‘Rojava statüsünü kazanırsa Türkiye’de de uzlaşı olur’ 2026-02-01 09:07:23   İZMİR – HTŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Rojava’daki kazanımları ve halkı hedef almasına karşı dünya kamuoyunun Rojava’daki mücadeleyi savunması gerektiğini ifade eden kadınlar, Türkiye’de barışın sağlanması ve demokratik toplumun inşasının, Rojava’daki kazanımların korunmasına bağlı olduğunu söyledi.   HTŞ ve Türkiye’ye bağlı çeteler, 6 Ocak’ta Halep’teki Kürt mahallelerine ve ardından Rojava’ya yönelik bir saldırı başlattı. Saldırı süresince çok sayıda kişi katledilirken yapılan ateşkes anlaşmaları da birçok defa HTŞ tarafından ihlal edildi. Kürdistan ve Türkiye başta olmak üzere tüm dünya halkları saldırılara karşı sokaklara çıkarken Rojava’da da halk seferberliği ilan edildi. Öte yandan haftalardır süren halk direnişi sonucunda  Demokratik Suriye Güçleri (QSD), geçici hükümet ile yeni bir anlaşmanın imzalandığını duyurdu. QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed'in Şam’da Ahmed Şara ile yaptığı görüşmede anlaşmaya varıldığı belirtildi. Anlaşma sonucu gazetecilerin sorularını yanıtlayan Îlham Ehmed, QSD ile Şam arasında imzalanan anlaşmanın ateşkesi kalıcılaştırmayı hedeflediğini, asayiş güçlerinin yerinde kalacağını ve Türkiye’nin Efrîn’den çekildiğini, Serêkaniyê’den de çekilmesinin beklendiğini söyledi.   Yaşanan gelişmelere dair konuşan Demokratik Birlik Partisi (PYD) Başkanlık Konseyi Üyesi Foza Yusif da QSD ve Şam arasındaki anlaşmanın tek başına çözüm getirmediğini vurgulayarak “Daha önce de bazı anlaşmalar olmuştu. Tehlike ortadan kalkmadı. Her yerde tetikte olmak gerek” dedi.   6 Ocak’ta başlayan saldırılara dair konuşan kadınlar, saldırılara karşı Rojava’nın savunulması gerektiğini söyleyerek, Türkiye’de sağlanacak olan barışın, Rojava’daki duruma bağlı olduğunu belirtti.   ‘Kadınlar direnişin sembolü olmaya devam edecek’   Rojava'da hakların direniş sonucu kazanıldığını ifade eden Sosyalist Kadın Hareketi üyesi Fatmanur Güçlü, bu haklara yönelik saldırıları kabul etmediklerini ifade etti. Halkların özgürlük mücadelesinin kendi mücadeleleri olduğunu belirten Fatmanur Güçlü, “Rojava'daki Kürt halkı kendi kaderini kendisi tayin etmelidir. Kazandığı haklarını geri vermemek için mücadele etmelidir. Biz de bu mücadeleyi destekliyoruz. Her zaman direnenlerin yanındayız. Çünkü biliyoruz ki bu saldırıların hepsi tek bir yerden geliyor. Emperyalizmin kendisiyle geliyor. Biz emperyalizmin karşısındayız. Karşı olmamız gereken taraf burasıdır. Rojava bir kadın devrimiydi ve bu savaşım tarihinde de her zaman ilk hedef kadınlar oluyor. Çünkü kadının direnmesi demek o topraklardaki direnişin gerçekliğini de gösteriyor bize. Kadın mücadelesinin artmasıyla birlikte kadınlara yönelik baskılar da arttı. Bu topraklarda da arttı. Çünkü kadın namustur söylemleri, o mülkiyetin kendisini aslında kadın üzerinden tarifliyorlar ve her zaman kadın direnişçilere, kadınlara daha çok saldırıyorlar. Biz bu saldırıları da tanımıyoruz. Kadın direnişçilerin yanındayız. Kadınlar her zaman her yerde direnmeye, her zaman direnişin sembolü olmaya devam edecek” dedi.   ‘Direnen halklar kazanacak’   Türkiye’deki ırkçılık nedeniyle HTŞ’nin savunuculuğunun yapılmasına tepki gösteren Fatmanur Güçlü, “Ne zaman sıkışsalar, ne zaman bu sistem krize girse her zaman öfkeyi farklı bir yöne yöneltmeye çalışıyorlar. Odak kaydırmaya çalışıyorlar. O yüzden benim buradan herkese, tüm işçi sınıfına çağrım, hedefimizi doğru yöne yöneltelim. Bizler öfkemizi, kinimizi, bizi bu düzene mahkûm edenlere yöneltmeliyiz. Rojava halkının haklı mücadelesinin yanındayız. Rojava halkının kazanımlarının bırakılmamasının yanındayız. Bu direnişin yanındayız. Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak” şeklinde konuştu.   ‘Kadınlar olarak katliamın karşısındayız’   Mor Dayanışma Temsilciler Meclisi Üyesi Deniz Uslu da DAİŞ artığı olan HTŞ’nin bir katliam örgütü olduğuna dikkat çekerek, “Daha önce Arap Alevi halkına ve Dürzilere dönük katliam pratiklerini hep birlikte gördük. Bugün de Kürt halkına yönelik bu saldırılarının tesadüf olmadığını biliyoruz. Bölgede Kürtlerin yıllarca ilmek ilmek örerek gerçekleştirdikleri aynı zamanda bir kadın devrimi olan Rojava Devrimi’ni bastırmaya dönük saldırılardan bir tanesini emperyalist güçlerin işbirliği ile birlikte hep birlikte görüyoruz. Emperyalistler, bölgede Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesine ve kadınlar için özgürlükçü bir toplumun oluşmasına karşılar. Türkiye'de ne yazık ki bu süreci destekliyor. HTŞ güçleriyle ve asıl terörist olarak adlandırılması gereken Colani ile birlikte yan yana fotoğraflarından, birbirlerini diplomasi görüşmelerinde ağırlamalarından nasıl bir tavır aldığını da görüyoruz. Bu bir katliamdır. HTŞ'nin yürüttüğü politika tam anlamıyla bir katliamdır. Bölgede kadınların, kadın savaşçıların binalardan atıldığını, saçlarının kesildiğini, daha öncesinde köle pazarlarında satıldığını hep birlikte yaşadık, gördük. IŞİD'den biliyoruz daha öncesinden. Bizler kadınlar olarak bu katliamın tam olarak karşısındayız” sözlerini kullandı.   ‘Savaş politikası yürütülürken nasıl barış olacak?’   Türkiye halkları ve Türkiye'deki kadınlar olarak Rojava Devrimi ile dayanışmak gerektiğini sözlerine ekleyen Deniz Uslu, “Türkiye'de barışa dönük adımların atılmasını çok kıymetli buluyoruz. Kadınlar olarak zaten her zaman barışın savunucusu olduk. Barışın tarafında olduk. Dolayısıyla Türkiye'de atılan bu adımlar da kıymetliydi. Fakat bölgede savaş politikası yürütülürken Türkiye'de nasıl bir barış olacak? İki yüzlülük politikasının olduğunu görüyoruz aslında. Burada kendi sloganlarıyla terörsüz Türkiye diye bir politika yürütmeye çalışırlarken asıl terörü kendi destekledikleri HTŞ eliyle bölgedeki Arap halkına, Alevi halkına, Dürzi halkına, Kürt halkına karşı yürütüyor. Dolayısıyla Türkiye'de de bu bir güvenlik sorunu yaratıyor hepimiz açısından. Bizim temennimiz ve mücadelemiz hem Türkiye'de, hem Suriye'de, hem Rojava'da halkların, kadınların barış içerisinde, işçilerin emeklerinin sömürülmediği bir dünya içerisinde yaşamasıdır. Türkiye'de Kürt hareketine bakış ve Kürtlerin mücadelesine bakış bir turnusol kağıdı görevi görüyor aslında” ifadelerine yer verdi.   ‘Karşılarında bir kadın savaşçı görmeyi sindiremediler’   Deniz Uslu, Türkiye’deki muhalif güçlerin Suriye'de HTŞ eliyle yapılan katliamları görmezden gelmesine değinirken, “Katliamı HTŞ yürütüyor olsa dahi sırf diğer taraf Kürt halkı olduğu için ve tabiri caizse Kürtlere dönük bir alerji olduğu için Türkiye'deki çeşitli muhalif kesimlerden de bu alerjinin tarafı olarak diğer tarafta yer aldıklarını görebiliyoruz. Bu Türkiye'deki demokrasi ve barış mücadelesine de zarar verecek bir davranıştır. Dolayısıyla bütün muhalefete de çağrımız burada bölgenin kendi dinamiğiyle, kendi öz örgütlenme iradesiyle yürütülen biçimlere, yürütülen devrimci durumlara sahip çıkmasıdır. Aslında IŞİD ile başlayan süreç ve şu an kendini HTŞ olarak adlandırılan kesimin kadın düşmanı olduğunu biz daha önceki yaptıklarından da biliyoruz. Bugün de onların devamlılığıyla karşı karşıyayız. Özellikle Kürt kadınların mücadelede bu kadar aktif olmasını da sindiremediklerini düşünüyorum. Karşılarında bir kadın savaşçı görmeyi de sindiremediklerini düşünüyorum ama şunun altını çizmek istiyorum. Bu savaş gerçekten sadece oranın kaderini belirleyecek bir şey değil. Bugün bizler açısından da çok önemli. Oradaki mücadele buradaki kadınlar için de çok kıymetli bir yerde duruyor” vurgusu yaptı.   ‘Yanı başımızda bir soykırım politikası yaşanıyor’   Rojava’nın sadece Türkiye değil, bütün dünya tarafından sahiplenilmesi gerektiğinin altını çizen Deniz Uslu, “Kobanê yıllar önce de düştü düşecek dediler. Naralar atıldı ve oradaki o dinamikler örgütlü bir şekilde bunun karşısında orayı savundular. Bugün bizim de elimizden ne geliyorsa yapmamız gerekiyor. Çünkü hemen yanı başımızda bir katliam yaşanıyor. Hemen yanı başımızda bir soykırım politikası yaşanıyor. Tıpkı Filistin'de yürütülen soykırım politikası gibi. Bugün İsrail neyse HTŞ de tam olarak öyledir. Tıpkı Venezuela halkına yapılan darbe gibi. Dolayısıyla bizler açısından ezilen bütün kimlikler, bütün inançlar, bütün cinsiyetler bu demokrasi ve insanlık mücadelesinde taraf olmalıdır” dedi.   ‘Barış, Rojava’ya bağlıdır’   Rojava’ya yönelik saldırıların tüm Kürtlere yapıldığını dile getiren Halkların Eşitlik ve Demorkasi Partisi (DEM Parti) Buca Kadın Meclisi üyesi Muazzez Taraman da bu saldırılarda bir işbirliği olduğunu ve işbirlikçilerden birinin de Türkiye olduğunu vurguladı. Muazzez Taraman, saldırılarda özellikle kadınların hedef alındığını kaydederek “Bu saldırıları, biz var olduğumuz müddetçe protesto edeceğiz. Evimizde kalmayacağız. Tek bir kişi de kalsak yine Rojava'yı destekleyeceğiz. Rojava'nın yanında yer alacağız. Barış süreci de şu anlık tamamen Rojava'ya bağlıdır. Eğer Rojava bugün statüsünü kazanırsa, Rojava'da bir uzlaşı olursa Türkiye'de de uzlaşı olur. Zaten uzun zamandır bunu bekliyorlar. Bu bir insanlık savaşıdır. Bütün dünyadaki insanlar Kürtlerin mücadelesini desteklemeli” diye konuştu.   Var olduğumuz sürece Rojava’nın yanında olacağız’   Rojava’ya yönelik saldırıların karşısında olduklarını dile getiren Nurşen Ataman da özellikle kadınların hedef alındığını ve kadınlara yönelik saldırıları kabul etmediklerini söyledi. Nurşen Ataman, “Kürt kadınları direnişçidir, biz kadınların mücadelesinden dolayı çok gururluyuz. Biz bugüne kadar her şeye rağmen barışın ve eşitliğin olmasını istedik. Yine barış diyoruz, bu katliam ve soykırımın sona ermesini istiyoruz. Tüm dünyanın, Kürt halkına yönelik bu saldırılara karşı ses çıkarması gerekiyor. Biz var olduğumuz sürece Rojava’da direnenlerin yanında olacağız, bu mücadeleyi bırakmayacağız. Burada bir süreç başladı ama Rojava’ya yönelik saldırılar varken süreç nasıl ilerleyecek? Barışın gelmesi lazım, bunun için de ilk olarak Rojava’da barışın olması lazım. Buradan bütün dünyaya sesleniyorum; orada kadınlara, halka yapılan zulme herkes ses çıkarmalı. Kürt halkına yönelik politikalara karşı herkes ses çıkarmalı. Jin, jiyan, azadî” şeklinde konuştu.   ‘DAİŞ zihniyetinin karşısında olacağız’   “Var olduğumuz sürece Rojava halkının yanında olacağız” diyen Xanê Kaplan ise şu ifadelere yer verdi: “Direneceğiz, tek kişi kalsak bile onlara karşı savaşacağız. DAİŞ zihniyetinin karşısında olacağız. Biz barış istiyoruz. Çocuklar ölmesin, Kürt halkı birbiriyle dayanışmalı, saldırılara karşı bir olmalı. Yaşasın Rojava halkının direnişi, jin, jiyan, azadî”