamada tahliyesi yaklaşan tutsakların da soyut gerekçelerle tahliyelerinin ertelendiği belirtildi. Açıklamada, “İnfaz sürelerinin belirsizleşmesi, tutsakların özgürlük, güvenlik haklarını ve adil yargılanma haklarını ihlal etmektedir. Hem Anayasada hem uluslararası sözleşmelerde özgürlüğün kısıtlanabileceği durumlar sayılmıştır. Bunun dışında hiç kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı hususu da düzenlenmiştir. Ancak cezaevlerindeki uygulamalar tutsakların koşullu salıverilmesi konusunda ne kadar keyfiyet taşıdığını göstermektedir. Kişilerin hapishaneye girdiği andan itibaren hangi koğuşta ya da hücrede kimlerle kalacağı, kimlerle spor,sohbet gibi etkinliklere çıkacağına hapishane idareleri karar vermektedir” sözlerine yer verildi.   ‘Tutsaklara pişmanlık dayatılıyor’   Maltepe Cezaevi’nde hukuksuzlukların yoğun şekilde yaşandığını belirtilen açıklamada, tutsaklara kurs ve atölye gibi ortak faaliyetlerin yaptırılmadığı, birçok temel haktan mahrum bırakıldıkları ifade edildi. Açıklamada “Gözlem Kurulunun tutsaklara ‘Pişman mısın? PKK bir terör örgütü müdür?’ gibi düşünce ve kanaatlerini açıklamaya yönelik sorular sorması; İdari ve Gözlem Kurulunun neye hizmet ettiğini açığa çıkarmaktadır.  Bu bağlamda  Sinan Bülbül, Ziya Temuçin, Eyüp Şeker, Hebun Kurt, Mehmet Sait Tuncer ve Süleyman Yiğit isimli tutsaklar  koşullu salıverilme haklarını elde etmelerine rağmen anlatılan gerekçelerle İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile tahliyelerinin ertelendiği görülmektedir” denildi.    ‘İdare ve Gözlem Kurulları kapatılmalı, hasta tutsaklar tahliye edilmeli’   Açıklamada sağlık sorunu yaşayan tutsakların gerekli tedbirlerinin yapılmadığı ve bu nedenle de hastalıklarının ilerlediği kaydedilen açıklamada, Ali Rıza Yurtdaş’ın 80 yaşında olduğu ve hastalıkları nedeniyle hapishanede yaşamını sürdürmekte zorlanmasına rağmen tahliye edilmediğine dikkat çekildi. Hak ve özgürlükleri ihlal eden İdare ve Gözlem Kurumun kapatılması gerektiğini dile getirilen açıklamada “Türkiye’de barışçıl çözüm yollarının önünü açmak için başta cezaevlerinde olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına saygılı bir süreç başlatılmalıdır. Cezaevlerinde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmeli. Devlet, Anayasa ve kanunlarda kendisine yüklenen yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getirmeli, hasta tutsakların tedaviye erişim hakkı güvence altına alınmalıdır” sözleri yer aldı.   ‘Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit sistemi kaldırılsın’   Cezaevlerindeki ihlallere karşı mücadele hattı oluşturulması gerektiği ifade edilen açıklamada “Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yapmış olduğu çağrıda belirttiği ‘demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınması’ konusundaki sözleri onun ısrarlı ve kararlı çözüm iradesini ortaya koymaktadır. Ancak gelinen aşamada hukuki düzenlemeler yapılmadığı gibi hukuki düzenlemelerin gerekliliğini ortaya koyan uygulamalar artarak devam etmektedir. Sayın Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit uygulaması, yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, Türkiye’nin demokratik geleceği ve barış süreci açısından da ciddi bir engel teşkil etmektedir. Bu çağrının karşılık bulabilmesi ancak İmralı tecrit sisteminin kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın toplumsal barışa katkı sunabileceği koşulların yaratılmasıyla mümkündür” denildi.   ‘Mücadelemize devam edeceğiz’   Ardından söz alan Halkaların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Eş Başkanı Arife Çınar da Türkiye’de, demokrasinin inşa edilmesi konusunda mücadele yürütmüş birçok insanın cezaevinde tutsak edildiğini belirterek “Kadınlar eşit ve özgür yaşasın diyoruz, çünkü Türkiye’de bunun olmadığının farkındalardı. Bu insanların cezaevinde olmasının nedeni ne? Düşüncelerinden, fikirlerinden dolayı cezaevindeler. Orada kitap okumayacaklar mı? O kitaplar sadece orada değil, dışarıda da okutulmalı. Devletin kendi yöntemlerine göre insanların cezaevinde kitap okumasını suç olarak gören bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu zihniyet şuna hizmet eder: Halkların birbirine yanaşmaması, halkların kendi kimliklerinin farkına varmaması. Bu zihniyet buna hizmet ediyor ve bugün toplumu getirdikleri aşamada maalesef ki bu olmuştur. Ama bizler mücadelemize devam edeceğiz” dedi.   Açıklama sloganlarla sona erdi.