Halide Türkoğlu: Özel savaşa karşı çözüm demokratik toplumda

  • 09:04 3 Haziran 2026
  • Güncel
AMED - Kadınlara yönelik saldırıları değerlendiren DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, "Özel savaş politikaları erkek-devlet işbirliğine karşı mahalle mahalle, ev ev örgütlenerek, demokratik toplumu inşa edeceğiz" dedi.
 
AKP-MHP iktidarının yürüttüğü cinsiyetçi ve militarist politikalar kadın kırımını derinleştirirken, kadınlar da buna karşı öz savunma temelinde örgütlenmeye devam ediyor. Kürdistan’da yürütülen özel savaş politikalarından yargıdaki cezasızlık zırhına kadar çok çeşitli saldırılara karşı kadınlar, yerel yönetimlerden sokaklara kadar kadın odaklı ve eşitlikçi yeni bir yaşamı inşa etme kararlılığını taşıyor. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, kadınlara ve haklarına yönelik saldırıları değerlendirdi. 
 
İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin kadınlara yönelik şiddette karşı devletin koruyucu rolünü tamamen ortadan kaldırdığını belirten Halide Türkoğlu, bu durumun cezasızlığı kurumsallaştırdığını ifade etti. Kadınlara yönelik saldırılara karşı örgütlenme ve öz savunmanın önemli olduğunu vurgulayan Halide Türkoğlu, "Uzun süredir kadın kırımı ve şüpheli kadın ölümlerine dair gündemler oluşturuyoruz. Erkek-devlet işbirliğinde işlenen bu cinayetler ve cezasızlık politikaları toplumda da cinsiyetçiliğin gün be gün büyümesine sebep oluyor. O yönüyle kadın meclislerimiz bir yönüyle kadın örgütlenmesini güçlendirirken, bu örgütlenmenin de aynı zamanda bir öz savunma olduğunu  ifade etmekte" dedi. 
 
Yeniden inşa 
 
Teşhir odaklı bir mücadele hattıyla sınırlı kalmayıp, iktidarın askıya aldığı yasalara karşı alternatif alanlar yarattıklarını söyleyen Halide Türkoğlu, "Bir yandan sahada olup eylem hattını büyütüyoruz. Ama aynı zamanda da kadınlara dair bir sistemin inşa edilmesi gerekiyor ki biz bunu daha çok aslında yerel yönetimlerde inşa ediyoruz. Bu iktidar İstanbul Sözleşmesi'ni feshetmiş olabilir, 6284 sayılı kanunu her geçen gün kırparak uygulamayarak fiilen askıya almış olabilir. Ama bizler bulunduğumuz yerel yönetimlerde, parti organlarımızda, sendikalarda bunun özellikle çağrısını yapıyoruz ve uygulama alanlarını oluşturmaya çalışıyoruz" diye belirtti. 
 
Kadın kırımı
 
Sistematik katliamların toplum nezdinde kanıksanmasının önüne geçmek için kesintisiz bir eylem planına ihtiyaç olduğunu ifade eden Halide Türkoğlu, "Her gün kadın kırımının yaşanıyor olması bir süre sonra ne yazık ki normalleştirme haline götürebiliyor. Bu katliamların hiçbiri normal değildir. Bilerek kasten bir zihniyet olarak kendisini örgütleyerek, bu katliamlar yaşanıyor. Bunun karşısında da örgütlü kadın mücadelesi olarak durmak, örgütlenmek gerekiyor" diye ifade etti. 
 
Özel savaş 
 
1990'lı yıllardan bu yana Kürdistan'da devreye konulan özel savaş politikalarının toplumsal yapıyı ve özellikle kadınları hedef aldığını belirten Halide Türkoğlu, "Savaş sadece fiziksel bir saldırı değildir. Karşısında kapsamlı bir özel savaş planının da devreye girdiğini görüyoruz. 2015 itibariyle çöktürme planıyla aslında kayyım eliyle de bu daha organizeli daha çeteleşmiş bir halde hayata geçirilmeye çalışılmış. Bu sistem bunu yaparken, toplumu çökertmek istiyor. Toplumun örgütlenme kabiliyetini, toplumun kendini var etme değerlerini ortadan kaldırmak istiyor ve bunu yaparken de en çok kadınlar ve gençler üzerinde özel savaş politikalarını uyguluyor" ifadelerini kullandı. 
 
Cezasızlık 
 
Özel savaş politikalarının fuhuş, uyuşturucu, taciz-tecavüz kültürü ile sistematik hale getirildiğini kaydeden Halide Türkoğlu, İpek Er davasını örnek göstererek “İpek Er'in Musa Orhan tarafından ölüme sürüklenmesi ve cezasızlıkla sonuçlanması hatta buna itiraz eden kadınların ceza aldığı süreçleri de görüyoruz. Yine basın ve gazetecilerin her özel savaş meselesinde ortaya çıkardıkları hakikatin kendisi kadın gazetecilerin tehdit altına alınması ve kadın gazetecilere cezaevi yolunu gösteren bir akıl var" şeklinde konuştu. 
 
Özsavunma 
 
Özel savaşa karşı çözümün demokratik toplumun inşasında olduğunu ifade eden Halide Türkoğlu, "Demokratik toplum dediğimiz meselede halkın, kadınların, gençlerin özgür iradeleriyle örgütlenme alanlarını büyütmesi ve örgütlenmesidir. Bulunduğumuz her alanda kadınların, gençlerin, halkın bilinçli bir şekilde örgütlenmesi gerekir. Demokratik toplum birlikte mücadele etmenin, birlikte örgütlü güç olmanın, birlikte demokratik toplumu inşa etmenin gereği olan bir şeydir" dedi. 
 
Medyanın dili 
 
Ana akım ve kimi muhalif basının kadın katliamlarını magazinleştirerek, failleri aklayan bir dil kullanmasının acilen önlenmesi gerektiğini ifade eden Halide Türkoğlu, "Bu aynı zamanda hem kadın özgürlük mücadelesini itibarsızlaştırma hali ama aynı zamanda kadınların eşit ve özgür yaşama tahayyülünü de ortadan kaldıran bir şey. Toplumsal cinsiyet kodlarını durmadan inşa eden, cinsiyetçiliği besleyen dil aynı zamanda milliyetçiliği ve kutuplaştırıcılığı da besleyen bir dildir. Demokratik siyasetin dili, demokratik toplumun dili aynı zamanda medyanın dilini de değiştirmeyi zorunlu kılmaktadır" diye konuştu.