‘Sınır kapıları açılsın’ çağrısı
- 17:35 31 Ocak 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ— Rojava’ya yönelik saldırılara karşı yapılan açıklama ve eylemlerde sınır kapılarının açılması çağrısı yapıldı.
Kürdistan ve Türkiye’de Kuzey ve Doğu Suriye ile Rojava’ya yönelik saldırılara tepki gösterildi.
İzmir
Çiğli Emek ve Demokrasi Güçleri’nin, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı gerçekleştirdiği açıklamada, “Ortadoğu’da kalıcı barış; halkların eşitliği, kadın özgürlüğü, çoğulculuk ve demokratik özerklik temelinde, emperyalizmin, gericiliğin ve vekâlet savaşlarının sona ermesiyle mümkündür” denildi.
Çiğli Emek ve Demokrasi Güçleri, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı basın açıklaması gerçekleştirdi. Kasaplar Meydanı’nda gerçekleşen açıklamada “Bölgede barış, ülkede demokrasi istiyoruz” yazılı pankart açılırken sık sık “Bijî berxwedana Rojava”, “Jin, jiyan, azadî” ve “Rojava halkı yalnız değildir” sloganları atıldı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada basın metnini Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Çiğli İlçe Eşbaşkanı Aynur Çelik okudu.
‘IŞİD, bugün HTŞ olarak Suriye yönetimine taşınmıştır’
Emperyalistlerin yürüttüğü kirli vekâlet savaşlarının en acımasız ve yıkıcı örneklerinden birinin Rojava’da Kürt halkına karşı sürdürüldüğünü belirten Aynur Çelik, “Bu saldırılar bir güvenlik meselesi değil; cihatçı, tekçi ve gerici bir anlayışın bölgeyi tahakküm altına alma, kendi karanlık çıkarlarını halklara dayatma girişimidir. ABD ve AB, dün terörist ilan ettikleri kişi ve grupları bugün silahlandırarak halklar üzerinde yürütülen soykırıma göz yummaktadır. Ortadoğu’da yaşanan tüm savaş ve yıkımların emperyalistler ve onların bölgesel işbirlikçileri eliyle, kendi çıkarları uğruna yaratıldığını çok iyi biliyoruz. ABD ve AB emperyalist çıkarları doğrultusunda bölge ülkelerini dizayn etmek için her türlü kirli ilişkinin ve terör örgütlenmesinin planlayıcısı olmuştur. Dün IŞİD olarak büyüttükleri cihatçı barbar çeteler, bugün HTŞ adı altında Suriye yönetimine taşınmıştır. HTŞ, iş başına geldiği andan itibaren Alevileri, Dürzileri ve diğer halkları hedef alarak büyük katliamlar gerçekleştirmiştir. ABD desteğiyle iktidara taşınan bu selefi yapı, farklı inançlara, kültürlere ve özgürlüklere karşı şiddeti esas alan bir yönetimi kanla ve katliamla dayatmaktadır” dedi.
‘Kazanımları güvence altına almayan düzenlemeler kabul edilemez’
Dün SDG ve HTŞ arasında yapılan ateşkes ve mutabakat görüşmelerini dikkatle takip ettiklerini söyleyen Aynur Çelik, “Bu görüşmelerin, Kürt halkının ve Rojava’da yaşayan tüm halkların özgürlük, eşitlik ve demokratik yaşam taleplerini karşılamaktan uzak ve son derece yetersiz olduğunu ifade ediyoruz. Halkların iradesini yok sayan, kadınların kazanımlarını güvence altına almayan ve cihatçı çeteleri fiilen meşrulaştıran hiçbir düzenleme kabul edilemez. Bununla birlikte çatışmaların durması ve halkların nefes alabileceği bir zeminin oluşması, demokratik mücadelenin büyütülmesi açısından belirli bir imkân yaratmaktadır. Ancak bu zemin; Kürt halkının özsavunma gücünün korunması, Rojava’daki demokratik kazanımların güvence altına alınması ve halkların ortak, özgür yaşam iradesinin güçlendirilmesi koşuluyla anlamlıdır” ifadelerini kullandı.
‘Halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz’
Aynur Çelik, son olarak şu ifadelere yer verdi: “Çiğli Emek ve Demokrasi Güçleri olarak, Suriye’de Kürt halkına karşı HTŞ eliyle yürütülen savaşın derhal durdurulması için tüm sorumluları göreve çağırıyoruz. Barıştan, kardeşlikten ve halkların eşitliğinden yana olan herkesi Kürt halkıyla dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin Ortadoğu planlarını halkların ortak barış iradesiyle boşa çıkarmalıyız. Bugün Suriye’de Kürt halkına karşı yürütülen saldırılara dur demek; yarının etnik ve mezhep savaşlarına, baskıya, zulme, gericiliğe ve tekçi anlayışa dur demektir. Katledilen her çocuk, katledilen her masum insan ve saç örgüsü kökünden koparılan her kadın için savaşa dur demek bir insanlık onurudur. Ortadoğu’da kalıcı barış; halkların eşitliği, kadın özgürlüğü, çoğulculuk ve demokratik özerklik temelinde, emperyalizmin, gericiliğin ve vekâlet savaşlarının sona ermesiyle mümkündür. Kürt halkıyla dayanışmayı büyütmeye, savaş politikalarına karşı barışı ve halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz.
Xarpêt
Xarpêt Emek ve Demokrasi Platformu da Hozat Garajı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. “Bijî berxwedana Rojava” sloganının atıldığı açıklamada, “Rojava vicdandır, direniştir, özgürlüktür teslim alınamaz” pankartı açılırken, basın metnini platform adına SOL Parti yöneticisi Murat Çelikdağ okudu.
Saldırılara tepki gösteren Murat Çelikdağ, “Halep’ten sonra Rojava’ya Kürt halkının yaşam alanlarına yönelen saldırılar ile Alevilerin, Dürzilerin ve Hristiyanların sistematik biçimde yok sayılması ve onlara karşı uygulanan katliamlar tesadüf değildir. Bu saldırıların temel amacı, halklar arasında düşmanlığı derinleştirmek, çatışmayı kalıcı hale getirmek ve bölgeyi emperyalist çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillendirmektir” dedi.
Açıklama, “Bijî berxwedana Rojava” sloganı ile son buldu.
Adana
Adana Emek ve Demokrasi Platformu, İnönü Parkı’nda açıklama yaptı. Platform adına basın açıklamasını okuyan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Adana Şube Başkanı Baran Taygun Metin, barışın ancak eşit taraflar arasında mümkün olabileceğini belirterek, Suriye’de yıllardır süren savaşın bugün açık biçimde emperyalist güçler ve onların desteklediği cihatçı yapılar eliyle halkların iradesini hedef alan bir imha politikasına dönüştüğünü söyledi. Metin, özellikle demokratik, çok kimlikli ve öz örgütlülüğü güçlü bir yapı olan Rojava’nın bu saldırıların merkezinde yer aldığını belirterek, “Bu bir savaş değil; halklara karşı yürütülen planlı bir imha sürecidir” dedi.
HTŞ ve benzeri cihatçı yapıların yalnızca yerel unsurlar olmadığını vurgulayan Baran Metin, bu yapıların Ortadoğu’da halkların özgür ve eşit bir geleceği inşa etmesini istemeyen emperyalist ülkeler tarafından desteklendiğini, yönlendirildiğini ve cesaretlendirildiğini ifade etti. Baran Metin, hedefin Kürt halkı başta olmak üzere bölgedeki halkları ve inançları yerinden etmek, iradelerini kırmak ve Rojava’da gelişen demokratik yaşam modelini ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Aynı imha politikasının Suriye’nin kıyı bölgelerinde Alevi halkına, Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşayan sivillere karşı da sürdürüldüğü ifade eden Metin, Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar, Dürziler, Türkmenler ve diğer tüm halkların mezhepçi ve cihatçı saldırıların hedefi haline getirildiğini ifade etti. Bu saldırıların halkları birbirinden koparmayı ve Ortadoğu’yu kalıcı bir kaosa sürüklemeyi amaçlayan emperyalist planların parçası olduğunu söyleyen Metin, uluslararası kamuoyunu ve Türkiye’deki tüm emek ve demokrasi güçlerini Rojava halkıyla dayanışmaya çağırdı. Rojava ve Kobanî’ye yönelik saldırı tehditlerinin derhal durdurulması gerektiğini dile getiren Metin, kuşatmaların kaldırılması, insani yardım koridorlarının açılması ve sivillerin güvenliğinin sağlanmasının acil bir zorunluluk olduğunu belirterek uluslararası mekanizmaların vakit kaybetmeden devreye girmesi çağrısında bulundu. Cihatçı çeteler ile onları destekleyen güçlerin yargılanması gerektiğini ifade eden Metin, tüm demokratik kamuoyuna seslenerek sendikaları, meslek odalarını, siyasi partileri ve vicdan sahibi herkesi Kobanî’ye, Rojava’ya ve Suriye halklarına sahip çıkmaya çağırdı. Metin, “Bugün susmak, bu suçların sürmesine ortak olmaktır” diye konuştu.







