Armanc Cemre’ye 2026-07-17 09:05:42   " ’Papatyam, ben artık daha fazla hazırım mücadele etmeye’ diyordu; aşk gibi, özgürlük gibi hep sende atacak yüreğim.”   Selma Bozkur    Zindanda tanımak başkadır deriz hepimiz. Bir insanın kendisini gizleyemediği ve kendisi olabildiği ortamlardan biridir zindan. O kadar güzel insanla karşılaşmanın, sevgi ve özlemlerin büyüdüğü o mekân. Ruhsal bütünlük, yoldaşlık sevgisinin büyüdüğü o daracık mekânlarda tanımak; ben'in silikleştiği, biz'in belirginleştiği, bizim ortamlarımıza dönüştüğü yerde atan yürekler topluluğunda tanımak seni.   Zindanda her kapı açıldığında bir heyecan, bir de hüzün oluyordu bizlerde. Her kapı açılışında ve birileri getirildiğinde hem yeni yüzleri görmenin, yeni arkadaşlar tanımanın heyecanını hem de birileri daha bizimle aynı ortamda kalacak diye hüzünleniyorduk. O gün yine kapı açıldı ve çok sayıda kişi yanımıza getirildi. Sıkıca sarılıp içeri aldık kapıdan. Sayı çok fazlaydı ve o süreçte öz yönetim sürecinin ağırlığı çok aşırı derecede hissediliyordu. Gelenlerin içinde iki çok genç arkadaş vardı. İkisi de daha 18 yaşını doldurmamıştı ve o öz yönetim sürecinin bütün ağırlığıyla içeri girdiler.   Fatoş'u anlatmak öyle kolay değildir. İnanılmaz derecede zeki, inanılmaz derecede her şeyi bilmeye çalışan, zehir zemberek bir kişiliği vardı. Okuduğunu adeta içer gibi içselleştirerek çok daha nasıl güçlü olacağını kestirmeye çalışıyordu. İçeride kaldığı süre boyunca en fazla yüreğime, ruhuma yakın hissettiğim ve korumak istediğim arkadaşlardan biriydi. Hani böyle yüreğinin içinde bir yer kaplar ya ve onu orada sıkı sıkı tutmak istersin ya, öyle bir duygu yaratıyordu. Duruşu net, sözü net ve bağlılığı sonsuzluk gibiydi. Zamanın gençlerinden çok, ne isteğini, hangi yolda yürüyeceğini çoktan seçen, bilgece adım atan bir güzellik temsiliydi.   Bazen daralırdı ve etrafına sinirli sinirli bakıp bir köşede sessizce bir türkü mırıldanırdı. O zaman içeride olmanın ona ne kadar zor geldiğini o kadar derinden hissederdim ki, ama benim elimden de bir şey gelmezdi. Çok uzun süre kalmadı ve mahkeme tahliyesine karar verdi.   Ondan kısa bir süre sonra ben de çıktım. Amed'de buluştuk. İçeride buluşma yeri hep Amed olur. Amed'de Fatoş daha fazla Amed gibi göründü. Çok heyecanlı ve ne yapacağını bilen bir hâli vardı. Bana hitap ederken "Papatyam" diyordu. Yine o kocaman gülüşü ile "Papatyam, ben artık daha fazla hazırım mücadele etmeye" diyordu. Amed'in sokaklarında yürürken bir kelebek gibiydi. Sanki veda eder gibi ama bunun son görüşmemiz olacağını hissettirmek istemezmişiz gibi uzun uzun yürüdük Amed'in sokak ve caddelerinde.   Ertesi gün, "Seni çok seviyorum, bunu hiç unutma" diye bir mesaj ve sonunda da atan bir kalp... Her şiirde, her türküde o kalp atışı bana eşlik ediyordu. Yanında olmasam da seni hissetmek, sende yaşamak yaşam sevinciydi benim için.   Uzun süre hiç haber alamadım ve yaklaşık 5 yıl sonra haberleri dinlerken, birden yüreğimin yerinden koptuğunu hisseden bir duyguyla şehadet haberiyle karşılaştım. O kadar genç, o kadar güzeldin ki insan hiçbir zaman senin güzelliğine, senin ışıltına ulaşamazdı.   Sonradan duydum ki her gittiğin yerde güzellik katan, güzelleştikçe etrafını da güzelleştiren, bir özgürlük militanlığını kendine görev edinen bir pratik sahibi olmuşsun. Videolarını izledim uzun uzun ve fotoğraflarına baktım. Bir insan bu kadar mı doğal olur, bu kadar mı güzelliğini dışarıya olduğu gibi aktarabilir?   Ellerim yüreğimde ve her seferinde sevgi seline dönüşen yüreğimin en derininde hissetmek ve yaşamak seni...   "Sonsuzluğunda arınmak kendimizcelerden" demiştin ya, kapısındayım yüreğinin.   O genç ömrüne nasıl kocaman bir dünya sığdırdığını, sonu gelmeyen bir roman gibi satır satır okumak seni...   Seninle şiir okuma ve kocaman kahkaha atma anının içinde ve sende olacak özlemlerim...   Bir türküde yol alır hayallerim senin patikalarında.   Aşk gibi, özgürlük gibi hep sende atacak yüreğim.