Nisêbîn ‘Kadın kenti' ilan edildi 2026-03-04 14:01:42       MÊRDÎN - Nisêbîn'in 'kadın kenti' ilan edildiği belirtilen açıklamada, “Kadınların yaşam hakkını ve özgürlüğünü somut politikalarla güvence altına alacağız” denildi.    Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesinde “Kadın Kentlerine doğru” deklarasyonu Navjin Kadın Yaşam Merkezi'nde verildi. Çok sayıda kadının katılımıyla gerçekleştirilen deklarasyonun yapıldığı alana “Jin jîyan azadî” yazılı flamalar ile “Pêlên kezîyan wê dawîya faşîzmê bîne” yazılı pankart asıldı. Programa ulusal kıyafetleriyle katılan kadınlar, erbaneler eşliğinde şarkılar seslendirdi.   Deklarasyon metninin Türkçesini Nisêbîn Belediye Eşbaşkanı Gülbin Şahin Dağhan, Kürtçesini ise yerine kayyım atanan Mêrdîn Belediye Eşbaşkanı Devrim Demir okudu.   Nisêbîn’in, yüzyıllardır inkâra, yıkıma ve zor politikalarına karşı varlığını koruyan; farklı inançların, dillerin ve halkların ortak yaşam iradesiyle ayakta kalan bir direniş kenti olduğu vurgulanan açıklamada, “Bu topraklar yalnızca tarihsel bir birikimin değil, aynı zamanda tekçiliğe ve cinsiyetçi tahakküme karşı sürdürülen çok katmanlı bir mücadelenin kentidir. Her sokağında çoğulculuğun, her taşında halkların ve kadınların iradesi vardır. Kadınlar bu mücadelenin edilgen değil kurucu öznesidir; belleği taşıyan, yaşamı yeniden örgütleyen ve özgürlük fikrini toplumsal bir hakikate dönüştüren güçtür” dendi.   Yeniden inşa   Tarihsel kaynaklara göre yedi kez yıkılıp her defasında yeniden ayağa kalkan Nisêbîn’in bugün de eşitlikçi, özgürlükçü ve kadın öncülüğünde bir yaşamı inşa etme iddiasını büyüttüğü vurgulanan açıklamada, “Bu iddia yalnızca bir kentsel yeniden yapılanma değil; erkek egemen, merkeziyetçi ve ayrımcı yapılara karşı demokratik, çoğulcu ve kadın özgürlükçü bir toplumsal düzen kurma iradesidir. Bu nedenle Nusaybin’i demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir perspektifle yeniden inşa etmeyi yalnızca bir yerel yönetim politikası olarak görmüyoruz; tarihsel direnişin güncel bir devamı olarak ele alıyoruz. 2011-2016 yılları arasında yaşanan çatışmalı süreç sonrası uygulanan mekânsal dönüşüm politikaları kentin toplumsal hafızasını ciddi biçimde tahrip etmiştir. Bu tahribat yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda sosyal bir yıkım anlamına gelmiştir. Komşuluk ilişkileri, dayanışma ağları ve kolektif yaşam biçimleri ortadan kaldırılmış; özellikle müstakil evlerde yaşayan kadınlar çok katlı yapılar içine yerleşmek zorunda kalmış ve mekânın sunduğu özgürlük alanları daraltılmıştır. Bu uygulamalar kadınların yaşam alanlarını sınırlayan bir mekânsal şiddet pratiğine dönüşmüştür” vurgusu yapıldı.   Kadın kentinin temel ilkeleri   Kadın kenti inşasını şu temel ilkeler doğrultusunda yürüttükleri ifade edildi:   * Demokratik, ekolojik ve komünal yerel yönetim anlayışını esas alıyoruz.   * Kadın özgürlüğünü esas alıyor ve kadınları kentin kurucu öznesi olduğunu savunuyoruz.   * Eşit temsili güvence altına alıyor ve eşbaşkanlık sistemini esas alıyoruz.   * Şiddetsiz yaşamı savunuyor ve barışı toplumsal düzeyde inşa etmeyi hedefliyoruz.   * Yoksulluğa, sınıfsal eşitsizliğe ve ekolojik yıkıma karşı ortak mücadele yürütüyoruz.   * Bakımı kolektif bir sorumluluk olarak görüyor ve eşitlikçi sosyal politikalar geliştiriyoruz.   * Dayanışma ve emek temelli bir yerel ekonomi modeli uyguluyoruz.   * Çok dilli, çok kimlikli ve çok inançlı yaşamı tanıyor; yerel hafızayı koruyoruz.   * Engelli, göçmen, mülteci ve farklı yaş gruplarından kadınlar için kapsayıcı politikalar üretiyoruz.   * Yönetimde şeffaflık, hesap verebilirlik ve düzenli izleme mekanizmalarını esas alıyoruz.   ‘Çok dilli kadın dayanışma merkezleri açacağız’   Kadın kenti inşasında kadına yönelik şiddetle mücadeleyi en önemli gündemimiz yaptıkları ifade edilen açıklamada, “Bizler şiddeti yalnızca evle sınırlı görmeyerek; sokakta, işyerinde, okul yollarında, dijital alanlarda ve özel savaş politikalarının gölgesinde yaşanan tüm biçimleriyle ele alıyoruz. Yoksulluk, güvencesiz çalışma, madde bağımlılığı ve fuhuş kadınların yaşamını kırılganlaştırırken; bakım yükü ve mekânsal güvensizlik şiddetten uzaklaşmayı zorlaştırmaktadır. Bu nedenle çok dilli kadın dayanışma merkezleri açacağız, 7/24 erişilebilir şiddet hatları kuracağız, kadın sığınakları oluşturacağız ve üretim, çocuk bakımı, hukuki ve psikolojik desteği bir arada sunacağız. Kadınların yaşam hakkını ve özgürlüğünü somut politikalarla güvence altına alacağız” ifadelerine yer verildi.   ‘Kadın Kenti Eylem Planı hazırlayacağız’   Kamusal hizmetleri toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yeniden örgütleyeceklerini belirtilen metinde, “Kadınların ekonomik özgürlüğünü esas alan kolektif üretim modelleri geliştireceğiz; kooperatifler kuracağız ve destekleyeceğiz; kadın emeğini görünür kılan üretim alanları açacağız; ücretsiz kreşler açacağız. Yoksulluğu kadınların özgür ve eşit yaşamını engelleyen temel bir iktidar aracı olarak görüyoruz. Bu nedenle kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirecek kooperatifler ve kadın komünleri kuracağız; üretim ve gelir alanları yaratarak kolektif dayanışmayı büyüteceğiz. Kadın Emek Buluşmalarını bu örgütlü hattın önemli zeminlerinden biri haline getireceğiz. Kadın Kenti ilanıyla birlikte kapsamlı bir Kadın Kenti Eylem Planı hazırlayacağız. Kurumsal veri paylaşım altyapısı kuracağız; park, ulaşım ve altyapı yatırımlarında toplumsal cinsiyet etki analizini zorunlu hale getireceğiz. Her birimin yıllık faaliyet raporunda kadınlara yönelik çalışmaları ayrı başlık altında sunacağız; kurum içi mobbing ve taciz şikâyetlerini etkin biçimde izleyeceğiz. Engelli erişilebilirliği, şiddet ve güvenlik, bakım hizmetleri ve kadın ekonomisini içeren yıllık Kadın Kenti İzleme Raporu yayımlayacağız” diye konuştu.   'Yaşamın her alanında eşitlik ve özgürlük'   Açıklamada son olarak şu ifadeler yer aldı: “Bu deklarasyonla, DEM Partili yerel yönetimler, kadın örgütleri, sendikalar, meslek odaları, ekoloji ve engelli örgütleri ile çocuk ve genç platformlarıyla birlikte bu kenti kadın aklıyla, kadın emeğiyle, ‘Jin, Jiyan, Azadî’ ilkesinden güç alarak, kadın hafızasıyla ve barışa olan sarsılmaz inancımızla yeniden kurma kararlılığımızı ilan ediyoruz. Kadınların yaşamın her alanında eşit, özgür ve güvenli biçimde var olmasını sağlamak bizim temel sorumluluğumuzdur. Sınırların ayırdığı fakat mücadelelerin birleştirdiği Nusaybin’de, Rojava’daki Kadın Devriminden aldığımız ilhamla, kadın özgürlükçü paradigmayı inşa etmeyi temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Rojava ve Nusaybin’de oluşan birikimi birbirini tamamlayan süreçler olarak değerlendiriyoruz. Deklarasyonumuz, iç içe geçmiş mücadele birikimini sahiplenir ve demokratik ulus perspektifini ortak geleceğimizin temeli olarak ilan eder. Bu tarihsel mirası devralarak, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü yaşamı hep birlikte kuracağız.”   Deklarasyonun ardından TJA Mêrdîn Sözcüsü Hatice Öncü söz alarak kadınların mücadelesine dikkat çekerken, sonrasında TJA aktivisti Hülya Kök Edis tarafından Leyla Güven ve Ayşe Gökkan şahsında tutsak kadın siyasetçiler adına gönderilen mesaj okundu.   Mesajda şöyle denildi:   "İnanıyoruz ki; Nisêbîn ve Mêrdîn'in kadınları Kadın kentini coşku ve büyük bir umutla karşılayacak, kadın örgütlülüğü ve 2010 yılının ruhu ile sahiplenecektir. Kadın kentinin tüm kadınlara hayırlı olması, kadın mücadelesinin önünü açması umuduyla, cezaevindeki kadınlar olarak siz kadınları canı gönülden selamlıyoruz."   Ardından DEM Parti Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş Altın konuştu.   Program, çekilen halayların ardından son buldu.