Kayıp eyleminde adalet talebi 2026-06-27 14:25:57   HABER MERKEZİ - Kayıp yakınları, bu hafta da kaybettirilenlerin akıbetini sorarak adalet talebini yineledi.    Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından kayıpların akıbetini sormak faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla yapılan eylemler bu hafta da sürdü.    Amed    İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 907’inci haftasında Rêzan (Bağlar) ilçesine bağlı Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Gözaltında kaybettirilen ve katledilenlerin fotoğraflarının taşındığı açıklamada, 29 Haziran 1992 tarihinde dışardan liseyi bitirme sınavı için Amed’den Faqîn’e (Silvan) gitmek üzereyken kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce Lalebey Sokak’ta katledilen Ramazan Yüce’ni failleri soruldu.   Burada konuşan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 2 Nolu Şube Eşbaşkanı Serhat Kılıç 1990’lı yıllarda sendikalıların yoğun baskı altında olduğunu belirterek, “O zaman yönetimde olan arkadaşlarımızı dinliyoruz, sendikanın telefonu çaldığında kötü haber alacakları için tedirgin olduklarını söylüyorlar. O yıllarda arkadaşlarımıza çok yoğun saldırılar gerçekleştiriliyordu. Ramazan Yüce’de katledilen arkadaşlarımızdan biri. Kurumlara girdiğimizde onların fotoğrafları bizi karşılıyorlar. Her zaman izlerinde olacağız. Failler meçhul değil belli ama saklıyorlar. Mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.   İHD Kayıp Komisyonu Üyesi Avukat Berfin Elçi tarafından okunan Ramazan Yüce’nin hikayesi şöyle: “Diyarbakır’ın Silvan İlçesinde ikamet eden Ramazan Yüce evli ve 7 çocuk babasıydı. Ramazan Yüce, Silvan Yatılı Bölge Okulunda Hizmetli kadrosunda görev yapıyordu.  Ramazan Yüce, 1980 darbesinden sonra gözaltın alınır. Yoğun bir işkence döneminden sonra serbest bırakılır. Daha sonrasında yine defalarca gözaltına alınıp serbest bırakılır. 1991-1997 yılları arasında Silvan ilçesinde yoğun bir faili meçhul cinayetler dönemi yaşanıyordu. Hizbullah Örgütü, o dönemde devletin sınırsız desteğini arkasına alarak özellikle ilçe merkezde sivil halka yönelik yüzlerce faili meçhul cinayete karışır. Bu cinayetlere kurban gidenlerden biri de Ramazan Yüce olur.    Ramazan Yüce’nin büyük kızı da o dönemde Hizbullah saldırısı sonucu ağır yaralanarak kurtulur. Aile o dönmede sürekli baskı ve tehdit altında olur. 29 Haziran 1992 tarihinde Ramazan Yüce dışardan liseyi bitirme sınavı için Diyarbakır’a gider. O sabah eşine ‘ben gidiyorum, ama kötü rüyalar gördüm, bana bir şey olursa nişanlı olan kızımı evlendirin’ der. Diyarbakır’dan Silvan’a gelmek üzereyken kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce Lalebey Sokak’ta arkadan silahlı saldırıya uğrar. Ramazan Yüce orada hayatını kaybeder.    Cenazesi Silvan ilçe merkezine kaldırılarak defin edilir. Taziyenin yoğun kalabalık geçmesinden dolayı, yine o dönemin karanlık güçleri tarafından cenaze töreninde saldırı gerçekleştirilir. Olay o tarihten günümüze faili meçhul olarak kayıtlara geçer. Bir kez daha burada gerçeklerin ortaya çıkarılması ve sorumluların tespit edilip yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmasını istiyoruz. Bundan tam 34 yıl önce bu kentin dar sokaklarından birinde katledilen Ramazan Yüce İçin adalet istiyoruz.”   Açıklama, oturma eyleminin ardından son buldu.   Êlih    Êlih'te ise eylemin 743’üncü haftasında Gülistan Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde gerçekleşti. Bu haftaki eylemde, 29 Haziran 1999 tarihinde Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesine bağlı Mêrgazer Yaylası’nda askeri operasyon sırasında yaralanan ve kayalıklardan atılarak katledilen Reşit Tokçu’nun akıbetini sordu.    Reşit Tokçu’nun hikâyesini okuyan İHD Şube yöneticisi Metin Nas, şunları dile getirdi: “Ailenin beyan ve anlatımlarına göre; Reşit Tokçu 29 Haziran 1999 tarihinde Mêrgazer yaylasına ot biçmeye gider. Reşit Tokçu’nun gittiği yayla alanına aynı gün askeri helikopterlerden ateş açılır. Sonrasında ise askerler, buraya bir operasyon gerçekleştirir. Yapılan operasyonda helikopterlerden açılan ateş sonucu yaralanan Tokçu, askerler tarafından kayalıklardan atılıp katledilir.   Sonrasında genişleyerek devam eden askeri operasyon, PKK’liler ve askerler arasında çatışmaya dönüşür. Ailenin edindiği bilgilere göre, çıkan çatışmada 7 PKK’li yaşamının yitirir. Çatışmanın ardından yaşamını yitirenlerin cenazeleri kayalıklardan atılır.  Aile, bölgede devam eden operasyonlar ve can güvenliği nedeniyle, Reşit Tokçu için herhangi bir resmi kuruma başvuruda bulunmaz. Yıllar sonra adli makamlar nezdinde girişimlerde bulunmak istese de herhangi bir sonuca ve ulaşamaz. Bugüne kadar Reşit Tokçu’nun cenazine ulaşılmamış ve akıbeti de hala meçhul.”   Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.   Colemêrg    İnsan Hakları Derneği (İHD) Colemêrg Şubesi eylemlerinin 233'üncü haftasında Gever (Yüksekova) ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı. Eylemde, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" pankartı açılırken, kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı.     Bu haftaki eylemde Amed’te kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce Lalebey Sokak’ta katledilen Ramazan Yüce’ni failleri soruldu.   Basın açıklamasının metnini İHD Colemêrg Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş okudu. Ozan Akbaş, hakikatin ortaya çıkarılması, faillerin etkin biçimde soruşturulması, kaybedilenlerin akıbetinin açıklığa kavuşturulması için gereken mücadeleyi vereceklerini söyledi.  Ozan Akbaş, "Aradan geçen 34 yıla rağmen Ramazan Yüce için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Çünkü adalet, yalnızca Ramazan Yüce'nin ailesi için değil, toplumun ortak vicdanı ve benzer ihlallerin bir daha yaşanmaması için de vazgeçilmezdir" diye konuştu.    İzmir    İHD İzmir Şubesi’nin “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdiği eylem, Konak Eski Sümerbank önünde devam etti. “Kayıplar belli, failler nerede” pankartının açıldığı eylemde açıklamayı İHD İzmir Şubesi Yöneticisi Evrim Kubilay okudu. Açıklamada, gözaltında kaybettirilen Mustafa Saygı, Edip Aksoy ve Orhan Cingöz’ün akıbeti soruldu.   Mustafa Saygı'nın 3 Haziran 1994’da Pîrsus’un (Suruç) Şixiz (Yoğurtçu) köyünde Devlet Su İşlerine ait geçici karakolda görev yapan 5'inci Bölük Komando taburundaki görevli askerler tarafından gözaltına alındığını ifade eden Evrim Kubilay, Mustafa Saygı’nı ailesinin Suruç Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi vermesi üzerine savcılık tarafından merkez komutanlığına Mustafa Saygı'nın durumunun sorulduğunu ancak gözaltına alınmadığının söylendiğini belirtti. Evrim Kubilay, "Oysa Mustafa’yı hem gözaltına alma esnasında hem de Jandarma karakolunun bodrumunda görenler vardı. Eşi Dursun Saygı, devletin tüm kurum ve kuruluşlarına yazılı başvuruda bulunarak eşinin bulunmasını istedi. Bir sonuç alamadı. Suruç Cumhuriyet savcılığı 13 Temmuz 2006 tarihli 2005/208 Soruşturma, 2006/298 Nolu dosya ile 'kovuşturmaya yer olmadığı' kararını verdi. Kararda, o dönem karakolda görev yapanların sorgulandığı ve haksız gözaltı olduğuna, ancak zaman aşımından dolayı ölümünün değerlendirilemeyeceği belirtilerek dosyası tozlu raflara kaldırıldı" dedi.   ‘Cenazeler hala ailelere teslim edilmedi’   Edip Aksoy ve Orhan Cingöz'ün 7 Haziran 1995 tarihinde Diyarbakır’ın Dağkapı semtindeki Yeşilçınar Çay Bahçesi'nde kendilerini polis olarak tanıtan üç silahlı ve telsizli kişi tarafından önce kimliklerinin alındığı, daha sonra da araca bindirilerek götürüldüklerini kaydeden Evrim Kubilay, "Jitem itirafçısı Abdulkadir Aygan, Cingöz ve Aksoy’un işkenceyle   sorgulandıktan sonra öldürülüp Cizre-Silopi karayolunda Cudi Dağı tarafındaki dere kenarına gömüldüklerini söyledi. İHD heyeti 06 Temmuz 2005 tarihinde Silopi ilçesi Kortik köyünde Edip Aksoy ve Orhan Cingöz’ün gömüldüğü belirtilen yere ulaştı. Topladığı bilgiler ışığında Silopi Cumhuriyet savcısı ile görüşme yaptı. Silopi Cumhuriyet Savcılığı; 28.06.1995 Kortik köyünün Bozemir Deresi kenarında kimliği tespit edilemeyen iki ceset için dosya tanzim edildiğini, görevsizlik kararı ile birlikte dosyanın 31 Haziran 1995'te Silopi Kaymakamlığına gönderildiğini söyledi. Edip Aksoy’un ve Orhan Cingöz’ün cenazeleri hala ailelerine teslim edilemedi çünkü adli tıp Kurumu’ndan DNA onaylanması olumsuz geldi" ifadelerini kullandı.   ‘Kayıpların akıbetini sormaya devam edeceğiz’   İnsan hakları savunucuları olarak kayıpların akıbetini sormaya ve davaların takipçisi olacaklarını dile getiren Evrim Kubilay, "Kaç yıl geçerse geçsin Saygı, Aksoy, Cingöz ve tüm kayıplarımız için adalet talep etmekten, yetkilileri kayıpların bulunmasında aktif rol almaya davet etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" diye konuştu.    Açıklama, yapılan oturma eyleminin ardından sona erdi.