20’nci Feminist Gece Yürüyüşü’nde kadınlardan ortak isyan

  • 19:30 8 Mart 2026
  • Güncel
ANKARA - 20'nci Feminist Gece Yürüyüşü düzenlen kadınlar, “Yaşamlarımız için, barış için direniyoruz. Barışta ısrar ediyoruz. Bu yaşam bizim!” mesajı verdi. 
 
Bağımsız Feministler ve birçok kadın örgütünün çağrısıyla Yüksel Caddesinde bir araya gelen kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında 20’nci Feminist Gece Yürüyüşünü gerçekleştirdi. Kadınlar ellerinde birçok dilde pankartlar taşıdı; “İsyanımız Hifa’dan çalınan mezuniyetlere”, “Emperyalizmi yıkacağız özgür bir dünya kuracağız”, “İsyan Devrim Özgürlük”, “Rojava’dan Filistine yaşasın enternasyonalist kadın direnişi.” “Kadınlar sık sık “Jin jiyan azadî”, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz” sloganları atarak Yüksel Caddesi’nden Meşrutiyet’e, İzmir Caddesi’ne ve oradan da Sakarya Caddesi’ne doğru bir yürüyüş gerçekleştirdi. Sakarya’ya gelen kadınlar, burada basın açıklamasını yaptı.
 
Basın açıklaması Kürtçe, Türkçe ve Arapça okundu. Basın metninin Türkçesini Hazal Battaloğlu okudu.
 
‘Kadınların kurduğu özgürlükçü yaşam hedefleniyor’
 
“Savaşın ve şiddetin yaşamlarımızı kuşattığı bu günlerde umudu, barışı ve direnişi haykırmaya geldik” diyerek başlayan Hazal Battaloğlu, “Emperyalizme, kapitalizme, savaşa ve faşizme karşı feminist isyandayız. Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmedik, etmiyoruz.Her dilde, her renkte, her sokakta feminist isyandayız. Bedenlerimizi denetlemek isteyenlere, emeğimizi sömürüp susmamızı bekleyenlere, makbul olmamızı isteyenlere inat buradayız. Biz kadınlar ve LGBTİ+larız; hayatı savunuyor, itaat etmiyoruz. Dünyanın dört bir yanında erkek egemen düzen; savaşla, işgalle, yoksullukla, soykırımla ve nefret yasalarıyla yaşamlarımızı kuşatıyor. Rojava’da kadınların kurduğu özgürlükçü yaşam hedef alınıyor, Filistin’de Siyonist İsrail’in yarattığı yıkım büyüyor, Afganistan’da kız çocuklarının hayatı karartılıyor. Irak’ta Kadın Özgürlüğü örgütü kurucusu Yanar Mohammed katledildi. İran’da Molla rejimi, muhalifleri, kadınları, çocukları, LGBTI+’leri katlederken; emperyalist saldırılar ise bölgedeki yıkımını büyütüyor” sözlerini kullandı. 
 
‘Yaşamlarımız ve barış için direniyoruz’
 
Savaşın olduğu yerde ilk hedefin kadınlar olduğunu söyleyen Hazal Battaloğlu, “Bizler, Türkiye’de ve Kürdistan’da barışta ısrar eden feministler olarak; Suriye’de, Rojava’da, Filistin’de ve İran’da özgür ve eşit bir yaşam mücadelesi verenlerle dayanışmaktan vazgeçmiyoruz. Yaşamlarımız için, barış için direniyoruz. Barışta ısrar ediyoruz. Bu yaşam bizim! Feminist mücadelemizden korkanlar saldırılarını artırıyor. Kadınlar erkekler tarafından katledilirken erkek-devlet katilleri koruyor, cezasızlıkla ödüllendiriyor. 6284 sayılı Kanun etkin biçimde uygulanmıyor. Kadınlara, LGBTİ+’lara, çocuklara ve hayvanlara yönelen şiddet erkek-adalet eliyle örtülüyor. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra’nın ölümünden patriyarkal sistem sorumlu. Nefret cinayetlerinin üstü kapatılıyor. Biz biliyoruz: kadın cinayetleri de trans cinayetleri de politiktir. Bu ölümler münferit değil, patriyarkal politikaların sonucudur” sözlerini kullandı.
 
‘Makbul’ sınırları reddediyoruz
 
Açıklamanın devamında Hazal Battaloğlu şunları söyledi: “Bu düzen yalnızca bedenlerimizi değil emeğimizi de kuşatıyor. Kadınları ve LGBTİ+’ları derinleşen yoksulluğa itiyor. İşsizlik ve güvencesizlik yaygınlaşıyor, bakım yükü kadınların omzuna bırakılıyor. Patriyarka ‘kutsal aile’ masalıyla bizi evlere hapsetmeye çalışıyor, emeğimizi görünmez kılıyor. Her şeyin en azına razı olmamızı bekliyorlar. Razı değiliz. Nefret yasalarına ve kürtaj hakkımızı hedef alan politikalara karşı bir aradayız. Bedenlerimize yönelik müdahalelere, ‘genel ahlak’ adı altında dayatılan transfobik politikalara karşı bir aradayız. Bizler yaşamda ve feminist mücadelede ısrarcıyız. Makbul kadın ve makbul beden tarifleriyle çizilen sınırları reddediyoruz. 
 
Eşitsizliği büyüten bu düzeni kabul etmiyoruz
 
Patriyarka sağlamcılıkla kol kola işliyor; kimin kamusal alanda yeri olacağına, kimin görünmez kalacağına karar veriyor. Eşitsizliği büyüten bu düzeni kabul etmiyoruz. Bağımsızlık ve eşit bir yaşam pazarlık konusu değildir. Yaşamı denetlemek isteyen bu akıl hayvanlara ve doğaya da saldırıyor. Toprağı, suyu ve ormanı sermayeye teslim edenlerle bizi eve kapatmaya çalışanlar aynı yerden besleniyor. Ekokırım politiktir. Patriyarka hayvanların yaşamını da hedef alır. Türcülük bu şiddet düzeninin parçasıdır. Feminist mücadeleyi, her canlı için yaşamı savunarak sürdürüyoruz. Gücümüzü Rojava’da, İran’da, Afganistan’da, Filistin’de ve Türkiye’nin dört bir yanında; sokaklarda, mahallelerde, hapishanelerde ve evlerde direnen kadınlardan ve lubunyalardan alıyoruz. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik emperyalist saldırıları kimi zaman ‘özgürleşme’ söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor.
 
Özgür yaşamdan yanayız
 
Kadınların özgürleşmesi ancak kendi mücadeleleriyle mümkündür. Ne Şah rejimi ne Molla rejimi ne de emperyalist müdahale: İran halklarının ve özellikle direnen İranlı kadınların mücadelesinin yanındayız. Bu 8 Mart’ta Ankara sokaklarından bir kez daha haykırıyoruz: Korkmamızı isteyenlere inat başkaldırıyoruz. Susmamızı bekleyenlere, bizi hizaya sokmak isteyenlere inat özgürlükten ve yaşamdan yanayız. Her dilde, her renkte, her sokakta feminist isyandayız. Dünyanın her yerinde patriyarkaya karşı feminist mücadelemiz sürüyor. Yaşasın feminist mücadelemiz! Jin jiyan azadi!”
 
Açıklamanın ardından halaylarla yürüyüş son buldu.