SAMER: Yüzde 98.7 kesimin talebi anadilde eğitim
- 10:52 18 Şubat 2026
- Güncel
AMED- SAMER'in farklı halklarla gerçekleştirdiği ankette, anadil kullanım alanının giderek daraldığına vurgu yapıldı. Araştırmada, çocukları için anadilde eğitim isteyenlerin oranı yüzde 98.7 oldu.
SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, Türkiye'de Türkçe dışında konuşulan anadillerin kullanım düzeyi ile anadile dair talep ve eğilimlere yönelik araştırma raporunu yayımladı.
Araştırmadaki veriler, 4-10 Şubat tarihleri arasında çevrimiçi anket tekniği kullanılarak toplandı. Toplam bin 540 kişi katıldı.
Katılımcıların yüzde 65'i Kürdistan kentlerinden araştırmaya katıldı. Yüzde 16.8 ise Marmara Bölgesi’nden araştırmaya katıldı. Katılımcıların yüzde 69.4’ü erkek, yüzde 30.6’sı kadınlardan oluştu.
Katılımcıların yüzde 34.3’ü 35-44 yaş, yüzde 26.9’u 45-54 yaş aralığından oluştu.
"Anadiliniz/lehçeniz nedir?" sorusuna yüzde 82.8 "Kurmancî", yüzde 9.4 "Kirmanckî/Zazakî", yüzde 3.3 "Kurmancî–Kirmanckî/Zazakî", yüzde 2.2 "Arapça", yüzde 0.9 "Çerkesçe", yüzde 0.7 "Lazca/Gürcüce" ve yüzde 0..5 "Diğer (Pomakça, Osetçe, Süryanice vb.)" yanıtları verdi.
Kadın ve erkeklerin durumu
Hane içinde konuşulan dillere bakıldığında Kurmancî yüzde 49.5, Türkçe ise 38.1 olarak öne çıktı. Aile içinde anadilin konuşulma sıklığında yüzde 41.5 "Her zaman", yüzde 28.1 "Sık sık” yanıtı verdi. Sosyal hayatta en çok konuşulan dil yüzde 60.1 ile Türkçe çıktı.
Cinsiyet karşılaştırmasında; kadın katılımcıların yüzde 79.2’si sosyal hayatta Türkçe konuştuğunu belirtirken, erkek katılımcılarda Kurmancî kullanım oranı yüzde 46 oldu. Anadil karşılaştırmasında, "Kurmancî" bilen katılımcıların yüzde 55.5’inin sosyal hayatta Türkçe konuştuğunu belirtti.
Yaş gruplarına göre sokakta Türkçe konuşma oranı en yüksek 18-24 yaş (yüzde 69,8) ve 55-64 yaş (yüzde 64,3) gruplarında görüldü.
"Anadilinizi ne düzeyde biliyorsunuz?” sorusunda anlama ve konuşma becerilerinin görece yüksek, okuma ve yazma becerilerinin ise daha düşük olduğu kaydedildi. "Çok iyi" yanıtları; anlama düzeyinde yüzde 45, konuşma düzeyinde yüzde 37.5, okuma düzeyinde yüzde 23.2 ve yazma düzeyinde yüzde 17 oldu. Özellikle yazma becerisinde yüzde 36.6 oranında “hiç” yanıtı verilmesi dikkat çekti.
Öğrenebilecekleri bir okul yok
Anadilini hiç veya az anlayan katılımcılar, bu durumu "Anadilini öğrenebileceğim bir okul ve kaynak olmadığı için" (yüzde 58.1) gerekçesiyle açıkladı. Bunu “yasak olduğu için” (yüzde 19.8) ve “ailem öğretmediği için” (yüzde 13,6) yanıtları izledi.
Benzer şekilde anadilini tam konuşamama nedenleri arasında da “Öğrenebileceğim/geliştirebileceğim bir okul ve kaynak olmadığı için” (yüzde 59.4) yanıtı ilk sırada yer aldı.
Çocuklar dilini bilmiyor
Hane içi kullanımda anadilin en sık konuşulduğu bireyler anne (yüzde 75), baba (yüzde 73.5) ve 65 yaş üstü üyeler (yüzde 63.1) olarak öne çıktı. “Hiç” yanıtı ise en yüksek oranda 0-5 yaş çocuklar (yüzde 24.4) için verildi.
Raporun bir diğer bölümü "anadil ve çocuk" oldu.
Çevre faktörü
Katılımcıların yüzde 68.3’ü hanesinde 0-18 yaş arası çocuk bulunduğunu belirtti. Bu grubun yüzde 57.1’i çocuklarla anadilinde konuştuğunu, yüzde 42.9’u ise konuşmadığını ifade etti.
Çocuklarla anadilde konuşmama nedenleri arasında ilk sırada “Çevremiz hep Türkçe konuştuğu için” (yüzde 47.2) yer aldı. Bunu “Öğretecek kadar iyi bilmediğim için” (yüzde 20.6) ve “Okul hayatında zorlanmaması için” (yüzde 12.4) yanıtları takip etti.
Çocuklara anadili öğretme çabası sorusunda katılımcıların yüzde 29.6’sı “Çok çabalıyorum”, yüzde 26’sı “Çabalıyorum”, yüzde 29.5’i “Orta düzeyde çabalıyorum” yanıtını verdi.
Raporun "anadilde eğitime yönelik tutumlar" bölümünde de dikkat çekici verilere yer verildi.
Yüzde 98.7 anadilde eğitim istiyor
“Çocukların anadillerinde eğitim görmelerini ister misiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 98.7’si “evet” yanıtı verdi. Gerekçeler arasında en yüksek oranlar şöyle oldu: “Temel insan hakkı olduğu için” (yüzde 21.3), “Dilin yaşaması için” (yüzde 20.2) ve “Eğitimde fırsat eşitliği için” (yüzde 13.7).
"Anadilde eğitim/öğretim için düşünceniz nedir?” sorusunda katılımcıların yüzde 91.5’i "Eğitimin okul öncesinden başlayarak anadilde olması" gerektiğini belirtti. Ancak 18-24 yaş grubunda bu talep oranı yüzde 76.7 ile diğer yaş gruplarına kıyasla daha düşük olduğu görüldü.
Okullarda “Yaşayan diller” kapsamında verilen anadili eğitimlerini katılımcıların yüzde 82.1’i "çok yetersiz” olarak değerlendirdi.
Anadilin varlığını sürdürmesi önündeki en büyük tehlike olarak katılımcıların yüzde 56.9’u “Anadilde eğitimin olmamasını” gösterdi. Cinsiyet karşılaştırmasında erkeklerde bu oran yüzde 63’e yükselirken, kadınlarda baskı/asimilasyon politikaları (yüzde 23.1) daha belirgin bir tehdit olarak öne çıktı.
Anadilin korunması ve geliştirilmesi için birinci öncelikli öneri olarak yüzde 37.9 “Eğitim/öğretim dili olmalı”, yüzde 30.8 “Yasal/anayasal güvenceye kavuşmalı”, yüzde 20.1 “Resmi dil olarak kabul edilmeli” yanıtları verdi.
Ayrımcılık algısına ilişkin soruda ise katılımcılar en çok "Devlet dairelerinde (yüzde 60.4)" ve "Sosyal medyada (yüzde 44,7)" anadilleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldıklarını düşündüklerini belirtti.
Sonuç
Raporun sonuç ve değerlendirme bölümünde, "Bu araştırma, anadil kullanımının gündelik yaşamda giderek daralan bir alana sıkıştığını; buna karşılık anadilde eğitime yönelik talebin son derece güçlü ve yaygın olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, dilin kuşaklar arası aktarımında kırılganlık işaretleri bulunduğunu ve mevcut eğitim politikalarının katılımcılar tarafından büyük ölçüde yetersiz görüldüğünü göstermektedir" denildi.
Anadil kullanım alanı daralıyor
Raporda, "Araştırma sonuçları, anadilin en güçlü olduğu alanın hane içi iletişim olduğunu göstermektedir. Anne, baba ve 65 yaş üstü bireyler arasında anadil kullanım oranı oldukça yüksektir. Buna karşın 0-5 yaş grubunda 'hiç konuşulmuyor' oranının dikkat çekici düzeyde olması, kuşaklar arası aktarımda zayıflama riskine işaret etmektedir. Sosyal hayatta ise Türkçenin belirgin biçimde baskın olduğu görülmektedir. Özellikle genç yaş grubunda sokakta Türkçe kullanım oranının yüksek olması, kamusal alanın anadil açısından sınırlı bir kullanım zemini sunduğunu göstermektedir. Bu durum, dilin kamusal görünürlüğünün zayıfladığına işaret etmektedir" ifadelerine yer verildi.
Çocuklarla iletişim
Raporda, şunlar kaydedildi: "Hanesinde çocuk bulunan katılımcıların önemli bir bölümü çocuklarıyla anadilde konuşmamaktadır. Bunun temel gerekçesi çevrenin Türkçe konuşmasıdır. Bu durum, toplumsal baskın dilin aile içi dil tercihlerini doğrudan etkilediğini göstermektedir. Bununla birlikte katılımcıların önemli bir kısmı çocuklarına anadili öğretmek için çaba gösterdiğini ifade etmektedir. Bu durum, irade ile imkân arasındaki farkı ortaya koymaktadır: Talep ve niyet güçlüdür, ancak destekleyici yapılar zayıftır.
Anadilde eğitim çok güçlü bir talep
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, çocukların anadillerinde eğitim görmesini isteyenlerin oranının neredeyse oybirliği düzeyinde olmasıdır. Anadilde eğitimin temel insan hakkı olarak görülmesi, dil meselesinin kimlik, eşitlik ve kültürel varlıkla doğrudan ilişkilendirildiğini göstermektedir.
Katılımcıların çok büyük çoğunluğu eğitimin okul öncesinden itibaren anadilde olması gerektiğini savunmaktadır. Mevcut 'Yaşayan Diller' uygulamalarının ise büyük oranda yetersiz görüldüğü anlaşılmaktadır."







