Devlet cezaevinde ajanlaştırma pratiğini ilk kez kabul etti

  • 13:27 24 Şubat 2026
  • Güncel
Melek Avcı 
 
ANKARA - Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bir tutsağın “kurumlardan avukatın geldi” yalanıyla kolluk birimleriyle görüştürülerek tehdit edilmesi üzerine yapılan resmi başvurular, ajanlaştırma itirafını beraberinde getirdi. Adalet Bakanlığı, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na verdiği cevapta, kolluğun cezaevine girerek tutsakla görüştüğünü ilk kez kabul etti. 
 
22 Ocak 2025 tarihinde Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaşanan bir olay, cezaevlerindeki ajanlaştırma pratiğini somut belgelerle ortaya koydu.  22 Ocak 2025’te tutsak Öznur Özdemir, koğuştan “avukat görüşü” denilerek çıkarıldı. Öznur Özdemir, görüş alanına götürülürken bunun avukat değil kurumlardan gelen “bir heyet” olduğu söylenilerek, heyetin kim olduğuna dair hiçbir bilgi verilmedi. 
 
Tutsak  görüşmeyi kabul etmedi tehdit edildi
 
Öznur Özdemir, görüş yerine ulaştığında ise karşısına çıkanlar, kendisini daha önce gözaltına alan iki polis olduğunu fark etmesi üzerine görüşmeyi kabul etmediğini,  gardiyanlara dönerek “neden görüştürüldüğü ve kendisine neden bilgi verilmediğini” sorduğunda ise polislerin kendisine “senin iyi bir hayatın, işin var, onları mahvetme, çocukların var biliyoruz, onları düşün, kardeşini biliyoruz” şeklinde tehdit eden bir cevap aldı.  
 
Ajanlaştırma pratiğine karşı resmi başvuru
 
Bunun üzerine Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekili Newroz Uysal’a gelen Amed, Kürkçüler ve Rize’deki  benzer başvurular üzerine cezaevlerinde yaşanan ağır hak ihlallerine ilişkin bir çalışma başlatarak ve Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na resmi başvuruda bulunuldu. Sincan Cezaevine ilişkin hem İHİK hem de Adalet Bakanlığı’na Türkiye cezaevlerindeki ajanlaştırma ve tehditlere ilişkin araştırma ve soru önergeleri verildi. Yapılan başvuruda, yalnızca tecrit koşulları ve yapısal ihlaller değil; cezaevlerinde tutsakların iradeleri sakatlanarak, yalanla, tehdit edilerek, kolluk ve istihbarat birimleriyle görüştürülmesi, ajanlaştırma pratikleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmişti. 
 
Ajanlaştırma pratiği ilk kez kabul edildi
 
Komisyonun talebi üzerine Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Komisyona bir yazı göndererek, Öznur Özdemir’in “avukatınla görüşeceksin” diyerek görüşmeye götürüldüğü, görüşüp görüşmeyeceğine dair dilekçe yazdırıldığı, görüşmenin başlatıldığı ve sonlandırıldığı itiraf edildi. Adalet Bakanlığı, Meclis Komisyonu’na verdiği yanıtta istihbaratın cezaevine girdiği bu hukuk dışı görüşmenin gerçekleştiğini ilk kez kabul etti.  Ancak Newroz Uysal’ın Adalet Bakanlığı’na yönelttiği yedi soru ise cevapsız bırakıldı. 
 
‘Ajanlaştırmanın üstünü örtme girişimi’
 
Newroz Uysal önergedeki soruların yanıtsız bırakılmasına ilişkin, “Bakanlık, Meclis denetimi kapsamında verdiğimiz soru önergesini cevapsız bırakmakla gerçeği karartmakta, mevzuat hatırlatmasının arkasına saklanmakta, Meclis’i ve kamuoyunu bilinçli biçimde cevapsızlık rejimi içinde tutmaktadır. Bu, Meclis’in denetim yetkisini işlevsizleştirme pratiğidir. Aynı zamanda siyasi sorumluluktan kaçma tekniği ve cezaevlerinde kurulan ajanlaştırma, tehdit ve irade kırma mekanizmalarının üzerini örtme girişimidir. Bu durum ortada hukuka uygun bir işlem değil; gizlenmeye çalışılan bir hukuksuzluk olduğunu açıkça göstermektedir. Eğer gerçekten ‘mevzuata uygunluk’ olsaydı, Bakanlık Meclis’e madde söylerdi, yetki söylerdi, usul söylerdi. Ama hiçbirini söyleyemiyor. Çünkü yok.  Milletin vekiline susan bu yaklaşım; devletin cezaevlerinde kurduğu kirli rejimi denetimden kaçırma iradesinin de bir yansıması şeklinde okuduğumuzu açıkça belirtmek isterim” diye belirtti. 
 
‘Buradan Adalet Bakanına soruyoruz!’
 
“Hangi mevzuat, bir mahpusun “avukat geldi” denilerek kandırılmasına izin vermektedir?” diye soran Newroz Uysal,  “Hangi mevzuat, cezaevinde kolluğun mahpus karşısına çıkarılmasını düzenlemektedir? Hangi mevzuat, bir mahpusun ailesi üzerinden tehdit edilmesini meşru saymaktadır? Son olarak; biz bu karartmanın ve bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacağız. Bakanlığı, Meclis’e gerçek cevaplar vermeye, bu görüşmelerin yasal dayanağını açıklamaya ve cezaevlerinde kurulan bu kirli mekanizmaya son vermeye zorlayacağız. Çünkü cezaevleri hukukun askıya alındığı alanlar değildir. Ve hiçbir mevzuat, yalanı, hileyi, tehdidi ve ajanlaştırma faaliyetleri kapsamında cezaevlerini istihbarat toplama alanlarına çevirmeyi ‘insan onuruna saygı’ diye yutturmaya yetmez” sözlerini kullandı
 
Resmi cevap tutanağına iddia denildi!
 
11 Şubat’ta gerçekleşen İHİK Alt Komisyon toplantısında ise resmi olarak kabul edilen ajanlaştırma girişimini komisyon başkanına belgeleriyle soran Newroz Uysal’ın soruları yanıtsız bırakılarak benzer şekilde “mevzuat hatırlatması” yapıldı ve gelen tutanak metnine rağmen “iddia” denildi.