Dünya çözüm deneyimlerinde entegrasyon (1)
- 09:01 24 Mart 2026
- Dosya
Bask ülkesinde özgürlük ve demokrasiye doğru
Melek Avcı
ANKARA – Bask Bölgesi örneği, anayasal düzenlemeler, uluslararası doğrulama mekanizmaları ve demokratik siyasete katılımın, silahlı bir hareketin siyasal sisteme entegrasyonunda belirleyici rol oynadığını gösteriyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile Türkiye’de somutlaşan, devlet tarafından hâlâ adı konulamamış “çözüm süreci”; Abdullah Öcalan’ın çağrılarında sıkça vurguladığı “Kürt-Türk ilişkilerinin yeniden inşası ve demokratikleşme” süreciyle birlikte ikinci aşamaya girdi.
Komisyonun ortak raporunda, yasa yapım sürecine katkı sunan öneriler ortaya konulurken, Kürt Halk Önderi’nin ikinci aşamaya ilişkin mesajlarıyla birlikte entegrasyon süreci tartışmaları da arttı. İktidar yetkilileri yaptıkları açıklamalarda, yasa yapım süreçleri için PKK’nin tüm yapılarıyla birlikte gerillanın da “tüm silahları bırakmasını” ön koşul olarak öne sürerken; DEM Parti İmralı Heyeti ise İçişleri ve Adalet bakanlıklarıyla yaptığı görüşmelerin ardından düzenlemelerin bayram sonrası Meclis alt komisyonlarına gelebileceğini ifade etti.
Dünya çatışma çözümü deneyimlerine bakıldığında, barış ve silah bırakma süreçlerinde entegrasyonun çoğunlukla devletin attığı yasal adımlarla gerçekleştiği görülüyor. Bu dosyada, çatışma çözümü deneyimi yaşayan ülkelerin entegrasyon ve yasa yapım süreçlerini ele alıyoruz.
İspanya Bask deneyimi
İlk olarak İspanya’daki Bask deneyimi ve ETA’nin (Euskadi Ta Askatasuna - Bask Ülkesi ve Özgürlük) hükümetle başlattığı barış süreci, silah bırakma ve entegrasyon deneyimi ele alınıyor. Bu örnek, uluslararası alanda çatışma çözümü konusunda en kapsamlı incelenen deneyimlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu süreçte devletin geliştirdiği politikaların yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının ve uluslararası toplumun rolü de dikkat çekiyor.
1978 Anayasası
Bölgede çatışmalar sürerken, ilk barış görüşmelerinin önünü açan adım hükümetin hazırladığı 1978 İspanya Anayasası oldu. 1978 Anayasası ile özerk topluluklar sistemi kuruldu ve Bask Bölgesi’nin özerk hakları tanındı. 1979’da kabul edilen Guernica Statüsü ile Bask Bölgesi kapsamlı özyönetim yetkilerine kavuştu.
Bu önemli adım hayata geçirilirken, uygulama ve haklar konusunda hükümetle yaşanan sorunlar ve çatışmalar da devam etti.
Başarısız girişimlerin nedeni: ‘Silah bırakma’ ön koşulu
Bu süreçteki ilk önemli barış görüşmeleri, 1987-1989 yılları arasında yapılan Argel Görüşmeleri oldu. Hükümet ile ETA arasında Cezayir’de gerçekleşen bu görüşmelerde, örgütün tutsak üyelerinin serbest bırakılması ve sürgündeki ETA üyelerinin İspanya’ya dönmesi başlıca gündem maddeleri arasında yer aldı.
1990’lara gelindiğinde ETA’nin siyasi kolu olan Herri Batasuna (Halk Birliği) Partisi, barışçıl çözüm arayışlarını gündeme getirmeye başladı. 1994’te Demokratik Alternatif önerisiyle ETA, “ulusal inşa” sürecine dayalı bir çözüm modeli sundu. 1998’de imzalanan Estella Anlaşması (Lizarra-Garazi Anlaşması) ise barış sürecinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Ancak uzun süreli ateşkesin ardından ETA, 1999 yılının sonunda siyasi müzakerelerde istediği ilerlemeyi sağlayamadı ve yeniden çatışma sürecine dönüldü. Bunun temel nedeni, hükümetin ETA ile doğrudan müzakere yürütmemesi ve çözümü “silah bırakma” ön koşuluna sıkıştırmasıydı.
2004-2011 yılları arasında ise İspanya’da, başbakanın değişmesiyle çatışma çözümüne yönelik yeni bir yaklaşım benimsendi. Zapatero hükümeti ETA ile doğrudan müzakere yürüttü. 2005 yılında İspanya Parlamentosu da hükümetin ETA ile barış görüşmeleri yapmasına izin veren bir karar aldı.
Geçiş süreci mekanizmaları: Uluslararası Doğrulama Komisyonu
ETA’nin silahsızlanma sürecinde önemli rol oynayan yapılardan biri Uluslararası Doğrulama Komisyonu’ydu (International Verification Commission - IVC). Bu komisyon, ETA’nin ateşkes ve silahsızlanma taahhütlerini yerine getirip getirmediğini izlemek ve uluslararası kamuoyuna güven vermek amacıyla kuruldu. IVC, ETA’nin 2011 yılında ilan ettiği kalıcı ateşkesin ardından oluşturulan bağımsız bir uluslararası gözlem mekanizmasıydı.
Komisyonun başkanlığını eski Birleşmiş Milletler yetkilisi ve diplomat Ram Manikkalingam yürüttü. Komisyon; farklı ülkelerden, barış süreçleri konusunda deneyimli diplomatlar, askeri yetkililer ve arabuluculardan oluştu. Amaç, ETA’nin silahlı faaliyetleri bırakma ve silahsızlanma sürecinin uluslararası standartlara uygun biçimde gerçekleştiğini doğrulamaktı.
Komisyonun işlevi birkaç başlıkta özetlenebilir:
Ateşkesin doğrulanması: ETA’nin 2011’de ilan ettiği “kalıcı ve doğrulanabilir ateşkes” kararının uygulanıp uygulanmadığını izledi. Çatışma faaliyetlerinin durdurulduğunu raporladı.
Silahsızlanma sürecinin izlenmesi: Komisyon üyeleri, ETA’nin silah depolarının boşaltılması ve silahların teslim edilmesi süreçlerini gözlemledi. Bu süreç, özellikle 2014 ve 2017’de atılan silahsızlanma adımlarında önem taşıdı.
Uluslararası güven oluşturma: ETA ile hükümet arasında doğrudan güven eksikliği bulunduğu için uluslararası bir doğrulama mekanizması sürecin meşruiyetini artırdı. Komisyonun raporları hem uluslararası kamuoyuna hem de taraflara güven verdi.
Raporlama ve şeffaflık: Komisyon, düzenli raporlar yayımlayarak ETA’nin silahsızlanma sürecinde hangi aşamada olduğunu açıkladı. Böylece barış sürecinin daha şeffaf ilerlemesi sağlandı.
Silahsızlanmanın takibi: Artisans de Paix
20 Ekim 2011’de ETA, “silahlı mücadelenin kesin ve tamamen sonlandırıldığını” açıkladı. 3 Mayıs 2018’de ise resmen feshedildiğini duyurdu. Silah bırakma sürecinin pratik boyutunu ise sivil toplum üstlendi.
Artisans de Paix, Fransa’nın Bask bölgesinde faaliyet gösteren barış aktivistleri, akademisyenler, yerel siyasetçiler ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bir inisiyatiftir. Amaçları, İspanya ve Fransa devletlerinin doğrudan organize etmediği ETA’nin silahsızlanma sürecini sivil toplum aracılığıyla ilerletmekti. Özellikle İspanyol hükümetinin ETA ile resmi bir silahsızlanma mekanizması kurmaya isteksiz olması, sivil toplumun devreye girmesine yol açtı.
Artisans de Paix’in rolü üç temel aşamada gerçekleşti:
ETA ile temas kurulması: STK üyeleri, ETA temsilcileriyle gizli görüşmeler yaparak örgütün elindeki silah depolarının yerlerinin belirlenmesi konusunda aracılık etti. Böylece silahların nerede olduğu bilgisi, sivil arabulucular üzerinden doğrulanabilir hâle geldi.
Silah depolarının koordinatlarının teslim edilmesi: 2017’de Artisans de Paix üyeleri, ETA’nin silah depolarına ait koordinatları Fransa hükümetine iletti. Bu sayede silahların bulunduğu yerler tespit edildi.
Silahların teslimi: 2017’de Fransa’nın Bask bölgesinde gerçekleştirilen operasyonlarda, Artisans de Paix üyeleri sürecin lojistik ve organizasyonel koordinasyonunu sağladı.
Artisans de Paix’in rolü birkaç açıdan dikkat çekiciydi. Resmi müzakere mekanizmasının zayıf kaldığı yerde sivil toplum bir arabulucu işlevi gördü. Silahların teslimi ve imhası sürecine toplumsal meşruiyet kazandırdı. Silahsızlanma sürecini hızlandırarak ETA’nin 2018’de kendini feshetmesine giden yolu kolaylaştırdı.
Üyelerin siyasi alana katılımı
ETA sonrası Bask siyasetinin demokratik sisteme entegrasyonu; hukuki reformlar, parti yasaklarının kaldırılması ve seçimlere katılımın yeniden açılması gibi somut adımlarla gerçekleşti. Bu süreç hem devlet politikaları hem de Bask hareketinin kendi dönüşümü sayesinde mümkün oldu.
Demokratik siyasetin önündeki engeller
1990’ların sonu ve 2000’lerin başında İspanya devleti, ETA ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle birçok siyasi yapıyı yasakladı. Bunun hukuki temelini Ley de Partidos Políticos (Siyasi Partiler Yasası) oluşturdu. Bu yasa, şiddeti destekleyen ya da “terör örgütleriyle” organik bağ kuran partilerin kapatılmasına izin veriyordu. Bu kapsamda özellikle Batasuna, 2003 yılında yasaklandı. Batasuna’nın yerine kurulan bazı oluşumlar da benzer gerekçelerle kapatıldı. Böylece demokratik siyasete katılımın önü daraltıldı.
2011’de ETA kalıcı ateşkes ilan ettikten sonra Bask hareketi içinde yeni bir strateji ortaya çıktı: silahlı mücadele yerine yalnızca demokratik siyaset. Bu çerçevede 2011’de yeni bir parti olan Sortu kuruldu. Ancak başlangıçta hükümet ve mahkemeler, Sortu’nun ETA’nin devamı olabileceği gerekçesiyle partiye izin vermedi.
Anayasa Mahkemesi kararı ve yasal tanınma
2012’de ise kritik bir gelişme yaşandı. İspanya’nın en yüksek yargı organlarından Anayasa Mahkemesi, Sortu’nun programında şiddeti açıkça reddettiğini ve ETA ile organik bağ kurmadığını belirterek partinin yasal olarak faaliyet göstermesine izin verdi. Bu karar entegrasyon sürecinin dönüm noktası oldu. Çünkü Bask sol milliyetçi hareketi resmi siyasi sisteme geri döndü; seçimlere katılma ve temsil hakkı elde etti.
Silahlı mücadeleden parlamentoya geçiş
Sortu, daha sonra farklı Bask milliyetçi hareketleriyle birlikte seçim ittifakları kurdu. Bunların en önemlisi EH Bildu oldu. Bu koalisyon Bask Özerk Parlamentosu’nda temsil kazandı, İspanya ulusal parlamentosunda milletvekilleri çıkardı ve yerel yönetimlerde belediyeler kazandı. Bu gelişme, ETA çizgisinden gelen siyasi hareketin silahlı mücadeleden tamamen parlamenter siyasete geçişini simgeledi.
Hükümetin entegrasyonu kolaylaştıran diğer adımları
İspanya hükümeti geçiş süreci boyunca bazı dolaylı adımlar da attı. Şiddeti reddeden partilerin seçimlere katılmasına izin verildi. Bask bölgesindeki yerel yönetimlerin demokratik faaliyetlerine müdahale edilmedi. ETA’nin silahsızlanmasıyla birlikte operasyonlar büyük ölçüde sona erdi.
Bu entegrasyon sürecinin sonunda ETA, 2018’de kendini feshetti ve radikal Bask milliyetçi hareketi tamamen siyasi parti sistemi içine girdi. Bask bağımsızlığı savunusu, silahlı mücadele yerine demokratik yöntemlerle yürütülmeye başlandı.
Yerel yönetimler yasası
ETA sonrası dönemde Bask siyasal hareketinin yerel yönetimler üzerinden demokratik sisteme entegre olabilmesi, İspanya’daki mevcut özerklik ve yerel yönetim düzenlemelerinin korunması ve uygulanması sayesinde mümkün oldu. Yani hükümet, ETA için özel bir “yerel yönetim yasası” çıkarmaktan ziyade, mevcut özerklik ve yerel demokrasi çerçevesini sürdürerek Bask siyasetinin demokratik alanda faaliyet göstermesine izin verdi.
Bu anayasal koruma statüsü kapsamında Bask kurumlarına şu yetkiler tanındı: Bask Parlamentosu’nu oluşturma, kendi bölgesel hükümetini kurma, eğitim, kültür, sağlık ve bazı ekonomik alanlarda yasama ve idari yetki kullanma, vergi toplama ve mali düzenleme konusunda geniş mali özerklik.
Siyasi katılımla entegrasyon
Anayasanın temel hükümlerinde, İspanya’nın “özerk topluluklardan oluşan bir devlet” olduğu yer alır. ETA’nin 2011’de ateşkes ilan etmesi ve 2018’de kendini feshetmesinin ardından devlet şu politikayı sürdürdü: silahlı mücadeleyi reddeden partilerin seçimlere katılımına izin vermek, Bask özerk kurumlarının işleyişini sürdürmek ve yerel yönetimlerin demokratik yapısını korumak. Bu sayede ETA’nin siyasal çizgisi, Sortu ve EH Bildu aracılığıyla belediyelerde ve Bask Parlamentosu’nda temsil edilerek demokratik siyasete entegre oldu.







