Meme Kanseri Farkındalık Ayı: Kadınlar ne düzeyde bilgilendiriliyor? 2026-10-24 09:04:04   Nazlıcan Nujin Yıldız   WAN - Meme kanserine dair yeterince bilgilendirme yapılmadığını ve sağlık hizmetlerine erişimin eşit koşullarda olmadığını söyleyen kadınlar, bu konuda özellikle ana dilde bilgilendirmelerin yapılması gerektiğini ve ekonomik, coğrafi engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.    Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, kadınların meme kanserine ilişkin ne düzeyde bilgilendirildiği ve erken tanı hizmetlerine ne kadar erişebildiği yeniden gündeme geldi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre 2024 yılında dünya genelinde yaklaşık 2,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konuldu ve 694 bin kadın hastalık nedeniyle hayatını kaybetti.    OECD’nin Health at a Glance 2025 raporuna göre ise Türkiye’de tarama kapsamındaki kadınların yüzde 37’si meme kanseri taramasından geçirilirken, OECD ortalaması yüzde 55’te kalıyor. Sağlık Bakanlığı, 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir ücretsiz mamografi taraması sunuyor. Ancak tarama hizmetlerinin varlığı kadar kadınların bu hizmetlere ekonomik ve coğrafi koşullar nedeniyle ne kadar erişebildikleri ve ana dilde bu hizmetleri alıp alamadıkları da önem taşıyor. Bu tablo, meme kanseriyle mücadelede farkındalık çalışmalarının yanı sıra sağlık hizmetlerine eşit erişimin de sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor.   ‘Kadınlar yeterince bilgilendirilmiyor’   Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Wan’da düzenlenen bir bilgilendirme programına katılan kadınlar, konuya dair konuştu.   Kadınların meme kanseri konusunda yeterince bilgilendirildiğini düşünmediğini söyleyen Şehriban Ertaş, bilginin de tek başına yeterli olmadığını söyledi. Bu konuda bilgiyi anlayabilmenin, sağlık hizmetine erişebilmenin ve uygun koşullara sahip olabilmenin de önemli olduğunu ifade eden Şehriban Ertaş, “Şehir merkezinde oturan bir kadınla kırsal alanda oturan bir kadının bilgiye erişimi tabii ki aynı değil. Beraberinde gelen ekonomik sebeplerden kaynaklı da kadınlar yeterince erişemiyor. Meme kanserine yönelik ücretsiz tarama hizmetlerinin bulunduğunu biliyoruz. Ancak ücretsiz bir hizmetin var olması, her kadının o hizmetten eşit bir şekilde yararlanabildiği anlamına gelmiyor. Örneğin; ekonomik imkanları sınırlı olan kadınlar, ulaşım masrafları nedeniyle zorlanabilir. Kırsal bir bölgede ve sağlık kuruluşlarına uzak yerlerde yaşayan kadınlar o zorluğu çekebilirler. Ya da çalışan, çocuk, yaşlı bakımını üstlenen bir kadın için de aynı şey geçerli. Biz de biliyoruz ki bu coğrafyada gerçekten kadın kendi sağlığından önce çocuğunun sağlığını düşünüyor ve beraberinde bakım yükümlülüğü nedeniyle kendi sağlığını ne yazık ki erteleyebiliyor. Yani burada temel mesele, kadınlara yalnızca hizmet sunmak değil. O hizmete gerçekten ulaşabilmesini sağlamaktır” dedi.   ‘Ana dilinde sağlık bilgisine erişim üzerinde durulmalı’   Hiçbir kadının maddi imkansızlıklar, coğrafya ve üstlendiği sorumluluklar nedeniyle sağlığını ihmal etmek zorunda kalmaması gerektiğini belirten Şehriban Ertaş, “Sağlık bir ayrıcalık değil, temel bir haktır. Ana dilinde sağlık bilgisine erişim özellikle üzerinde durulması gereken bir durum. İnsan, sağlığıyla ilgili bir meselede kendisini rahatça ifade edebilmeli. Yani anlatılanları anlatabilmeli ve aklındaki soruları çekinmeden sorabilmeli. Çok uzağa gitmeden şunu söyleyelim; ben lisans mezunu olmama rağmen kendimi yeterince Türkçe ifade edemiyorken hiç Türkçe bilmeyen bir kadının kendini Türkçe ifade edebilmesi ya da Türkçe konuşan bir insanı anlayabilmesi çok zor. Gerçekten çevirmen olduğu halde bile örnek veriyorum, bizim coğrafyada bir anne kendi çocuğundan bile çekinebiliyorken bir doktorun yanında kendini ifade ederken bazen kendi özel durumunu çocuğunun yanında paylaşamayabilir. Yani hassas noktası olabilir. O yüzden gerçekten çevirmen de yetersiz kalabiliyor bu noktada” diye belirtti.    ‘Sağlık hizmetine eşit koşullarda erişebilmeli’   Sağlık hizmetlerinin kadınların dilsel ve kültürel farklarını gözeten, kapsayıcı bir anlayışla sunulması gerektiğini kaydeden Şehriban Ertaş, “Benim beklentim kadınların sağlık hizmetlerine yalnızca kâğıt üzerinde değil, gerçek yaşamda da eşit koşullarda erişebilmesidir. Ücretsiz tarama hizmetleri hakkında daha fazla bilgilendirme yapılmalı. Özellikle dezavantajlı bölgelerde yani kırsal mahallelerde yaşayan kadınlara ulaşılmalı. Ekonomik, coğrafi ve dilsel engeller azaltılmalıdır. Ayrıca kadınların kendi sağlıklarını sürekli ertelemek zorunda kalmadığı bir toplumsal düzenin kurulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kadınların üzerindeki bakım yükü, toplumsal roller ve ekonomik eşitsizlikler sağlıklarını korumak için kendilerine ayırabilecekleri zamanı da etkiliyor. Ana dilinde sağlık hizmeti de bu eşitliğin önemli bir parçası. Bir kadın kendisine anlatılanı anlayabilmeli, sorularını rahatça sorabilmeli ve kendi bedeni hakkında karar verebilmelidir. Bu nedenle sağlık kurumlarında çok dilli bilgilendirme yapılmasını ve ihtiyaç duyulduğunda profesyonel tercümanlık desteği sunulmasını önemsiyorum” ifadelerini kullandı.    ‘Kadınların sağlığı ertelenecek bir mesele değil’   Meselenin sadece meme kanseri farkındalığı oluşturmak olmadığını dile getiren Şehriban Ertaş, son olarak şu ifadelere yer verdi: “Kadınların yaşam hakkını, beden bütünlüğünü ve sağlık hakkını koruyan bir anlayışı güçlendirmektir. Kadınların kendi sağlıklarını önemsemeleri kadar toplumun ve kurumların da bu konuda sorumluluk alması gerekiyor. Çünkü kadınların sağlığı ertelenebilecek bir mesele değildir”   ‘Kapı kapı gezilerek bilgilendirme yapılmalı’ Meme kanserine dair bilgilendirmelerin olduğunu ancak eksik kalabildiğini söyleyen Pakize Yıldız, bilgilendirmelerin mahallelerde de yapılması gerektiğini ifade ederek, “Bence mahallelerde gezilip yaptırılması lazım. Sadece bir yerlerde toplanıldığında yeterli olmuyor. Herkes gelemiyor çünkü. Kapı kapı gidip konuşmaları lazım. Ulaşım sorunu var, sağlık ocaklarında da hekim eksikliği olduğu için bunun yapılması lazım. Ana dilinde anlatılmaması da zor. Bazı doktorlar Kürtçe bilmiyor. Köylerden gelen insanlar var, Türkçe bilmiyorlar. Onlar için şey yapılması lazım. Köydekiler için sağlık hizmetleri kurulması lazım. Yani burada nasıl hastanelere masa kurmuşlarsa bence köylere de sağlık ocaklarına da kurulması lazım” dedi.   Kadınların meme kanserine dair bilgilendirildiğini ancak yetersiz olduğunu belirten Ayşegül Hars, diğer yandan kadınların da yapılan testlerden kaynaklı çekinebildiğini ifade etti. Ayşegül Hars, “Bazı kadınlar ağrıdan, sızıdan çekinebiliyor. Ancak yapılan bilgilendirmelerde öğrendiğimize göre çok fazla ağrımıyormuş. Bu şekilde değerlendirmek lazım. Bunu öğrenmemiz iyi oldu. Bilgilendirmeye ve hizmete yeterince erişemeyen kadınlar için özel bir alan oluşturulmasını isterdim. Özel ilgilenilmesini isterdim yani” diye belirtti.     ‘Kürtçe hizmet verilmesi çok önemli’ Hüsna Yıldız da kadınların bu konuda yeterince bilgilendirilmediğini söyleyerek özellikle kırsal bölgelerde bu eksikliğin yaşandığını dile getirdi. Köylerde yaşayan kadınların ulaşım noktasında imkanlarının olmadığını sözlerine ekleyen Hüsna Yıldız, “Şehirlere gidip de muayene olamayan birçok kadın var. Ondan dolayı özellikle köylerde olması lazım. Gerçekten gelemeyen kadınlar var. Onlara destek çıkmak lazım. En azından o kadınlar oralarda tedavi olabilirler, hastalıklarını öğrenebilirler. Kürtçe hizmet verilmesi de çok önemli. Köylerden gelen birçok kadın Türkçe bilmiyor. Türkçe bilmedikleri için zorlanıyorlar. Sağlık yetkilileri her insanı aynı seviyede tutmalı. Kimini yüksekte, kimini aşağıda tutmaması lazım. Mesela yaşlı ve hasta bir kadın geldi diyelim, Türkçesi yok. Kürtçe konuşuyor, köyden gelmiş. Kulak ardı yapılmaması lazım bu hastanın. Yani gerçekten böyle hastalar ve böyle doktorlar var” diye konuştu.