ÖHD’den Rojava raporu
- 17:03 3 Şubat 2026
- Güncel
AMED – ÖHD raporuna göre, Rojava’ya yönelik saldırıları protesto eden eylemlere yapılan müdahalelerde en az 842 kişi gözaltına alındı, 25’i çocuk 118 kişi tutuklandı. Raporda, gözaltı süreçlerinde sistematik şiddet, kötü muamele ve temel hak ihlallerinin yaşandığı vurgulandı.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Rojava’ya dönük saldırılara karşı 1 Ocak 2026–2 Şubat 2026 tarihleri arasında Kürdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde düzenlenen basın açıklamaları, yürüyüşler ve protestolara yönelik kolluk saldırılarına dair hazırladığı raporu, Amed Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı. Açıklamaya çok sayıda ÖHD’li katıldı.
Basın toplantısında konuşan ÖHD Genel Merkez yöneticisi Mehmet Öner, Rojava’ya yönelik saldırıların Kürt halkının tarihsel, siyasal ve toplumsal kazanımlarını hedef aldığını belirtti. Bu saldırıların yalnızca sınır ötesinde yaşanan askeri ya da diplomatik gelişmeler olarak ele alınamayacağını vurgulayan Mehmet Öner, şunları söyledi: “Rojava’da inşa edilen öz yönetim, kadın özgürlüğü, yerel demokrasi ve halkların birlikte yaşam pratikleri, Kürt halkının bütün coğrafyalardaki varlığı ve mücadelesiyle doğrudan bağlantılıdır. Türkiye’de Rojava’ya dönük saldırılara karşı gerçekleştirilen protestolar da bu nedenle münferit ya da geçici tepkiler değil, Kürt halkının tarihsel deneyimi, kolektif hafızası ve güncel siyasal gerçekliğiyle iç içe geçmiş meşru ve barışçıl itirazlardır. Kürt meselesi bağlamında Türkiye’de yaşanan süreç, Rojava’dan bağımsız değildir; aksine Rojava’daki gelişmelerle eş zamanlı olarak Türkiye’de baskı politikalarının yoğunlaştığı açıkça görülmektedir.”
Mehmet, raporun ÖHD üyesi avukatlar tarafından sahada yapılan doğrudan gözlemler, gözaltına alınan kişiler, avukatlar ve ailelerle gerçekleştirilen görüşmeler, hastane ve adliye süreçleri ile basına yansıyan bilgi ve görsel kayıtlar temel alınarak hazırlandığını ifade etti. Toplanan verilerin ihlallerin tesadüfi olmadığını ortaya koyduğunu belirten Mehmet Öner, şu değerlendirmede bulundu: “Elde edilen veriler, ihlallerin tesadüfi ya da münferit olmadığını; yakalama anından gözaltı sürecine, sağlık muayenesinden yargılamaya kadar uzanan zincirin bütün aşamalarında sistematik bir hak ihlali pratiğinin işletildiğini ortaya koymaktadır.”
Raporda yer alan tespitlere göre, ülke genelinde en az 49 ayrı kolluk saldırısı gerçekleşti, en az 840 kişi gözaltına alındı ve en az 118 kişi tutuklandı. Ayrıca 133 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi. Gözaltı ve tutuklamaların büyük bölümünün, herhangi bir şiddet içermeyen barışçıl toplantı, gösteri ve basın açıklamalarına katılım gerekçesiyle gerçekleştirildiği vurgulandı. Bu durumun anayasa ve taraf olunan uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel hakların fiilen askıya alındığını gösterdiği kaydedildi.
Çocuklara yönelik hak ihlalleri
Raporda çocuklara yönelik ihlallerin özellikle dikkat çektiğini belirten Mehmet Öner, en az 99 çocuğun gözaltına alındığını, en az 25 çocuk hakkında tutuklama kararı verildiğini aktardı. Çocukların yakalama sırasında darp edildiği, ters kelepçe uygulamasına maruz bırakıldığı, yetişkinlerle birlikte gözaltında tutulduğu ve çocuk adalet sisteminin temel güvencelerinin ihlal edildiği yönündeki çok sayıda beyanın rapora yansıdığı ifade edildi.
En az 106 kişi şiddete uğradı
Rapora göre en az 106 kişi, yakalama anında ya da gözaltı sürecinde darp, copla vurma, ters kelepçe, yerde sürükleme, tehdit ve hakarete maruz uğradığını beyan etti. Bazı vakalarda boğmaya çalışma, uzun süre ayakta bekletme, psikolojik baskı ve cinsel saldırı tehdidi gibi ağır iddiaların yer aldığı belirtildi. Sağlık muayenelerinin usule uygun yapılmadığı, darp izlerinin raporlara geçirilmediği ve kolluk görevlilerinin muayene sürecine müdahale ettiği yönündeki bulguların, işkence ve kötü muamelenin belgelenmesinin sistematik biçimde engellendiğini gösterdiği kaydedildi.
Valilik yasakları
Raporda, birçok kentte valilikler tarafından alınan geniş kapsamlı yasak kararlarıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının idari işlemlerle fiilen askıya alındığı belirtildi. Bu yasakların yalnızca yürüyüş ve basın açıklamalarını değil, afiş, pankart ve bildiri dağıtımı gibi ifade biçimlerini de kapsadığı, bazı kentlerde il giriş ve çıkışlarının dahi engellendiği ifade edildi.
‘Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ihlaline dikkat çekti
Raporda belgelenen gözaltı ve tutuklama uygulamalarının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ağır ve sistematik biçimde ihlal edildiğini ortaya koyduğu vurgulandı. Barışçıl eylemlere katılan yüzlerce kişinin herhangi bir somut suç şüphesi olmaksızın keyfi şekilde gözaltına alındığı, gözaltı sürelerinin hukuka aykırı biçimde uzatıldığı ve tutuklamanın cezalandırma aracına dönüştürüldüğü kaydedildi.
Haber alma hakkı hedefte
Raporda savunma mesleğinin ve avukatların doğrudan hedef alındığı, gazetecilerin darp edilerek gözaltına alındığı ve haber takibinin fiilen suç haline getirildiği çok sayıda vaka yer aldı. Bu uygulamaların ifade özgürlüğü ve halkın haber alma hakkını doğrudan ihlal ettiği belirtildi.
İnsan hakları kurumlarına çağrı
Mehmet Öner, raporun sonunda işkence ve kötü muamele yasağının mutlak olduğunu vurgulayarak, kamuoyunu, baroları, meslek örgütlerini, insan hakları kurumlarını ve uluslararası mekanizmaları göreve çağırdı.
Açıklama, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.







