‘Rojava’da sürdürülen savaş planlı bir yıkımdır’ 2026-01-25 21:00:09   İZMİR - HTŞ ve Türkiye destekli çetelerin Rojava'ya yönelik saldırılarına karşı DEM Parti Buca İlçe Örgütü’nün yaptığı açıklamada ‘Rojava halklarının yürüttüğü mücadele insanlığın ortak savunusudur’ denildi.   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti ) Buca İlçe Örgütü, HTŞ, DAİŞ ve Türkiye'nin desteklediği çetelerin Rojava’ya yönelik saldırılara karşı basın açıklaması düzenledi. Buca Çamlıkule Pazar Yerinde gerçekleştirilen açıklamada, “Rojava direniştir, özgürlüktür teslim alınamaz”, “Keziyen me rumeta me ye”, "Biji berxwedana Rojava” pankartları açılırken sık sık "Bıji berxwedana Rojava", "in jiyan azadî", "Kurdistangoristan ji bo faşistan" sloganları atıldı. Açıklamaya çok sayıda yurttaş katıldı. Basın metninin Kürtçesini Fatma Berfin Yıldırım, Türkçesini ise Mehmet Erkek okudu.   ‘Saldırıların amacı halkların birlikte yaşama iradesini boğmaktır’   Rojava’ya yönelik saldırıların askeri bir çatışma başlığıyla açıklanamayacak nitelik kazandığı belirtilen açıklamada, yaşananların halkların iradesini kırmayı, çok kimlikli yaşamı tasfiye etmeyi ve bölgeyi cihatçı-karanlık bir düzene teslim etmeyi hedefleyen planlı bir yıkım süreci olduğu ifade edildi. Kobanê’ye yönelik kuşatmanın sivil yaşamı doğrudan hedef alındığı vurgulanan açıklamada, “Temel yaşam ihtiyaçlarının engellenmesi, sivil alanların vurulması ve halkın nefessiz bırakılması; savaş hukukunun ihlali olmanın ötesinde, açık bir cezalandırma ve teslim alma politikasıdır. Bu tablo, insanlığa karşı işlenen suçların ağır bir biçimini oluşturmaktadır. Ortadoğu’da yürütülen bu savaş, klasik devletler arası bir çatışma değildir. Sorumluluğun dağıtıldığı, şiddetin taşeronlaştırıldığı ve cihatçı yapıların sahaya sürüldüğü yeni bir savaş düzeni devrededir. HTŞ ve benzeri yapılanmalar, isim ve biçim değiştirerek varlığını sürdüren DAİŞ ideolojisinin devamıdır. Bu yapıların Rojava’ya yöneltilmesi, barbarlığın bilinçli biçimde yeniden üretilmesidir.Rojava’nın hedef alınmasının nedeni açıktır. Burada inşa edilen toplumsal model; halkların eşitliğine, kadın özgürlüğüne ve ortak yaşama dayanmaktadır. Bu gerçeklik, tekçi, otoriter ve erkek egemen bölge siyasetleri açısından kabul edilemezdir. Saldırıların amacı yalnızca toprak kazanımı değil; bu özgürlük deneyimini ortadan kaldırmak, halkların birlikte yaşama iradesini boğmaktır” denildi.   ‘Halkların hafızası silinmek isteniyor’   Uluslararası güçlerin ve bölgesel aktörlerin tutumunun bu saldırıların sürmesine zemin hazırladı belirtilen açıklamada, “Diplomasi söylemleriyle sürdürülen bu sessizlik, fiilen suçların üzerini örtmektedir. Sessizlik tarafsızlık değildir; işlenen suçlar karşısında alınmış bir tutumdur. Türkiye’nin Suriye ve Rojava’ya yönelik politikaları da bu savaş düzeninin bir parçası hâline gelmiştir. Güvenlik gerekçeleriyle sürdürülen askeri ve siyasi müdahaleler, halkların iradesini hedef almakta; barış ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Bu yaklaşım, bölge halklarını daha fazla yıkıma ve yerinden edilmeye mahkûm etmektedir. Rojava halklarının DAİŞ barbarlığına karşı yürüttüğü mücadele, insanlığın ortak savunusudur. Bu mücadelenin tasfiye edilmesi, yalnızca Kürt halkına değil; Ortadoğu’da özgür ve eşit bir yaşam umuduna yönelmiş bir saldırıdır. Halkların hafızası silinmek istenmektedir. Buna izin vermeyeceğiz” diye belirtildi.   Açıklamanın ardından kadınlar birbirlerinin saçlarını ördü, yürüyüşün engellenmesine tepki gösteren kitle beş dakikalık oturma eylemi yaptı.