Êlih'te halk buluşması

  • 20:07 25 Haziran 2026
  • Güncel
ÊLIH - DBP heyeti, Elih’in ilçelerine bağlı mahallelerde bir araya geldiği halkın Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dair görüş ve talepleri dinledi.
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), "Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz” şiarıyla Elih'in Qabilcewz (Sason) ilçesinde bağlı Sêbanê (Karameşe) köyünde halk buluşması yapıldı. Aralarında DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar'ın da bulunduğu heyet, ilk olarak Malê Mêrgê'de (Yeniköy) karşılandı. Ardından Sêbanê de halkla bir araya gelen heyet, halkın  Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ilişkin sorunlarını dinledi.
 
Burada konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “1990'lı yıllardan beri hem Kürt halkı hem de Kürt hareketi, sürekli Kürt'ün varlığının kabul edilmesi için büyük bir çaba içinde. Dolayısıyla yeni bir şey konuşmuyoruz ama yeni koşullarda bunu dile getiriyoruz. Çünkü koşullar değişti. Hiç bir siyasi parti durduk yere Kürt sorununu konuşmaya başlamadı. Bunun arka planı şudur. 'Kürtler artık eski Kürtler değil, Kürtler artık bir güç' olduğu için bütün siyasiler bunu konuştu” dedi.
 
Eşit yaklaşım vurgusu
 
Konuşmaların ardından Kêlhesna (Kelhasan) köyüne geçen heyet, burada da halkın sorularını dinledi. Burada talebini dile getiren Fatma Onar, Kürt siyasi hareketinin her yurttaşa eşit bir şekilde yaklaşmasını istedi. Ardından söz alan Kamile Onar da “Bu savaşın durmasını, artık ölümlerin olmamasını istiyoruz. Herkesin canı yandı, canı yanmayan kimse kaldı mı” diye sordu.
 
Ardından Qabilcewz ilçesinde esnaf ziyareti yapan heyet, halkla yapılan sohbetlerin ardından ilçe ziyaretini tamamladı.
 
Halk buluşması,  Korik Mahallesi ve Mele Ewdilla Parkı’nda devam etti. Heyet, burada halay, zılgıt  ve “Biji Serok Apo” sloganlarıyla karşılandı.
 
Halk buluşmasında konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Êlih'in devletin özel savaş politikalarının en ağır biçimde uygulandığı kentlerden biri olduğunu belirterek, gençleri uyuşturucu, fuhuş ve çeteleşmeye karşı örgütlü mücadeleye çağırdı. Kürt sorununun çözümünün Türkiye'nin demokratikleşmesinden geçtiğini vurgulayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan sürecin barış ve demokrasi açısından tarihi bir fırsat olduğunu söyledi.
 
Gözaltı ve baskılar 
 
Êlih’in özel savaş politikalarının en yoğun uygulandığı kentlerden biri olduğunu ifade eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, uyuşturucu, fuhuş ve çeteleşmenin özellikle gençleri hedef aldığını belirterek, bunun tesadüfi olmadığını söyledi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın "Kürdistan insansız, Kürtler vatansız bırakılmak isteniyor" değerlendirmesini hatırlatan Çiğdem Kılıçgün Uçar, gençlerin intihara sürüklenmesinin ve uyuşturucu nedeniyle yaşamını yitirmesinin özel savaş politikalarının bir sonucu olduğunu ifade etti. Gençlerin mücadeleyle ve partiyle buluşmasının engellenmek istendiğini kaydeden Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Gözaltılar ve tutuklamalarla bizi şekillendirmeye çalışıyorlar. Buna izin vermeyelim. Uyuşturucuya ve çetelere bulaşmış kim varsa onları oradan çıkaralım" dedi.
 
‘Barış iradesinden uzaklaştırmaya çalışıyorlar’
 
Medyanın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın barış çağrılarına yer vermediğini söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Hiçbir medya Sayın Öcalan'ın barış mücadelesine ve bu sürecin Türkiye açısından ne kadar tarihi olduğuna yer vermiyor. Özel savaş medyası, 'kandırılmış' söylemi üzerinden bizi Sayın Öcalan'ın barış iradesinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat'ta yaptığı çağrıdan bu yana dile getirdiği her başlığın hayata geçtiğini belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, PKK'nin fesih ve silah bırakma kararının devletin de demokratik adımlar atması amacıyla yapıldığını söyledi. Bunun yüz yıllık savaş politikalarının yerine barışın ve demokrasinin inşa edilmesi çağrısı olduğunu ifade eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, "İmralı Cezaevi'nde tecridin devam ettiği koşullarda ortaya konulan bu barış ve demokrasi iradesini devlet karşılıksız bırakmamalıdır" diye belirtti. 
 
‘Sorumluluk alınmalı’
 
Kürt halkının ağır bedeller ödemesine rağmen demokratik siyaset zemininde bir barışı inşa etmek istediğini dile getiren Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Kürdistan laboratuvar haline getirildi. En ağır şiddet politikaları burada geliştirildi ve uygulandı. Bugün ise aynı politikalar toplumun tamamına yönelmiş durumda. Bu nedenle Kürt sorunu Türkiye'nin sorunudur. Çözümü de Türkiye'deki bütün siyasi partilerin ve toplumsal kesimlerin sorumluluk üstlenmesiyle mümkündür" ifadelerini kullandı. 
 
'Kürtler tehdit olarak görülürdü'
 
Abdullah Öcalan'ın yürüttüğü sürecin ülkede önemli bir zihniyet değişimi yarattığını söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, geçmişte Kürtlerin sürekli tehdit olarak gösterildiğini, ülkenin bekasının Kürtsüzlük üzerinden tanımlandığını belirterek, “Bugün ise Türkiye'nin bekası, Kürtlerin de içinde yer aldığı demokratik bir ülkenin inşasından geçiyor” diye konuştu. 
 
Halk buluşması, "Biji Serok Apo", "Jin, Jiyan, Azadî" ve "Bê Serok jiyan nabe" sloganları ve çekilen halaylarla sona erdi.