Mardin Arap Halkları Derneği üyesi: Kürt-Arap savaşı algısı faşizmin ürünüdür

  • 09:10 30 Ocak 2026
  • Güncel

  

Neslihan Kardaş-Rojda Aydın 
 
MÊRDÎN – Rojava’ya yönelik saldırıların halkların barış içinde bir arada yaşama iradesini hedef aldığını belirten Mardin Arap Halkları Derneği üyesi Figen Altındağ, “Bu saldırılar Kürt-Arap düşmanlığı yaratma çabasının ürünüdür” dedi.
 
Rojava devrimiyle birlikte bölgede, özerk yönetim çatısı altında demokratik bir yaşam modeli inşa edildi. Bütün dünyaya örnek olan bu yaşam modeli; ulus-devlet yönetimiyle değil, tabandan tavana yükselen meclisler, kadın özgürlükçü ve ekolojik bir toplum anlayışı ile çok etnikli bir yapı temelinde Ortadoğu’da yeni bir yaşam modeli ortaya koydu. Birçok farklı halkın aynı çatı altında demokratik bir yaşamda kendini bulduğu bu modelde, Kürt halkının yanı sıra Araplar, Süryaniler, Aleviler gibi birçok halk eşit bir yaşam olanağına kavuştu. Bu yaşam modelini hedef alan, halkların birlikte demokratik yaşamını kabul etmeyen DAİŞ, HTŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin saldırılarına karşı, başta Kürt halkı olmak üzere birçok farklı halk ayakta.
 
Mêrdîn Arap Halkları Derneği üyesi Figen Altındağ ile Rojava’ya yönelik saldırılar, Arap ve Kürt halkları arasındaki tarihsel birliktelik, bölgesel barış ve birlikte yaşama olasılığı hakkında konuştuk.
 
‘Barış hedef alındı’
 
Rojava’ya yönelik saldırıları, barışa ve bir arada yaşama olanağına yönelik kaygı verici saldırılar olarak gördüğünü belirten Figen Altındağ, şunları söyledi: “Halkların barışına ciddi bir kasıt güdenlerin ve bu barış idealini kendi zorba ilişkileri için tehlike görenlerin bu saldırıları hedeflediğini düşünüyorum. Rojava’ya dönük bu saldırıların, özelinde Kürtlere, genelinde ise tüm halklara yönelik olduğunu gördüğümüz için ciddi bir endişe duyuyoruz. Bu açıdan, kuruluş felsefesini barış ilkeleri üzerine kuran Mardin Arap Halkları Derneği olarak bizler, dün olduğu gibi bugün de bu ilkeler doğrultusunda bir tutum alıyor ve bu saldırıları kınıyoruz.”
 
‘İki halk tarihsel mücadelenin en kritik yerinde duruyor’
 
Arap halkı ile Kürt halkı arasındaki tarihsel birlikteliğin esasını barış için verilen uzun mücadelelerden aldığını dile getiren Figen Altındağ, “Onurlu, eşit ve özgür bir ortak yaşam olanağını sağlamak için uzun yıllardır omuz omuza faşizme karşı mücadele veren bu iki halk, bize göre bugün faşizme karşı yürüttükleri bu tarihsel mücadelenin en kritik yerinde duruyor. Kürt-Arap savaşı gibi gösterilmek ve pazarlanmak istenen bu çirkin saldırılar, faşizmin bir başka çirkin yüzüdür. Bu iki onurlu komşu halk, tarihsel birlikteliğinin bilincini her zaman diri tutarak bu önemli dönemeçte faşizmin kıskaçlarından kendini kurtaracaktır. Rojava’da pratize edilen halkların ortak, bir arada yaşama modeli; eşitlik ve özgürlük ilkeleri üzerinde hayat bulmuştur. Bu onurlu ortak yaşam, tüm Ortadoğu’ya örnek teşkil etmekte, işgal ve baskı altındaki tüm halklar için bir umut olmaktadır. Bu saldırıların halkların bu umuduna zarar vermediğini düşünüyoruz. Bilakis, bu önemli dönemeçte herkesin üzerine düşen sorumluluğu bilmesi ve buna uygun bir tutum alması gerekmektedir. Bu saldırılar, barış idealini taşıyan tüm insanlara faşizme karşı mücadeleyi büyütmenin ve omuz omuza vermenin gerekliliğini açıkça göstermiştir” diye belirtti.  
 
‘Bölge barışına ciddi bir tehdit’
 
Rojava’daki özerk yönetim modelinin bir barış modeli olduğunu belirten Figen Altındağ, “20’nci yüzyılın başından bugüne tekçi zihniyetlerin halklara ve dünyaya barış getirmediğini, bilakis büyük ve acımasız savaşlar yarattığını biliyoruz. Emperyal emeller gözetilerek çizilen yapay sınırlar, halkları bir bıçak gibi birbirinden ayırmış ve onları bir bıçak sırtında yaşamaya zorlamıştır. Savaş politikaları, halkları son derece zor yaşam koşullarına mahkûm etmiştir. Kuruluş konseptini bu tarihsel deneyimlerden alan Rojava modeli, yalnızca bölgede değil, küresel ölçekte de halkların eşitlik ve özgürlük esasları temelinde ortak yaşamı arzulayan herkes için hayati önemdedir. Türkiye’nin Rojava’ya dönük politikası, Türkiye’nin kuruluş politikalarından ayrı düşünülemez. Halkların kimliklerini, dillerini, kültürlerini, inançlarını ve tarihlerini yok sayarak kendini var eden bu zihniyet, dün olduğu gibi bugün de saldırgan ve savaşçı politikalar doğrultusunda halkların barışına düşmanca bir tutum almaktadır. Bu tutum, tüm bölgenin barışı açısından ciddi bir tehdittir” sözlerini kullandı.  
 
‘Rojava’nın mücadelesini selamlıyoruz’
 
Rojava’ya yönelik saldırıların, halkların bir arada yaşadığı Mêrdîn için de ciddi bir kırılma riski taşıdığını dile getiren Figen Altındağ, “Arapların, Kürtlerin, Süryanilerin ve Ermenilerin barış içinde yaşadığı Mêrdîn’de, komşu Rojava’da yaşanan savaş, kentin kendi iç barışına da tehdit oluşturmaktadır. Rojava’ya yönelik saldırıların Kürt-Arap savaşı gibi gösterilmesi, Mêrdîn’de bir arada ve barış içinde yaşayan Kürtler ile Arapları tedirgin etmektedir. Mêrdîn Arap Halkları Derneği olarak Arap ve Kürt halklarının tarihsel birlikteliğini vurgulayan kültürel ve sosyal çalışmaları sürdürmeyi düşünüyoruz. Birbirleriyle akrabalık bağları bulunan bu iki komşu halk, kendi dillerinde de bu birlikteliği yansıtan ortak sözcükler taşımaktadır. Sosyal ve kültürel ortaklığı vurgulayan bu etkileşimler, halklar arasındaki barışın temelini oluşturmaktadır. Halkların birlikteliğine yapılan bu vurgu, faşizan saldırılara karşı güçlü bir duruştur. Arapça bir sözcük olan ‘selam’, ‘barış’ demektir. Mêrdîn Arapları olarak Kürt halkının ve Rojava’nın özgürlük ve barış mücadelesini selamlıyoruz” şeklinde konuştu.