İsrailli Ateret Shmuel: Bu iyilik ve kötülük arasındaki bir savaş 2026-01-25 09:03:38   Melek Avcı-Öznur Değer    HABER MERKEZİ - İsrailli insan hakları savunucusu Ateret Shmuel, Rojava’ya yönelik saldırılara sessiz kalamayacaklarını belirterek, “Tüm dünya Kürtlere borçlu. Bu, farklı uluslar arasındaki değil, iyilik ve kötülük arasındaki bir savaş. Batı bu mücadeleyi görmezden gelirse, sıradaki onlar olacak” uyarısında bulundu.    HTŞ çetelerinin Rojava’ya yönelik saldırılarına karşı Kuzey ve Doğu Suriye halklarının kesintisiz direnişi devam ederken, dünya da Rojava için ayakta. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından ilan edilen seferberlik çağrısına Kürdistanlı yüzlerce genç cevap vererek, yönünü Rojava’ya çevirirken, dört parça Kürdistan başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında halklar Rojava için eylem halinde. Ulusal birlik ruhuyla saldırıları direnişle püskürtmeye çalışan Kürtlerin dünyanın çeşitli ülkelerinden dostları da Rojava’ya ses olabilmek için mücadele ediyor.    İsrailli insan hakları savunucusu Ateret Shmuel, HTŞ’nin Rojava’ya yönelik saldırılarına ilişkin ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.    ‘İsrail’de halk olarak sizin yanınızdayız’   Ateret Shmuel, özgür bir Kürdistan’ın tüm Orta Doğu ve dünyanın güvenliği ve istikrarı için gerekli olduğuna inandığını söyleyerek, “Biz İsrail’de halk olarak sizin yanınızdayız. Ne yaşadığınızı görüyoruz. Halkınızın bir kez daha maruz kaldığı korkunç şiddeti görüyoruz. Kürtlerin, bir kez daha IŞİD, El-Kaide ve bölgedeki diğer tüm İslamcı terörist gruplara karşı mücadelenin en ön saflarında yer aldığını görüyoruz” sözlerini kullandı.    ‘Batı bu mücadeleyi görmezse sıradaki onlar olacak’   Batının bu mücadeleyi yeteri kadar görmediğini ya da görmezden geldiğini ifade eden Ateret Shmuel, “Sivil kayıplar şok edici ve Rojava’da olanlar hepimizi etkiliyor fakat Batı’nın bunu yeterince takdir ettiğini sanmıyorum. Onları bunu görmeye ikna etmenin bir yolunu bulmamız ve neden uluslarımızı desteklemeleri gerektiğini onlara göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Desteklemeleri gerekiyor çünkü eğer yapmazlarsa, sıradaki onlar olacak” dedi.    ‘Dünyada tanık olduğum en kötü zulümler Kürtlere yapılanlardı’   23 yıldır uluslararası insan hakları alanında çalıştığının ve şimdiye kadar tanık olduğu en kötü zulümlerin çoğunun Kürt halkına yapılanlar olduğunun altını çizen Ateret Shmul, “İster 2014’teki Êzidî soykırımı olsun, ister Türkiye’nin soykırıma dönüştürdüğü deprem, ister Kürt halkına karşı kullanılan kimyasal silahlar olsun. Bu hafızayı yaşamım boyunca yanımda taşıyorum. Ama sadece halkınızın travmasını değil, aynı zamanda direniş iradenizi ve gücünüzü de yanımda taşıyorum. Kürt kadın savaşçıların, Kürt halkının direncini, güzelliğini, neşesini, her zaman gerçeği haykırma konusundaki saf yürekli arzunuzdan sonsuz ilham alıyorum. Bunu sonsuz bir ilham kaynağı olarak görüyorum ve gittiğim her yere yanımda götürüyorum” vurgusunu yaptı.    ‘Rojava’daki zulme seyirci kalamayız’   “Rojava’da şu anda tanık olduğumuz zulüm dayanılmaz ve bizler buna seyirci kalarak kabul edemeyiz” diyen Ateret Shmuel, ABD başta olmak üzere uluslararası güçlerin müdahalesine değindi. ABD’nin Rojava’ya saldırılara yönelik etkisine vurgu yapan Ateret Shmuel, “Trump’ın görevde olduğu bu dönemde, dürüst olmak gerekirse, hiçbirimizin bizleri neler bekleyeceğini bilmediğini düşünüyorum. Çünkü Trump’ın bir şey söylerken sonra tamamen farklı bir şey yapma konusunda bir geçmişi var. 20 yılı aşkın bir süredir jeopolitikle uğraşmama rağmen bu adamın ne yapacağını kestiremiyorum ama umarım öne çıkıp doğru olanı yapar. Çünkü bunu yapmamanın sonuçları çok ağır olacaktır” şeklinde konuştu.    ‘İran’da 5 günde 50 bin kişi öldü’    Rojava’ya yönelik devam eden saldırıların yanı sıra İran ve Rojhilat’ta da rejimin halka saldırdığını anımsatan Ateret Shmuel, “İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ve Ayetullah, soykırım niteliğinde acımasızlık ve insan hakları ihlalleriyle dolu bir geçmişe sahip. İran’dan gelen rakamlar doğruysa, 5 gün içinde 50 bin kişinin öldürüldüğünü görüyoruz. Bu kadar yüksek rakamlarla tanık olduğum veya masama gelen başka bir insan hakları ihlali aklıma gelmiyor. Kimyasal silah kullanımı, gerçek mermi kullanımı, yabancı milislerin sevki, bunların hepsi kesinlikle insan hakları ihlalleridir. Bunlar uluslararası hukuka ve savaş hukukuna aykırıdır. Mesele şu ki, herkesin odak noktası İran. Şu anda herkes İran’a bakıyor ve sonuç olarak Rojava’ya da ama bu yeterli değil. İnsanlar Rojava’da olanlardan bahsediyor. Ben, Rojava’da olanların tüm dünyanın jeopolitik gerçekliği üzerinde kalıcı bir etki yaratacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.    ‘Bu iyilik ve kötülük arasındaki bir savaş’   Bir İsrailli olarak, son iki yılı aşkın süredir dünyanın değişimini izlediğinin altını çizen Ateret Shmuel, “7 Ekim’den bu yana insanları, bebekleri, kadınları öldürenler, tecavüz edenler, kölelik destekçileri ve bunlara karşı savaşanlar olarak ikiye ayrıldığını gördük. Kürtler ise her zaman buna karşı savaşanların yanında oldular. Sizler her zaman bu savaşın ön saflarında yer aldınız. Şu anda Rojava’da olanların, Rojava’nın gelecek nesiller için tüm dünyanın jeopolitik yönünü belirleyeceğine inanıyorum. Bu, farklı uluslar arasındaki bir savaş değil. Bu, iyilik ve kötülük arasındaki bir savaş” dedi.    ‘Batının parasıyla daha çok silah alıp soykırım yaptılar’   Batının yeterince para verirse soykırımcı zihniyetleri ikna edeceklerini düşünerek yanıldığını söyleyen Ateret Shmuel, bunun işe yaramadığını belirtti. Ateret Shmuel, bu parayla cihadist örgütlerin daha fazla silah alarak daha çok soykırım yaptığına işaret ederken, “El Kaide komutanının takım elbise giyip Batılı liderlerle el sıkışarak, bir şekilde ıslah olmuş gibi davranırken, aynı zamanda Suriye’deki tüm yerli halka karşı soykırım yapması iğrençtir. Suriye’de iktidara geldiği andan itibaren, önce Alevilere, sonra Dürzilere, ardından Hıristiyanlara ve Kürtlere karşı soykırım kampanyası başlattı. Birazcık sağduyu sahibi olan herkes bunun burada bitmeyeceğini anlar. Rojava’da tanık olduğumuz barbarlık ve vahşet, 7 Ekim’de burada yaşadıklarımızla karşılaştırılabilir. Kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel ve fiziksel şiddet, masum sivillere işkence ve tecavüz, sivillerin kaçırılması ve rehin alınması, yaşlılarımıza kötü muamele. Bu gelecekte olacakların habercisi. Bunu hemen durdurmazsak, yayılacaktır” uyarısında bulundu.   ‘Tüm dünya Kürtlere borçludur’   Özerk bir Kürdistan’ın sadece Orta Doğu’nun değil, tüm dünyanın güvenliği ve istikrarı için gerekli olduğuna inandığını söyleyen Ateret Shmuel, tüm dünyanın Kürtlere borçlu olduğunun altını çizdi. Ateret Shmuel sözlerini şöyle sonlandırdı: “Ancak bu borç, Kürtleri IŞİD’e terk ederek ödeniyor gibi görünüyor. Sizler savaşçılarsınız. Türk işgali altındaki Kürdistan, Irak işgali altındaki Kürdistan ve İran işgali altındaki Kürdistan’dan Rojava’daki kardeşlerinin yanına akın eden Kürtlerin videolarını izlerken heyecanlanıyorum. Çünkü şu anda dünyanın bir dönüm noktasında, uçurumun eşiğinde durduğumuzu hissediyorum. Burada işler büyük ölçüde değişmek üzere. Kürt halkının güvenliği ve egemenliği hepimizin hayatta kalması için gereklidir.”