Halklar Karavanı: Rojava Devrimi’ni daha güçlü savunmalıyız 2026-02-06 09:08:34   İZMİR - Rojava’ya yönelik saldırılara karşı Young Struggle öncülüğünde yola çıkan Halklar Karavanı’nda yer alan enternasyonalist aktivist Sarah, Rojava'da yapılan anlaşmanın mücadele sonucu olduğunu belirterek, "Anlaşma mevcut koşullarda kazanımların korunması açısında hayati bir ihtiyaçtır. Yine de büyük tehlikeler barındırmaktadır. Bu nedenle anlaşmayla yetinmemek, Rojava Devrimi’ni daha güçlü savunmak gerekiyor" dedi.    Rojava’ya yönelik saldırılar sürerken Avrupa’dan yola çıkan Halklar Karavanı, Kürt halkıyla dayanışmayı büyütmek ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek amacıyla Bakur ve Başûr’a ulaşmaya çalıştı. Young Struggle adındaki karavanda yer alan Sarah, yolculuk boyunca yaşanan engellemeleri, devlet şiddetini ve buna rağmen kırılmayan enternasyonalist dayanışma ruhunu JINNEWS’e değerlendirdi.   ‘Kürt halkı sınırları dayanışma eylemleriyle aştı’   Halklar Karvanı'nın farklı örgütlerden ve bireylerden oluşan bir hareket olduğunu, farklı enternasyonalist gruplar ve bireyler de katıldığını dile getiren Sarah, farklı kesimleri bir araya getiren, Rojava dayanışması etrafında birleşen bir hareket olduğunu söyledi. Kervanın, Kürt halkının iradesini ve eylemini örnek alan bir çıkış olduğunu belirten Sarah, “Rojava’ya dönük saldırıların başladığı ilk günlerde Kürdistan’ın birliğini net bir şekilde görmüş olduk. Bütün dünya bunu gördü. Başûr’dan, Bakur’dan, Kürdistan’ın farklı parçalarından güçlü bir çıkış oldu ve Kürt halkı kendi birliğini fiilen göstermiş oldu. Emperyalist devletler halkı ne kadar bölmeye çalışsa da halk kendi birliğini ortaya koydu ve bunun politik bir güç olduğunu gösterdi. Rojava ile dayanışma eylemleriyle, sınırları aşarak bunu yaptı. Özellikle bugünkü dünyada emperyalist devletlerin sınırları bu kadar kutsallaştırdığı bir dönemde, bu çok anlamlıdır. Biz Avrupa’dan geliyoruz ve Avrupa’daki sınırlar aslında birer soykırım alanı hâline gelmiş durumda; binlerce mültecinin hayatını kaybettiği sınırlar bunlar. Kürt halkı bu sınırları dayanışma eylemleriyle aşmış oldu” dedi.   ‘Rojava ezilen halkların umut kaynağıdır'   Dayanışma eylemleriyle emperyalist sınırların fiilen yok sayıldığını vurgulayan Sarah, Halklar Kervanı’nın da bu eylemi kendine örnek aldığını ifade etti. Sarah, “Dayanışma eylemlerine baktığımızda Kürt halkının hem kendi birliğini hem de politik gücünü gösterdiğini görüyoruz. Diğer yandan, bunun yalnızca Kürdistan’ı ilgilendiren bir mesele olmadığını da gördük. Kürdistan topraklarını aşan bir dayanışma hareketi birkaç gün içinde oluştu. Örneğin Avrupa’da birçok ülkede, farklı kentlerde her gün sokağa çıkıyoruz. Hem Kürt halkı hem de enternasyonalistler birlikte sokağa çıkıyor. Çünkü Rojava devrimi sadece Kürt halkının meselesi değildir. Rojava devrimi, dünyanın bütün ilerici güçlerinin, komünistlerin, anarşistlerin ve ezilen halkların on yıldır bir umut kaynağı olmuştur. Bu umudu hep birlikte savunuyoruz. Son günlerdeki yürüyüşler, işgaller ve farklı türden fiili-meşru eylemler, bu umudu birlikte savunduğumuzu gösteriyor” sözlerine yer verdi.   ‘Emperyalistlerin savaşıdır’   Kürdistan’da yürütülen savaşın, emperyalistlerin çıkarları için yürütülen bir savaş olduğunu kaydeden Sarah, bunun sıradan bir savaş olmadığını aktardı. Ortadoğu’da farklı emperyalist güçlerin çelişkilerinin çok açık bir şekilde ortaya çıktığını söyleyen Sarah, “Kürdistan toprakları şu anda tamamen bir savaş alanına dönüştürülmüş, emperyalistlerin kendi çıkarları için kullanmak istedikleri bir alan hâline gelmiştir. Bu nedenle bu mesele mümkün olduğunca az konuşulsun istiyorlar. ABD ve Avrupa devletleri için ne kadar az konuşulursa o kadar iyidir. Avrupa’da haberlerde çok az yer almasının nedeni de budur. Özellikle HTŞ gibi cihatçı bir örgüt, adeta aklanarak sunuluyor; dün IŞİD’e karşı koalisyonun düşmanı olan yapılar bugün beyaz gömlekli, suçsuz aktörler gibi gösteriliyor. ABD ve Avrupa bunu bilinçli olarak yapıyor. Katliamların ve savaş suçlarının üzeri örtülüyor. Emperyalist devletler kendi çıkarları doğrultusunda gerçeği çarpıtıyor, açık bir yalan propagandası yürütüyorlar. Diğer taraftan özellikle Arap halkları açısından da özel bir propaganda yürütülüyor. Biz Young Struggle olarak Avrupa’da Filistin hareketi içerisinde birçok mücadeleye katıldık. Kervanın bir örneği olan Global Sumud Flotilla yüzlerce insanı Gazze’ye götürdü ve soykırımı protesto etti” diye konuştu.   ‘Arap ve Kürt diasporası karşı karşıya getiriliyor’   Kürdistan’daki ve Rojava’ya dönük saldırıların, ABD desteğiyle İsrail’in ve Türkiye’nin çıkarları için yürütülen bir savaş olduğunu dile getiren Sarah, “Bunun da üzeri örtülmektedir. Filistin hareketi içinde ve Arap halkları arasında Kürtleri düşmanlaştıran bir propaganda yürütülüyor. Avrupa’da da Arap ve Kürt diasporası karşı karşıya getiriliyor. Oysa Filistin’deki soykırım da Kürdistan’daki savaş da emperyalistlerin çıkarları içindir. Bölge halklarının buna karşı birleşmesi gerekir. Düşman ortaktır. Bu sessizlik emperyalistlerin örgütlediği bir sessizliktir. Bizim amacımız Halklar Kervanı ve yaptığımız tüm eylemlerle bu suç ortaklığını ve yalan propagandayı boşa çıkarmak, emperyalist savaşlara karşı halkların mücadelesini birleştirmektir. Bugün bu kadar vahşi savaşların yaşandığı bir dönemde halkların yan yana durması acil bir ihtiyaçtır. Kürtlerin ve Arapların düşmanlaştırılmasına karşı sosyalistler ve ilericiler olarak durmalıyız. Enternasyonalist karakterimizi daha da güçlendirmemiz gerekiyor. Rojava devrimi hepimiz için bir umut kaynağıdır. Suriye’de ve Kürdistan’da yaşananlar, Filistin’deki savaşın bir devamıdır. Bunu eylemlerimizle göstermek istiyoruz” ifadelerine yer verdi.   ‘Enternasyonalist dayanışma'   Halklar Karavanı’nın Avrupa’nın dört bir yanından Kobanê’ye doğru yola çıktığını belirten Sarah, Kürt halkının sınır geçişlerini ve dayanışma eylemlerini örnek alan, çok hızlı ve spontan şekilde örgütlenen bir süreç olduğunu söyledi. Birçok arkadaşının büyük emek verdiğini kaydeden Sarah, “Bir gençlik delegasyonu uçakla Amerika’ya gitti ve bir hafta boyunca Bakur’daki eylemleri uluslararası kamuoyuna duyurmak için basın çalışmaları yürüttü. İsviçre’den katılan bir delegasyon Başûr’a gitti ve oradan da basın çalışmaları yaptı. Bizim katıldığımız delegasyon ise konvoy hâlinde Avrupa’nın farklı ülkelerinden geçerek Bakur’a doğru yola çıktı. Bazı arkadaşlar Türkiye sınırında durduruldu, gözaltına alındı, avukata erişimleri engellendi ve ömür boyu giriş yasağı verildi. Bir konvoy Yunanistan sınırında da durduruldu. Buna rağmen bazı bileşenler farklı yollarla Türkiye’ye girerek Bakur’a ve Suruç’a ulaştı. Suruç’ta protestolara katıldılar ve durumu uluslararası kamuoyuna duyurmaya çalıştılar. Suruç’un özel bir anlamı vardır; 2015’te gençlerin Kobanê’ye geçişini engellemek için IŞİD tarafından düzenlenen saldırıda yoldaşlarımız katledilmişti. Bu yıl da uluslararası delegasyon Suruç’a ulaştı ancak kısa süre sonra herkes gözaltına alındı. Daha önce Amed’e giden delegasyon da gözaltına alınmış, gözaltında işkenceye ve cinsel işkenceye maruz kalmıştı. Faşist devlet, enternasyonalist dayanışma ruhunu kırmaya çalıştı ama başaramadı. Tüm delegasyonlar ülkelerine geri gönderildi ancak moralleri ve direniş ruhları çok yüksek. Yeni kervanlar tartışılıyor, eylemler sürüyor. Bu kervanlar Avrupa’daki eylemlere de büyük bir motivasyon kattı ve dayanışmayı büyüttü” sözlerine yer verdi.    ‘Rojava Devrimi’ni daha güçlü savunmak gerekiyor’   QSD ile HTŞ arasında 30 Ocak 2026 tarihinde imzalanan anlaşmayı değerlendiren Sarah, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Bu anlaşma da bir mücadelenin sonucudur. QSD bunu açıkça ifade etti. Anlaşma mükemmel değildir ama mevcut koşullarda kazanımların korunması hayati bir ihtiyaçtır. Yine de büyük tehlikeler barındırmaktadır. HTŞ güvenilir değildir, Türkiye’nin yarın ne yapacağı belirsizdir. Bu nedenle bu anlaşmayla yetinmemek, Rojava Devrimi’ni daha güçlü savunmak gerekiyor. YPG’nin durumu, devrimin kazanımları hâlâ net değildir. Bu nedenle sokaklarda, eylemlerde olmaya devam etmeliyiz. Orta Doğu’da güç dengeleri çok hızlı değişiyor. Rojava Devrimi’nin korunması için Kürdistan’ın dört parçasındaki eylemler ve enternasyonalist dayanışma belirleyici önemdedir. Herkesin kendine bir görev biçmesi ve devrimin arkasındaki gücü büyütmesi gerekiyor”