Başkaldırışın ve direnişin sembolü: Üveyş Öcalan 2026-04-11 09:04:14   Evin Çiftçi   RIHA - 75 yıllık yaşamı boyunca direngen kişiliğiyle tanınan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın annesi Üveyş Öcalan’ın yaşamını yitirişinin üzerinden 33 yıl geçti. Kızı Fatma Öcalan, Abdullah Öcalan'ın annesinden ilham aldığını söyledi.    Kadın mücadelesinde kendisine ilham olduğunu dile getiren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın annesi Üveyş Öcalan vefatının 33’üncü yılına girdi. Abdullah Öcalan’ın, "Tam bir isyan tufanıydı, kimseye boyun eğmezdi" sözleriyle anlattığı annesi, küçük yaşlardan itibaren direngen bir ruh taşıdı ve bunu yaşamının her alanında pratiğe döktü. Eşinin gözleri önünde bir kadını katlettiğine tanıklık eden Üveyş Öcalan, buna karşı başkaldırısını gidip ifade vererek, gösterdi ve kadın mücadelesindeki ilk adımlarını böyle attı.   Üveyş Öcalan kimdi?   Riha’nın (Urfa) Xelfetî (Halfeti) ilçesine bağlı Amara (Ömerli) köyünde Kürt bir baba ve Türkmen bir annenin çocuğu olarak 26 Kasım 1918 tarihinde dünyaya gelen Üveyş Öcalan, çocuk yaşta komşu Türkmen köyünden biri ile evlendirildi. Üveyş Öcalan, daha evliliğinin birinci yılında iken, evli olduğu erkek bir kadını kaçırmaya çalıştı. Kaçmayı kabul etmeyen kadın katledilirken, yaşananlara tanık olan Üveyş Öcalan, evli olduğu erkek üzerine mahkemede ifade vererek, feodaliteye ilk başkaldırısını böyle gerçekleştirdi. Olayların ardından köyüne gönderilen Üveyş Öcalan, sonrasında Ömer Öcalan ile evlendi.   Üveyş Öcalan, bu evliliğinde Nevde, Binnaz, Havva, Fatma, Abdullah, Mehmet, Osman, Ali adında 5’i kız olmak üzere 8 çocuk dünyaya getirdi. Öte yandan Ömer Öcalan’ın önceki eşinden olan kızı Eyn’e yi de o büyüttü. Çocuklarından Nevde ve Binnaz henüz birkaç aylıkken, oğlu Ali ise başında çıkan tümör (ur) sebebiyle 12 yaşında yaşamını yitirdi.    Şeker hastalığı sebebiyle Adana’da kaldığı hastanede önce bir ayağı kesilen Üveyş Öcalan, 11 Nisan 1993’te Adana’da yaşamını yitirirken, cenazesi doğduğu Amara’ya defnedildi.   ‘Bin yıllık bir köleliğe duyulan bilinçsiz bir öfke’   Abdullah Öcalan, annesi Üveyş Öcalan’ın kendisinde nasıl iz bıraktığını, kavgacı bir karakter olduğunu ve bunun kendisine geçtiğini şu sözlerle savunur: "Annem çok yaman bir kadındı, kavgacıydı. Mahallenin, köyün en sert kadınıydı. Ben ondan etkilenmedim diyemem; onun o eğilmez, uzlaşmaz yanı benim kişiliğimin mayasıdır. Ama ben o enerjiyi gelenek için değil, geleneği yıkmak için kullandım.”   Abdullah Öcalan annesini binlerce yıllık bir tarihin son ama bozulmuş kalıntısı gibi tasvir eder: "Annem aslında o eski Mezopotamya’nın güçlü kadın figürünün, binlerce yılın ağırlığı altında ezilmiş, tanınmaz hale gelmiş bir gölgesiydi. Onun o hırçınlığı, aslında bin yıllık bir köleliğe duyulan bilinçsiz bir öfkeydi. Ben o öfkeyi gördüm ve anlamlandırdım."   ‘Başkan ondan ilham alıyordu’   Annesinin aksi ve boyun eğmeyen kişiliğinden bahseden Fatma Öcalan da “Annem çok aksiydi, kimseye boyun eğmezdi. Başkan ondan ilham alıyordu. Eskiden başkan bir çocukla kavga etmişti. Eve geldiğinde annem onu gönderip ‘Git öcünü almadan gelme’ demişti. Sonrasında çocuğun annesi gelip 'sizi şikâyet edeceğim' dedi. Annem de kadına nereye gidersen git dedi. Ben de o olaya şahit olmuştum” dedi.     ‘Keşke başkan olduğunu görebilseydi’   Fatma Öcalan son olarak şu ifadeleri kullandı: “Eskiden annem kapıyı kilitlemezdi sürekli başkan gelecek diyordu. Sürekli gözü yollardaydı. Bir gün annem başkana ‘Bana bir elbise al’ dedi. Başkan da anneme ‘Tüm annelere almam lazım. Sadece sana değil’ dedi.”