İzmir Köy-Koop Birliği Başkanı: Eşit yurttaşlık ekonomik özgürlükle mümkün 2026-11-04 09:07:06   Beritan Tunç    İZMİR - İzmir Köy-Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, kadınların üretimdeki emeğinin karar mekanizmalarında karşılık bulmadığını belirterek, toplumsal barışın adalet, eşit yurttaşlık ve kadınların ekonomik özgürlüğüyle mümkün olabileceğini vurguladı.   Kadın emeğinin görünmez kılındığı, kadınların üretimde yer almasına rağmen karar mekanizmalarından dışlandığı erkek egemen sistem, toplumsal eşitsizliği derinleştiriyor. Kadınların kooperatifler aracılığıyla örgütlenmesi, ekonomik özgürlüklerini kazanması ve ortak karar süreçlerinde yer alması, bu eşitsizliklere karşı dayanışmayı büyütürken toplumsal barışın güçlenmesi açısından da önem taşıyor. Adaletin, eşit yurttaşlığın ve ortak yaşam kültürünün gelişmesi, kadınların emeğinin görünür kılınması ve yaşamın her alanında eşit söz sahibi olmasıyla doğrudan ilişkili.   İzmir Köy-Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer de kooperatiflerin kadınlar ve gençler için bir dayanışma ve özgürleşme alanı olduğuna dikkat çekerek kadınların ekonomik açıdan güçlenmesinin toplumsal dönüşümdeki rolünü  değerlendirdi.   ‘Toplumsal barışın temelinde eşitlik var’   İzmir Köy-Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, kooperatifçiliğin temelinde gönüllülük, demokratik yönetim ve dayanışmanın bulunduğunu belirterek kooperatifleri herhangi bir yapıya karşıtlık üzerinden değerlendirmediğini ifade etti. Kooperatiflerin tabandan gelişen halk hareketleri olduğunu söyleyen Neptün Soyer, “Hepsi bir dengeye çıkıyor.  Düzende bir eşitliğinin olması konusuna varıyoruz. Toplumsal barıştan benim anladığım sınırların içinde adaletin, eşit yurttaşlığın ve ortak yaşam kültürünün olması; yani bir arada yaşama kültürünün aslında güçlendirilmesini sağlamak. Bir arada yaşarken kadının emeğinin daha görünür olması, daha güçlü olması, kadının ekonomik özgürlüğünü eline alarak aslında toplumda varlığını sürdürdüğünde o toplumun ne kadar güçlü olduğunu anlamamız gerekiyor. Dolayısıyla bir barış tesis edilecekse toplumu yarı yarıya düşünmek gerekiyor. Kadının haklarını ve en önemlisi de ekonomik özgürlük hakkını görmezden gelemeyiz. Kooperatifleri bir şeye karşı değil de aslında hep bir şeyin tamamlayıcısı gibi görüyorum. Aslında ben kadının ekonomik özgürlüğünü de bir şeye karşı görmüyorum. Eşitliği de bir şeye karşı görmüyorum. Hep aslında o dengeyi sağlamak gibi görüyorum” dedi.   ‘Kooperatiflerde kadın erkek eşitliğini sağlamaya çalışıyoruz’   Kooperatiflerin kâr amacı gütmediğini kaydeden Neptün Soyer, “Erkek egemen düzene baktığımız zaman, bu kooperatiflerin yapısına baktığınız zaman ne kadar eşitlikçi, ne kadar demokratik olduklarını görüyoruz. Bir cinsiyetten bahsediyor mu? Burada erkekler olur, diyor mu? Burada daha güçlü erkekler mi olur, diyor? Hayır. Bir arada toplumu güçlendiren yapılardan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu, zaten tanımında olan bir dayanışma alanı. Elbette bütün bunları sağladığımız zaman aynı zamanda bir özgürleşme alanı da oluşuyor. Toplum ne kadar refah içinde, ne kadar dayanışma içinde ve ne kadar özgürlükçü olursa erkekler de aslında o kadar özgürleşecek. Genelde koltuklarda erkekler oluyor. Ben Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanlığı ve Birlik Başkanlığı yapıyorum. Her yıl, her seçimde birer birer delege kadın sayısını artırmaya çalışıyoruz. Kooperatiflerdeki dengeyi sağlamak için. Çünkü bir dengesizlik var. Kooperatiflerin karar alma mekanizmalarında, işte tam da kadınların o eşitlikçi ortama girebilmeleri ve özgürleşmeleri için o karar mekanizmalarındaki kadın-erkek eşitliğini, dengesini sağlamaya çalışıyoruz. O kadar erkek egemen yapılar var. Bu erkek egemen yapının içinde kadın ve erkeğin eşit temsiliyetinin sağlanması; yönetim masalarında ortak karar verebileceği, tarımda, sanayide, üretimde, eğitimde ve sanatta ortak hareket edebileceği, dayanışma içinde, eşitlikçi bir yapıdır. Dolayısıyla kooperatifçilik, bu dayanışma ve özgürleşme alanı olarak en doğru yapıdır diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.   ‘Kadınlar karar mekanizmalarında yok’   Kadının emeğinin görünmez kılındığı bir yerde hiçbir şeyden bahsedilemeyeceğini vurgulayan Neptün Soyer, kadının emeğini görünmez kılmanın hak ihlallerine sebep olacağını söyledi. Neptün Soyer, “Bunların hepsini yok saydığınızda zaten bir toplumsal düzeni sağlamanız mümkün olmaz. Şimdi, köylerde patates, soğan hasat zamanıdır. Kadınla erkek ortak o tarlada üretim hâlindedirler. Hasat yaparlar. Fakat sonra kooperatife ya da sendikaya geldiğiniz zaman, birçok yere gittiğiniz zaman, birçok yapıda, o yönetim masasında kadın, tarladaki yüzde 50 oranından sayısal olarak baktığımızda birden yüzde 10'lara düşmeye başlıyor. Kadının hem yönetimdeki söz hakkı düşüyor hem de sosyal hakları. Tapulara baktığınız zaman, kadınla beraber aynı tarlada, aynı toprakta üretim yapan kadın ve erkek arsa ve toprak sahibi olmaya başladığında, kadınların oranı birdenbire yüzde 10'lara düşüyor. Yani burada kadının emeğinin görünmez kılınmasının önüne geçerek dengeyi sağladığımız yerde birçok şeyi çözebileceğimize inanıyorum. Kesinlikle toplumsal dönüşümün önünü açar. Kadınla erkeğin yasalar karşısında, toplum karşısında ve hakları açısından eşit olması sağlandığında toplumdaki o dengeyi sağlayabiliyorsunuz. O zaman hakları paylaşmak için yapacağınız savaşlar azalacaktır zaten” diye konuştu.   ‘Kadınların ekonomik özgürlüğü toplumsal barışın parçasıdır’   Kadınların ve gençlerin kooperatiflerde güçlenmesi için çalışmalar yürüttüklerini belirten Neptün Soyer, Almanya'daki ilgili bakanlık ve Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı’yla birlikte bir proje üzerinde çalıştıklarını aktardı. İzmir, Eskişehir, Balıkesir ve Denizli'deki çalışmalar kapsamında kadınların ve gençlerin kooperatif ortakları arasındaki sayısını artırmayı, hakları ve yasalar karşısındaki eşitlikleri konusunda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini ifade eden Neptün Soyer, “Dolayısıyla bu çaba devam ediyor.  Kadınların ve gençlerin kooperatiflerde güçlenmesi demek, kooperatiflerin güçlenmesi demek. Güçlü toplumda barış, güçlü toplumda adalet, güçlü toplumda eşitlik, huzur ve güven vardır. En çok ihtiyacımız olan şey, ihtiyacımız olan şey de o güven. Birbirimize güveneceğiz o zaman. Mecliste, sokakta hepimiz buna kafa yormak zorundayız. Bugün, biz bu konuşmayı yaparken kimin, hangi kadının canı yanıyor? İzmir'de, Türkiye'nin en aydınlık, batıya açılan yüzü, doğuyla batının köprüsü dediğimiz İzmir'de de son bir haftada, üç kadın cinayeti yaşandı. Söylerken o kadar üzülüyorum çünkü bir kadın ancak bu durumu anlar. Sokak ıssızsa, zaman biraz geçmişse sürekli arkanızı kollayarak yolda yürümek kolay mı? Hiç kolay değil. Şimdi bu şiddetin önlenebilmesi için gene aynı şey: Gene adaletli olmamız lazım. Gene o yasaların uygulanması lazım. Bir dosyayı açıp ondan sonra, ‘Biz bu cinayetlerin üstüne gidiyoruz. Biz bunları durduruyoruz’  demekle olmuyor. Bu yasalar herkese eşit, herkese aynı şekilde uygulandığı zaman, bunlar karşısında önleyici tedbirler alındığı zaman,kadın toplumda hem ekonomik hem sosyal anlamda güçlenir. Dediğim gibi, o güveni sağlamak için o kadının bir sonraki güne umudunu koruyabilmesini sağlamamız gerekiyor. ‘Ben yarın ne yapacağım, nasıl para kazanacağım?’ kaygısını ortadan kaldırıp hayata umutla bakabiliyor ve kendini o güvenle yaşayabiliyor ise hep başından beri söylediğim o toplumda adalet de olur, eşit yurttaşlık da olur” dedi.   ‘Kadınların özgürlüğü ve eşit bir yaşam birbiriyle bağlantılı’   Köylerdeki dayanışma kültürüne de değinen Neptün Soyer, insanların doğayla ve birbirleriyle kurdukları ilişkinin ortak yaşam açısından önemli olduğunu belirtti. Doğanın dengesinden öğrenilecek çok şey olduğunu ifade eden Neptün Soyer, son olarak şunları söyledi: “Doğanın dengesini köylerde o kadar güzel görürsünüz ki insan birazcık doğaya yüzünü dönse, birazcık doğanın ne söylediğini anlasa köydeki yaşamı daha iyi anlar. Toplumsal bir düzenin sağlanabilmesi için herkesin yasalar karşısında da toplumsal davranışlarımızda da eşit olması, ortak olmak zorundayız. Bizden sonraki nesiller için yaptığımız projelerle, çalışmalarla barışçıl, adil ve güven içinde bir yaşamı sürdüreceğiz.”