Gönül Uzunay: Türkiye Şam’ı yönlendiren politikalardan vazgeçilmeli 2026-01-24 09:01:34   Büşra Turan   WAN - Kürt halkının mücadelesinin “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin temelini oluşturduğunu kaydeden DBP’li Gönül Uzunay, Rojava’ya yönelik saldırıların bu sürece darbe olduğunu söyleyerek, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini vurguladı.   HTŞ ve Türkiye’ye bağlı çeteler, 6 Ocak’tan bu yana Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını aralıksız sürdürüyor. Ateşkese rağmen çeteler saldırmaya devam ederken, dört parça Kürdistan’da direnişe geçen halk Rojava’ya yönelik saldırılara karşı sınırlara akın ediyor. Bölgedeki kazanımların korunması amacıyla Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından yapılan seferberlik çağrısı sonucu başlayan protesto eylemleri ve halkın öfkesi giderek büyüyor.    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Wan İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, Rojava’ya yönelik saldırılar ile sürece rağmen koşulları iyileştirilmeyen ve fiziki özgürlüğü sağlanmayan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dair değerlendirmede bulundu.   ‘Türkiye’de bir süreçten söz edebiliyorsak direnişin sonucudur’   Gönül Uzunay, Kürt halkının yıllardır kendi kimliği ve kültürel hakları için anavatanında bir mücadele yürüttüğünü belirterek, şunları ifade etti: “Yıllardır birçok katliamdan, hatta soykırım olarak nitelendirilebilecek derecede ağır baskılardan geçmemize rağmen, Kürt halkı kendi dilinden, kimliğinden ve taleplerinden asla vazgeçmedi. Yüzyıllık süreç içerisinde Kürtler ne kadar bölünmüş olursa olsun, bugün dört parçada ve dünyanın her yerinde bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Bu mücadele yalnızca kendi halkımız için değil, tüm mazlum halklar için yürütülen bir mücadeledir. Özellikle son 50 yıllık sürece baktığımızda, Sayın Abdullah Öcalan’ın öncülüğünde geliştirilen yeni paradigma ile Kürtler ve Kürdistan halkları bu özgürlük mücadelesinin öncüsü hâline gelmiştir. Keza yıllardır Bakûr Kürdistanı’nda halk mücadelesinin önemli bir parçası olmuştur. Çok ağır katliamlar ve baskılara rağmen bugün Türkiye’de bir süreçten söz edebiliyorsak, bu direnişin sonucudur.”   ‘İktidarlar, kazanımların önünü tıkamaya çalışmaktadır’   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrıyla birlikte “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin başladığını hatırlatan Gönül Uzunay, bu çağrının çok önemli olduğunu belirtti. Gönül Uzunay, “Bilindiği üzere Sayın Abdullah Öcalan, 26 yılı aşkın bir süredir İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır bir tecrit altında tutulmaktadır. Bu tecrit koşullarına rağmen, Kürt halkı ve Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan, ‘Barış ve Demokratik Toplum’ için müzakere konusunda ısrarcı olmuş, her fırsatta bunun vurgusunu yapmıştır. Özellikle 21’inci yüzyılda savaşın ve sıcak çatışmaların yeniden derinleştiği bir dönemde, Sayın Abdullah Öcalan’ın demokratik ulus temelinde Türkiye’ye yaptığı çağrı; yalnızca Kürt halkı için değil, tüm Türkiye halkları ve Orta Doğu halkları için de bir alternatif sundu. Ancak gelinen aşamada, hem emperyalist güçlerin hem de tekçi zihniyetle kendini sürdürmek isteyen devlet ve iktidarların bu çağrıya kulak tıkadığını görmekteyiz. Bugün Rojava’ya yönelik saldırılar da bu yaklaşımın bir tezahürü olarak gelişmektedir. Kürt halkı, Rojava özgünlüğünde 16 yılı aşkın bir süredir, DAİŞ’in kirli zihniyetine karşı yalnızca Kürtler için değil, tüm dünya halkları için tehdit oluşturan bu çete yapısına karşı büyük bir mücadele yürütmektedir. Buna rağmen emperyalist güçler ve tekçi, ırkçı zihniyetle hareket eden devlet ve iktidarlar, bu mücadeleyi hem Kürt halkının hem de tüm halkların ortak kazanımı olarak görmek yerine, kazanımların önünü tıkamaya çalışmaktadır” dedi.    ‘Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmalı’   Gönül Uzunay, Rojava’da kurulan modelin ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigmasıyla gelişen Rojava eksenli sistemin, bugün dünyada yaşanan büyük kriz ve kaos karşısında özgürlük, barış ve demokrasinin gerçek bir alternatifi olduğunu vurgulayarak, “Evet, günübirlik politikalarla saldırıya geçebilirler, Rojava’daki Kürtlerin kazanımlarına ve insanlığın onuruna zarar veren girişimlerde bulunabilirler. Türkiye’de, İran’da, Irak’ta ve dünyanın farklı yerlerinde bu paradigmaya karşı saldırı geliştirmeye çalışan güçler olabilir. Ancak bu paradigma, alternatif bir hakikat olarak varlığını koruyacaktır ve korumaktadır. Bu hakikatin zafere ulaşmasının ilk aşaması ise, Sayın Abdullah Öcalan’ın, bu paradigmayı geliştiren, büyüten ve tüm mazlum halklara, ezilenlere bir alternatif olarak armağan etmek isteyen bir lider olarak fiziki koşullarının iyileştirilmesidir. Artık toplumun, kadınların, gençlerin ve aydınların Sayın Abdullah Öcalan’la bir araya gelerek fikirlerini tartışabilmesi gerekmektedir. Bu nedenle Sayın Abdullah Öcalan’ın hem hukuki olarak 25 yılını doldurmuş olması hem de Türkiye’de başlatılan ve ısrarla sürdürülen ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi açısından, bu süreci fiziki özgürlüğüyle dışarıda yürütmesi gerekmektedir” sözlerine yer verdi.    ‘Türkiye Şam’ı yönlendiren politikalardan vazgeçmeli’   Rojava’da Kürt halkı nezdinde Dürziler, Aleviler, Süryaniler ve bölgedeki tüm halklara yönelik katliam ve soykırım girişimlerine karşı olduklarını dile getiren Gönül Uzunay, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigmasının özgürlük ve demokrasi hattını oluşturan gerçek bir alternatif olduğuna işaret etti. Gönül Uzunay, “Özellikle bu son süreçte Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün elzem olduğu açıktır. Bu talebin yalnızca Kürt halkı tarafından değil, tüm halklar tarafından sahiplenilmesi gerekmektedir. Bir yılı aşkın süredir Türkiye’de ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısıyla bir süreçten söz ediyoruz. Ancak bu sürecin içeriği hala tam anlamıyla doldurulmuş değildir. Halkların talep ettiği gerçek bir barış, demokrasi ve çözüm süreci henüz somutlaşmamıştır. Kürt Özgürlük Hareketi ve Sayın Abdullah Öcalan tarafından birçok adım atılmış olmasına rağmen, iktidar ve devlet tarafından atılması gereken adımlar hala atılmamıştır. Öte yandan, iki haftayı aşkın süredir Rojava’ya ve Rojava kazanımlarına yönelik, Kürt halkının direncini kırmayı amaçlayan saldırılar sürmektedir. Türkiye’nin bu süreçte fitne politikalarıyla, Kürt kazanımlarını bozmayı hedefleyen, Kürtlere karşı DAİŞ’i destekleyen ya da Kürtlere karşı Şam yönetimini yönlendiren politikalarla değil, Türkiye’de yaşayan 30 milyondan fazla Kürt’ün vatandaşlık haklarını koruyan ve Rojava’daki kardeşlerinin kazanımlarına sahip çıkan bir tutum geliştirmesi gerekmektedir. Sürecin gerekliliği budur. Çünkü bugün Türkiye’nin taraf tutmasını, Türkiye’de gelişen barış sürecine bir darbe olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Topluma düşen görev barışa sımsıkı sarılmak’   Son olarak Gönül Uzunay, Rojava’daki politikalar ve Türkiye’nin tutumu ile ilgili olarak şunları ekledi: “Başta iktidar ve Türkiye devletinin, Rojava’daki mevcut politikalarından vazgeçmesi gerekiyor. Varsa bir politika, bu politika arabuluculuk, tarafsızlık ve Kürtlerle kardeşlik temelinde yürütülmelidir. Aynı zamanda bu sürecin başarıya ulaşabilmesi ve demokratik bir cumhuriyetin inşa edilebilmesi için Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması elzemdir. Devamında hukuki ve anayasal adımların da atılması gerekmektedir. Bunun yanında devlet ve iktidarın yanında topluma da büyük rol ve sorumluluk düşmektedir. Barış ve çözüm, toplum istemeden hiçbir iktidar veya devlet tarafından basit ve kolay şekilde sunulamaz. Bu nedenle topluma düşen görev, barışa sımsıkı sarılmak ve demokrasiyi talep etmektir. Özgür ve adil bir gelecek kurmanın eşiğindeyiz. Bu fırsatı kaçırmamak gerekiyor. Bu noktada, tüm kadınlar, gençler, 7’den 70’e herkes, yalnızca Kürt halkı değil, tüm halklar bu sürece sahip çıkmalıdır. Türkiye’de başlatılan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecinin başarısı, Rojava’ya da yansıyacaktır. Diğer coğrafyalarda ve Orta Doğu genelinde de etkili olacaktır. Bu nedenle bu süreçte hem Rojava’nın kazanımlarını ve insanlığın onurunu korumak, hem de Türkiye’deki ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısına sıkı sıkıya sarılmak, insanlığın geleceğini korumaktır.”