‘Umut hakkı’ dosyası: 12 yıldır uygulanmayan ihlal kararları 2026-06-01 09:02:44        Dilan Babat   HABER MERKEZİ – AİHM’in Abdullah Öcalan başvurusunda verdiği ilk “umut hakkı” ihlal kararının üzerinden 12 yıl geçti. AKBK’nin tekrarlanan çağrılarına rağmen Türkiye, ağırlaştırılmış müebbet cezalarının yeniden incelenmesini sağlayacak yasal düzenlemeyi hâlâ gerçekleştirmedi.   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye hakkında 2014 yılından bu yana verdiği “umut hakkı” ihlal kararları, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin gündeminde yer almaya devam ediyor. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında “tahliye umudu” ve belirli bir süre sonunda cezanın gözden geçirilmesini sağlayacak mekanizmaların bulunmamasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3’üncü maddesine aykırı bulan AİHM, bu konudaki ilk ihlal kararını Abdullah Öcalan başvurusunda verdi. Sonraki yıllarda aynı konuda verilen Kaytan, Gurban ve Boltan kararlarıyla Türkiye’ye yönelik ihlal tespitleri genişledi. Ancak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yıllardır yaptığı çağrılara rağmen Türkiye hâlâ yapısal bir düzenleme gerçekleştirmedi.   İlk ihlal: Öcalan kararı   AİHM Büyük Dairesi, 18 Mart 2014 tarihinde verdiği “Öcalan/Türkiye No.2” kararında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının herhangi bir tahliye olasılığı ya da belirli bir inceleme mekanizması olmaksızın uygulanmasını AİHS’nin 3’üncü maddesi kapsamında ihlal olarak değerlendirdi. Karar, 13 Ekim 2014 tarihinde kesinleşti.   Mahkeme, bir tutsağın yaşamı boyunca hiçbir koşulda serbest bırakılma ihtimalinin bulunmamasının “umut hakkını” ortadan kaldırdığına dikkat çekti. Kararda, devletlerin ağır suçlar için ağır cezalar verebileceği ancak tutsağın ilerleyen yıllarda durumunun yeniden değerlendirilmesini sağlayacak hukuki mekanizmaların bulunması gerektiği vurgulandı.   AİHM, kararında ayrıca Avrupa’daki birçok ülkede ağırlaştırılmış cezaların belirli sürelerden sonra yeniden incelendiğine işaret ederek, Türkiye’de ise böyle bir sistemin bulunmadığını kaydetti.   2015: Kaytan ve Gurban kararları   AİHM, Öcalan kararının ardından benzer başvurularda da aynı yönde ihlal kararları vermeyi sürdürdü. Mahkeme, 15 Eylül 2015 tarihli “Kaytan/Türkiye” kararında, ağırlaştırılmış müebbet cezasının koşullu salıverme olanağı olmaksızın uygulanmasının insanlık dışı muamele yasağını ihlal ettiğine hükmetti. Karar, 15 Aralık 2015 tarihinde kesinleşti.   Aynı şekilde, 15 Aralık 2015 tarihinde verilen “Gurban/Türkiye” kararında da Türkiye’deki ağırlaştırılmış müebbet sisteminin tutsağa “özgürlüğe kavuşma ihtimali” tanımadığı belirtildi. Bu karar ise 15 Mart 2016 tarihinde kesinleşti.   Bu dosyalar daha sonra Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından “Gurban Grubu Davaları” başlığı altında birlikte izlenmeye başlandı.   2016 sonrası: Denetim süreci başladı   AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2016 yılından itibaren Türkiye’den ağırlaştırılmış müebbet infaz sistemine ilişkin yasal düzenleme yapmasını talep etmeye başladı.   Komite, Türkiye’den şu sorulara yanıt istedi:   “*Ağırlaştırılmış müebbet alan mahpusların cezaları hangi mekanizmalarla gözden geçirilecek?   *Belirli bir süre sonunda tahliye değerlendirmesi yapılacak mı?   *Avrupa standartlarına uygun yeni bir infaz sistemi hazırlanacak mı?   *Kaç kişi bu kapsamda cezaevinde bulunuyor?”   Komite toplantılarında Türkiye’nin sunduğu savunmalarda, bazı ağırlaştırılmış müebbet cezalarında 30 yıl sonra koşullu salıverme imkânı bulunduğu belirtildi. Ancak devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar ve “terör” kapsamındaki suçlarda bu hakkın tanınmadığı ifade edildi.   Bakanlar Komitesi ise tam da bu istisnaların AİHM’in ihlal gerekçesini oluşturduğunu vurguladı.   2019: Boltan kararı   AİHM, 12 Şubat 2019 tarihinde verdiği “Boltan/Türkiye” kararında da aynı yönde ihlal tespitinde bulundu. Karar, 12 Mayıs 2019 tarihinde kesinleşti. Mahkeme, bu kararında da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının fiilen “ölene kadar hapis” anlamına geldiğini ve tutsağın geleceğe dair herhangi bir hukuki umut taşıyamadığına dikkat çekti.   Böylece Türkiye hakkında umut hakkına ilişkin verilen ihlal kararlarının sayısı arttı ve dosya Avrupa Konseyi nezdinde “yapısal sorun” olarak değerlendirilmeye başlandı.   Bakanlar Komitesi’nin yıllara yayılan kararları   2019-2020   Komite, Türkiye’den genel önlemlere ilişkin takvim istedi. Sorunun yalnızca bireysel başvurucularla sınırlı olmadığı, infaz sisteminin tamamını ilgilendirdiği belirtildi.   2021   Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin sunduğu bilgilerin yetersiz olduğunu belirtti. Komite kararlarında, ağırlaştırılmış müebbet cezalarının belirli bir süre sonunda bağımsız biçimde gözden geçirilmesini sağlayacak mekanizmaların bulunmadığı kaydedildi. Komite ayrıca yalnızca Cumhurbaşkanlığı affı ya da sağlık nedeniyle tahliye gibi istisnai yolların “umut hakkı” kriterlerini karşılamadığını vurguladı.   2022   Komite, Türkiye’ye mevzuat değişikliği çağrısını yineledi. AİHM içtihatlarının uygulanmamasının sürdüğü belirtilirken, yeniden inceleme sisteminin hangi sürelerde işleyeceğine dair somut düzenleme yapılması gerektiği ifade edildi.   2023   Avrupa Konseyi organlarında yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin hâlâ kapsamlı bir yasal reform gerçekleştirmediği belirtildi. Komite, kararların uygulanmamasının uzun yıllara yayılmasına dikkat çekti.   2024   Bakanlar Komitesi’nin Eylül 2024 toplantısında Türkiye’ye yönelik çağrılar daha da sertleşti. Komite, ağırlaştırılmış müebbet cezalarının Avrupa standartlarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesini istedi.   Kararda şu başlıklar öne çıktı:   “*Tutsakların belirli bir süre sonunda tahliye açısından değerlendirilmesini sağlayacak bir mekanizmanın kurulması,   *Yeniden inceleme sürecinin objektif ve hukuki kriterlere dayanması,   *Ağırlaştırılmış müebbet cezası alan kaç kişinin bu durumdan etkilendiğine dair istatistiklerin sunulması,   *Türkiye’nin somut bir reform takvimi açıklaması.”   2025   17 Eylül 2025 tarihinde Bakanlar Komitesi, “CM/ResDH(2025)264” sayılı ara kararını kabul etti. Komite, Türkiye’nin aradan geçen yıllara rağmen gerekli düzenlemeleri yapmamasından dolayı “derin kaygı” ve “üzüntü” duyduğunu belirtti.   Türkiye’ye “daha fazla gecikmeden” gerekli yasal değişiklikleri yapma çağrısında bulunulan kararda, Haziran 2026 sonuna kadar atılan adımlar hakkında ayrıntılı bilgi verilmesi de istendi.   12 yıldır uygulanmayan karar   Öcalan kararının kesinleşmesinin üzerinden yaklaşık 12 yıl geçmesine rağmen Türkiye’de umut hakkına ilişkin kapsamlı bir yasal düzenleme yapılmadı. Bu süreçte Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’ye yönelik çok sayıda karar, ara karar ve değerlendirme yayımladı. Ancak ağırlaştırılmış müebbet cezalarının yeniden incelenmesini sağlayacak herhangi bir mekanizma hâlâ oluşturulmadı.   Dosya, Avrupa Konseyi denetim mekanizmaları kapsamında “uygulanmayan yapısal insan hakları sorunu” başlıklarından biri olarak izlenmeye devam ediyor.