11 Temmuz'un ardından bir yıl: Gözler hâlâ Kök Yasa'da (1)

  • 09:01 6 Temmuz 2026
  • Dosya
Bir yıl sonra masadaki asıl başlık: Kök Yasa
 
Melek Avcı 
 
ANKARA - Barış ve Demokratik Toplum Grubu'nun silah yakmasının üzerinden bir yıl geçerken, Kürt Özgürlük Hareketi'nin attığı adımların ardından gözler iktidarın Meclis’e sunacağı "çerçeve yasa"da. Süreç boyunca karşılıklı açıklamalar yapılırken, yasal güvence ve Kürt Halk Önderi’nin statüsüne ilişkin belirsizlik ise sürüyor.
 
Barış ve Demokratik Toplum Grubu’nun silah yakma yıl dönümü haftasındayken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın "Kök yasa" tanımlaması yaptığı, iktidarın ise "çerçeve yasa" olarak NATO Zirvesi sonrası Meclis’e taşıyacağı yasa taslağının içeriğine dair henüz net bir veri yok. Süreci dönem dönem tıkayan ve durağanlaştıran tartışmalar Haziran ayı itibarıyla kısmen aşılmış olsa da Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt siyasal hareketi ve iktidar kanadından yapılan çeşitli açıklamalar, eleştiriler mevcut durumda her iki aktörün masada nasıl konumlandığını, söylem ile pratiğin kim tarafından nasıl hayata geçirildiğini 11 Temmuz 2025 tarihinden bu yana ortaya koydu.
 
Bir yıl boyunca silah yakma, fesih ve geri çekilme dahil birçok pratik adım atılırken, sürecin en kritik başlığı olan yasal düzenlemeye ilişkin belirsizlik ise sürüyor. Gözler, iktidarın Meclis'e sunacağı "Kök Yasa" düzenlemesine çevrilmiş durumda.
 
Silah yakma töreninin birinci yıl dönümü dolayısıyla hazırladığımız dosyanın ilk bölümüyle bir yıl boyunca sürece dair yaşanan gelişmeleri derledik. 
 
İlk çıkış
 
Sürecin sinyallerini veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin söylemlerinin ardından, 28 Aralık 2024 tarihli İmralı’ya ilk siyasi ziyarette gelen tarihi mesajlar dünyanın gündeminde yer aldı. Bu tarihi fırsatla Kürt halkı ve demokratik kamuoyu, barış çalışmalarına hız vererek ilk atılımı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın işaret ettiği Meclis üzerinden siyasi partiler ile temaslar başlatarak yaptı. Süreci tartışmak, Kürt Halk Önderi’nin ilk mesajlarını iletmek için DEM Parti İmralı Heyeti tek tek tüm siyasi partilerle buluştu ve bu ziyaret süreci yasa içeriği gündemiyle devam ediyor.
 
Çağrı ve toplumla buluşma
 
Kürt Halk Önderi, dört parça Kürdistan’da öncelikli olmak üzere fikrini, eleştiri ve önerilerini almadığı tek bir kesim bırakmayarak tarihi çağrıyı hazırladı. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum İnşası" çağrısında PKK'nin silah bırakması ve kongreyi toplaması, özce demokratik bir toplumun inşası için koşulların oluşturulması ve sorumlulukların alınması belirtilmişti. Barışın ve demokratik toplumun inşası için Kürt halkı ve kurumsal olarak da DEM Parti, iktidar somut adıma geçmese de halk buluşmaları, konferanslar ve toplantılar ile bu süreci her kesime anlatma ve sürece katkı verme girişimleri başlattı.
 
Pratik adımlar özgürlük hareketinden geldi 
 
Sürecin başlangıç noktası olan bu çağrı, yalnızca politik bir söylem değil, doğrudan sahada karşılık bulan bir yönelim olarak görüldü. Bu çağrının ardından gelen en kritik eşik ise PKK'nin 5-7 Mayıs tarihli fesih kongresi oldu. Fesih kongresi Kandil’de ve Zap’ta iki farklı noktada eş zamanlı toplandı. Kongrede kararlar oy birliğiyle alındı: "Bu temelde PKK 12. Kongresi, pratikleşme süreci Önder Apo tarafından yönetilmek ve yürütülmek üzere PKK'nin örgütsel yapısının feshedilmesi ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırması kararlarını alarak PKK adıyla yürütülen çalışmaları sonlandırdı" denildi.
 
Bu kongrede alınan fesih kararı, örgütsel yapının sonlandırılmasına yönelik tarihsel bir kırılma oldu. Bu adım, dünya çatışma-çözüm deneyimlerinde en son atılması gereken adımlar olarak tarihte karşımıza çıkarken, Kürt Halk Önderi çağrısını pratikte hayata geçiren en somut adımı gösterdi.
 
Kadın öncülüğünde gösterilen barış iradesi 
 
Fesih kararının ardından süreç yalnızca karar düzeyinde de kalmadı. Bu kapsamda 9 Temmuz 2025’te Kürt Halk Önderi, "Barış ve Demokratik Toplum" sürecinde ikinci çağrısını yaptı. Demokratik Toplum Manifestosu’nun, 50 yıllık "Kürdistan Devriminin Yolu" manifestosunun yerini alacağını ve bölgesel-küresel barış için tarihi bir adım olacağını belirtti. Bu çağrı ile beraber 11 Temmuz 2025’te 15 kadın, 15 erkekten oluşan 30 kişilik "Barış ve Demokratik Toplum Grubu", Cesene Mağarası’nda silah yakma töreni gerçekleştirerek tüm dünyaya barış mesajını verdi. 
 
Grupta KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat’ın da aralarında bulunması, bu sürecin sembolik ve politik açıdan en güçlü göstergelerinden biri olan kadın öncülüğünde dünyaya gösterilen barış iradesi oldu. Besê Hozat’ın silah yakması, daha geniş çaplı bir silahsızlanma sürecinin mümkün olduğuna dair bir irade beyanı olarak Apocu Hareket ve dünya kamuoyu tarafından değerlendirildi.
 
Durmayan pratik
 
Bu adımların ardından durmayan ve pratik eylemlerini sürdüren Apocu Hareket, 26 Ekim’de Türkiye sınır bölgelerindeki güçlerini çekeceğini duyurmuş, ardından ise Zap alanında 16 Kasım 2025’te geri çekilmenin tamamlandığını belirtmişti. "Bu yeni adımımızın, Kürt sorununun çözümüne ve Türkiye’nin barışı ile demokratikleşmesine hizmet edeceği inancındayız" denilmişti. Tüm bu adımların ortak özelliği ise Apocu Hareket'in, barışta gösterdiği kararlılığın pratik varoluşu olarak görüldü. Süreçte atılan bu adımların ardından gözler tamamen devletin atacağı hukuki adımlara çevrildi.
 
Statü hala belirsiz
 
Tüm bunlar olurken toplumun somut olarak gördüğü tek adım, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" faaliyetleri ve siyasi partilerin ortak müzakere ile sunduğu öneriler ışığında açığa çıkan rapor oldu. Yine MİT tarafından iktidara sürece ilişkin bir sunum yapıldığı ve özellikle silah bırakma sonrası süreç ile "doğrulama ve teyit mekanizması" üzerine çalışmalar yürütüldüğü duyurulmuş, ilerleyen tarihlerde ise MİT Başkanı İbrahim Kalın yaptığı açıklamada silah bırakmaların sürdüğünü ve bunu kayıt altına da aldıklarını dile getirmişti.
 
Kürt halkı ve hareket somut adım beklerken ve özellikle baş müzakerecisinin statü ve fiziki özgürlük koşullarının sağlanmasını isterken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisini yaparak statünün belirlenmesine işaret etmiş ve süreçte bir yol haritasını da iktidarın önüne koymuştu. Keza AKP'li kaynaklar verdikleri demeçlerde "Bizim tek muhatabımız Abdullah Öcalan'dır" söylemini defalarca kullanırken, statü tartışmaları ve yasal adımların içeriği de henüz netleşmiş değil.
 
MHP’nin önerileri 
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yalnızca silah bırakmanın yeterli olmayacağını, bunun hukuki ve siyasi zemininin oluşturulması gerektiğini, atılacak adımların kurumsal bir çerçevede yürütülmesini önerdi. Yine sürecin kişilere bağlı değil, süreci kurumsal güvenceye kavuşturacak mekanizmalar ve izleme kurullarının olması gerektiğini vurgulamıştı.
 
MİT çalışmaları
 
MİT Başkanı İbrahim Kalın ise geçtiğimiz haftalarda silah bırakma sürecinin planlandığı şekilde devam ettiğini, teslim edilen silahların kayıt altına alındığını ve doğrulama-teyit mekanizmasının işletildiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise yasanın Meclis kapanmadan gelmesi gerektiğine dikkat çekmişti.
 
Kürt Özgürlük Hareketi ‘karşılıklı adım’ vurgusunu sürdürdü
 
Silahların yakılması ve geri çekilme kararlarının ardından Kürt Özgürlük Hareketi'nden yapılan açıklamalarda ortak vurgu, sürecin tek taraflı ilerleyemeyeceği yönünde oldu. Hareket, atılan adımların bir "iyi niyet göstergesi" değil, Kürt Halk Önderi’nin çağrısı doğrultusunda geliştirilen stratejik kararlar olduğunu belirterek, bundan sonraki aşamanın devletin atacağı hukuki ve siyasal adımlara bağlı olduğunu defalarca dile getirdi.
 
Yapılan açıklamalarda, örgütün feshi, silahlı mücadele yönteminin sonlandırılması, silah yakma töreni ve geri çekilmenin tarihî nitelikte kararlar olduğu belirtilirken, bu adımların demokratik siyasetin önünün açılması amacıyla atıldığı kaydedildi. Açıklamalarda, sürecin başarıya ulaşmasının temel koşulları arasında ise Kürt Halk Önderi’nin çalışma ve iletişim koşullarının değiştirilmesi, süreci doğrudan yönetebileceği bir statünün sağlanması ve kapsamlı bir yasal güvence oluşturulması gösterildi. Hareket yöneticileri ayrıca, hazırlanacak herhangi bir yasal düzenlemenin yalnızca alt kadroları kapsayan ya da geçmişteki "pişmanlık yasaları" mantığıyla hazırlanmış bir metin olmaması gerektiğini çokça vurguluyor. Yapılan değerlendirmelerde, yönetici kadroları dışarıda bırakan, silahsızlanmayı "bireysel teslimiyet" olarak tanımlayan veya statüyü düzenlemeyen bir yasanın çözüm üretmeyeceği, aksine süreci tıkayacağı açıkça dile getiriliyor.
 
Karşılıklı çağrılar 
 
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ise yaptığı son açıklamalarda, sürecin önemli ölçüde ilerlediğini belirterek, bundan sonraki aşamanın hukuki düzenlemeler olduğunu, tüm siyasi partilerin sürece katkı vermesi gerektiğini belirtti. Hazırlanacak düzenlemenin af niteliği taşımayacağını ifade eden Numan Kurtulmuş, siyasi partilerin ortak mutabakatıyla kapsamlı bir yasal çerçevenin oluşturulması için müzakerelerin sürdüğünü dile getirdi.
 
Ancak Numan Kurtulmuş'un işaret ettiği yeni müzakere ihtiyacı, sürecin önceki aşamalarını da yeniden gündeme taşıdı. Çünkü Kürt meselesinin demokratik çözümü amacıyla kurulan Meclis Komisyonu, uzun süren çalışmaların ve birçok kesimden gelen isimlerin, alanında uzman şahsiyetlerin dinlenmesinin ardından siyasi partilerin görüş ve önerilerini içeren kapsamlı bir rapor hazırlamış; çözüm sürecine ilişkin hukuki düzenlemeler, demokratikleşme adımları ve yasal değişiklik önerileri bu raporda ayrıntılı biçimde yer almıştı. Bugün tartışılan "çerçeve yasa" başlıklarının önemli bir bölümüne ışık tutacak düzenlemeler, söz konusu raporun 6'ncı ve 7'nci maddelerinde daha önce değerlendirilen konular arasında bulunuyor. Bu nedenle, yeni bir müzakere sürecinin hangi başlıklar üzerinden yürütüleceği ve daha önce üzerinde uzlaşı sağlanan önerilerin neden siyasi partiler ile yeniden tartışılmaya ihtiyaç duyulduğu soruları da gündemdeki yerini koruyor.
 
Öneriler devlete sunulmuş
 
Diğer yandan ise Kürt Halk Önderi, 25 Mayıs'ta gerçekleştirilen İmralı görüşmesinde yasa taslağına ilişkin önerilerini devlet yetkilileri ve İmralı Heyeti'nin bulunduğu görüşmede sundu. Bu görüşmenin ardından DEM Parti İmralı Heyeti ile AKP arasında üç ayrı temas gerçekleştirildi. DEM Parti kaynakları, bu görüşmelerde iktidarın "kapsayıcı bir yasa üzerinde çalışıyoruz, kısa süre içerisinde taslağı siyasi partilerle paylaşacağız" mesajını verdiğini aktardı.
 
İktidar yasayı kapsayıcı tutacağını iletti
 
Buna karşın iktidara yakın medya organlarında yer alan ve yasa kapsamının dar tutulacağı, bazı yönetici kadroların düzenleme dışında bırakılacağı yönündeki iddiaların ise muhataplarına iletildiğini söyleyen DEM Parti, iktidarın bu iddiaların asılsız olduğunu ve yasanın kapsayıcı olacağını beyan ettiğini söyledi. Kaynaklar, gerilla komutanlarını, yönetici kadroları ve Kürt Halk Önderi’nin çalışma ve özgürlük koşullarını kapsamayan bir düzenlemenin çözümsüzlüğü derinleştireceği yönündeki kaygıların açık biçimde aktarıldığını da ifade etti.
 
Şu an ise tüm halkın gözü kulağı çıkarılacak olan yasanın, bir an önce talepleri karşılayacak içerikte Meclis’e gelerek yasalaşmasında.