Uluslararası sözleşmelerden çekilme katliamları arttırdı

  • 09:03 27 Şubat 2026
  • Güncel
Rozerin Gültekin 
 
WAN – Kadın katliamları ve cezasızlık politikasına dair değerlendirmede bulunan Avukat Jiyan Özkaplan, “Öncelikle devlet ve şiddeti uygulayan birey suçludur” diyerek, uluslararası sözleşmelerden çıkılmasının da şiddetin artmasına yol açtığını ifade etti.
 
Kadın katliamları her geçen gün artıyor. Ajansımızın hazırladığı 2026 Ocak ayı şiddet çetelesine göre, ay boyunca en az 15 kadın ve 3 çocuk katledilirken, 9 kadın ve 3 çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Şüpheli ölümlerde failler “intihar” adı altında gizlenirken kadın katliamlarında ise failler “namus” adı altında aklanıyor. Önümüzdeki 10 yılı “Aile Yılı” ilan eden iktidar, kadınların faillerin aile içerisindeki abi, baba, eş olduğunu görmezden gelerek katliamı derinleştiren politikalara imza atmaktan geri durmuyor. Van Barosu Başkan Yardımcısı avukat Jiyan Özkaplan kadın katliamlarına ve yargı sistemine dair değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Failler aile içerisinde’
 
Kadın katliamlarının tekil olaylar ya da ani öfke patlamaları olarak ele alınmasının eksik olduğunu dile getiren Jiyan Özkaplan, “Kadın cinayetleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen sistemsel bir sorundur. Devlet, ulusal ve uluslararası mevzuat gereği yaşam hakkını korumakla yükümlüdür. Ancak pratiklere bakarsak, sadece kağıt üzerinde yazılı bir hukuktan bahsedebiliriz. Olması gereken, devletin hükümlülüğünü yerine getirmesidir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin hâkim olduğu bir ülkede yaşıyoruz ve bundan beslenen bir yargılama mekanizması var. Kadın cinayetlerinin bu kadar fazla artmasının sebeplerinden biri de cezasızlık politikasıdır. Yargılamada çıkan her karar topluma bir mesaj verir. Şiddet faili olan kişiler, bu kararlardan cesaret aldığını görebiliyoruz. Sanıklar, iyi hal ve iki haksız tahrik indirimi için senaryolar üretiyorlar ve bunlar indirim sebebi olarak kabul ediliyor. Devlet, sözleşmeden geri çekilerek şiddetle mücadelede geri adım attı. Failler, intihara azmettiren failler hep eş, baba yani erkek kişilerdir. Gerçekle yüzleşmek gerekiyor. Bir yandan aile yılı diyorsunuz, ama bir yandan faillerin aile bireyleri olduğu cinayet dosyalarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Devlet, önleyici ve koruyucu tedbirler alması gerekirken, tamamen sanki her şey güllük gülistanlık, aile bireyleri arasında böyle durumlar olmuyor, cinayetler olmuyor gibi bir de aile yılı ilan ediliyor. Bu örtbas etme durumudur” dedi.
 
Kadın neden intihar etti? sorusu
 
Önleyici politikaların uygulanmasının katliamları derinleştirdiğine dikkat çeken Jiyan Özkaplan, devletin hükümlülüklerini yerine getirmesi ve kadının beyanının esas alınması gerektiğinin vurgusunu yaptı. Jiyan Özkaplan, “Devlet, şiddeti durdurmak, şiddeti doğuran her olguya karşı mücadele etmekle yükümlüdür. Kadın, ciddi bir şiddet altındadır. ‘Beni bu şiddetten kurtarın’ diyerek mekanizmalara başvuran kadının beyanı esas alınması gerekirken, yargılamanın ilk aşaması olan soruşturma aşamasında da başvuru yaparken kadının çok fazla problemle karşılaştığını görüyoruz. Kollukta, savcılıkta kağıt üzerinde bir uygulama yapmak maksadıyla yürütülmüş işlemlerle karşılaşıyoruz. Mahkemelerde kadının beyanını dikkate almayıp, sanığın beyanını dikkate alarak iyi hal indirimine, haksız tahrik indirimine gidebiliyorlar. Şüpheli ölüm dediğimiz intihar olaylarında da dosyaları takip ediyoruz. Kadın neden intihar etti? Burada birçok suçlu var. Başta devlet ve şiddeti uygulayan birey suçludur. Şüpheli ölümlerin geçmişine bakarsak, intihara sürüklendiği ortaya çıkıyor” diye belirtti.
 
‘Şiddete ve katliama karşı herkese sorumluluk düşüyor’
 
Wan’da ve Serhat bölgesinde birçok dosyayı Van Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak takip ettiklerini ancak mahkemelerde katılma taleplerinin sürekli reddedildiğini dile getiren Jiyan Özkaplan, “Katılma talepli dosyalarda mahkemeler, katılma talebimizi ilk duruşmada reddediyor. ‘Suçtan doğrudan zarar görmediğimiz’ gerekçesiyle talebimiz reddediliyor. Kadın hakları alanında çalıştığımızı, her cinayet olayında aslında doğrudan biz kadınlar olarak zarar gördüğümüz için misyon ve vizyonumuz gereği dosyalara katılma taleplerimizin kabul edilmesi gerektiğini savunuyoruz. Ancak mahkemeler, kopyala-yapıştır mantığıyla taleplerimizi reddediyor. Katılma taleplerinin bu şekilde reddedilmesi de aslında şiddeti çoğullaştıran bir etkendir. Bu süreçte, şiddet mağduru kadınların zarar görmemesi adına vekalet ilişkisi kurarak yine dosyalara elimizden geldiğince destek sunmaya çalışıyoruz. Kadın örgütlerine, kadın alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarına, kolluğa, yani tüm mekanizmalara çok iş düşüyor. Şiddeti önlemek, şiddetle mücadele etmek için doğru ilerlemek gerekiyor. Sadece kağıt üzerinde idari bir işlemmiş gibi hareket etmemek gerekiyor. Kadına yönelik yaşanılan şiddet olaylarında, bir de öncesinde önleyici tedbirler almak için çalışmalar yürütmek gerekiyor. Şiddete maruz kalan kadınlar, Van Barosu ve diğer Serhat bölgesinde yer alan barolarda kadın haklar merkezlerine, kadın örgütlerine, kadın derneklerine başvurabilirler” dedi.