Mekiye Akyel dosyasında adalet çağrısı

  • 09:01 4 Ağustos 2026
  • Hukuk
İSTANBUL-  Kendisinden haber alınamayan Mekiye Akyel'in avukatı Gurbet Bilbay, cenazesi bulunamayan kadın katliamlarında yasal boşlukların cezasızlığı derinleştirdiğini belirterek düzenleme çağrısı yaptı. Ablası Halime Pilgir ise tehditlere rağmen adalet mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.
 
Sêrt’in Hawêl (Baykan) ilçesine bağlı Karakaya köyünde yaşayan Mekiye Akyel’den 17 Ekim 2024’ten bu yana haber alınamıyor. Soruşturma kapsamında incelenen HTS ve baz istasyonu kayıtlarında, Mekiye Akyel’in telefonu ile boşandığı İsa Güç, İhsan Güç ve Hüseyin Güç’e ait telefonların aynı noktadan sinyal verdiği, ardından ise yalnızca Mekiye Akyel’in telefonundan alınan sinyalin kesildiği tespit edildi. Ortaya çıkan HTS kayıtlarının ardından İsa Güç, İhsan Güç ve Hüseyin Güç, 23 Şubat 2026’da “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklandı.
 
Mekiye Akyel dosyasına ilişkin soruşturma sürerken, Mardin Barosu’ndan aile avukatı Gurbet Bilbay ve ablası Halime Pilgir değerlendirmelerde bulundu.
 
Gurbet Bilbay, dosyaya soruşturma aşamasında gönüllü olarak dahil olduğunu söyleyerek, dosyanın yaklaşık bir buçuk yıl sonra etkin bir şekilde soruşturulmaya başlandığını ifade etti. Gurbet Bilbay sözlerine şöyle devam etti:"Biz olayı aldığımızda yeni başlatılmış bir soruşturma aşamasıydı. Yaklaşık 2 yıl sonra soruşturma ancak başlatılıyor. Bunun da nedeni, sahipsiz bir kız olması, aile tarafından başlık parası karşılığında verilmesi, defalarca şiddete uğraması ve buna rağmen evine gidince geri döndürülmesiydi. Mekiye Akyel ismi ona bile ait değil. Ölen kardeşinin adını koyuyorlar. Ekstra bir kimlik çıkarma gereği bile duymuyorlar. Ablası da bir süre ulaşamayınca şüpheleniyor, Müge Anlı programına çıkıyor. Onların düşünemediği kısım buydu; ablanın sahip çıkmasını beklemiyorlardı."
 
‘Failler kanun boşluğundan cesaret alıyor’
 
Kadın katliamlarında faillerin kanun boşluğundan cesaret aldığını vurgulayan Gurbet Bilbay, yasalardaki eksikliklerin cezasızlıkla sonuçlandığına dikkat çekti. Gurbet Bilbay, "Failler şu an kanun boşluğundan faydalanıyor ve cenaze bulunamadığı için 'cenaze yoksa ceza da yok' düşüncesiyle son derece rahat hareket ediyorlar. İsa Güç, Mekiye Akyel ile görüşmediğini söylüyor ancak baz istasyonu kayıtları en son birlikte olduklarını gösteriyor. Yurt dışında birlikte çalıştığı bir kişinin de 'Ben namus için bunu yaptım, temizledim' sözlerini aktardığı beyanı var. Dosyada baz istasyonu kayıtları, çelişkili tanık beyanları ve şüphelilerin tutumlarına dair ciddi veriler olmasına rağmen süreç ceset üzerinde ilerlediği için tıkanıyor. Bu nedenle, bulunmayan cenazelerle ilgili acilen yasal bir düzenleme yapılmasını ve hakimlere geniş bir takdir yetkisi tanınmasını istiyoruz" dedi.
 
Yasal düzenleme çağrısı
 
Gurbet Bilbay, Mekiye Akyel ve Gülistan Doku dosyalarının ortak noktasının cenazelerinin bulunamaması olduğunu belirterek, cenazesi bulunmayan dosyalar için yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu. Gurbet Bilbay, "Gülistan Doku'nun ailesiyle Mekiye Akyel'in ailesini bu yüzden bir araya getirdik. Ortak noktaları, ikisinin de cenazelerinin bulunamamış olması. Gülistan Doku da Mekiye Akyel de geri gelmeyecek. Cenaze bulunmadığı için bu insanlar ceza almayacak mı? Cenazesi bulunmayan olaylarda hakime geniş takdir yetkisi tanınmasını istiyoruz" sözlerini kullandı.
 
Cenazenin bulunması halinde kovuşturma aşamasına geçilir
 
Gurbet Bilbay, soruşturma sürecinde yaşanan tıkanıklığa dikkat çekerek, mevcut yasal düzenlemelerde kovuşturma aşamasına geçilmesinin zor olduğunun altını çizerek şunları söyledi: "Açık söylemek gerekirse, cenaze bulunmadan kovuşturma aşamasına şu an geçileceğini düşünmüyorum. Çünkü tüm süreç ve arama çalışmaları tamamen cenazenin bulunması üzerine ilerliyor. Ancak medya ve halkın sesi bu sürece dahil olduğunda konu daha çok dikkate alınıyor. Cenaze bulunamıyorsa bile en azından yargılama aşamasında ceza verileceğinden emin olmak istiyoruz. Yargı mensuplarımızın işini rahatlatacak ve faillerin cezasız kalmayacağını garanti edecek yasal bir düzenlemeye acilen ihtiyacımız var."
 
Aile tehdit ediliyor
 
Dava sürecinde ailenin tehdit edildiğini aktaran Gurbet Bilbay, çocukların hâlâ fail İsa Güç’ün ailesinde kaldığını hatırlatarak, çocukların üstün yararının gözetilmesi gerektiğini dile getirdi. Gurbet Bilbay, "Şu an aile, davadan vazgeçmeleri için tehdit alıyor. Baba cezaevinde, anne yok. Çocukların böyle bir ortamda sağlıklı büyümesi mümkün değil. Normalde çocukların kurum bakımına alınmasını istemeyiz ama bu dosyada ilk yapılması gereken, çocukların devlet korumasına alınmasıdır. O çocukların üstün yararı bunu gerektiriyor" sözlerini kullandı.
 
‘Davaya sahip çıkalım’
 
Yargı mekanizmasına duyulan güvensizlik yüzünden ailelerin sesini medya yoluyla duyurmaya çalıştığını belirten Gurbet Bilbay, kamuoyunun bu konudaki desteğinin adalet mücadelesi açısından önemli olduğunu söyledi. Gurbet Bilbay, "İnsanlar adliyede sesini duyuramayınca, adalete ulaşamayınca medyaya çıkıyor. Bir anne evladını, bir kardeş kardeşini kaybettiği için ekranlara çıkıyorsa bunun nedeni adalet arayışıdır. Mevcut yasalar değişmedikçe bu acılar yaşanmaya devam edecek. Bu yüzden herkesin bu davaya sahip çıkmasını, sesimizi büyütmesini ve cezasızlığa karşı birlikte mücadele etmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.
 
Neden bu kadar uzun sürdü?
 
Mekiye Akyel'in ablası Halime Pilgir ise aradan geçen süreye rağmen kardeşinin cenazesine ulaşılamadığını belirterek, dosyadaki gizlilik kararının soruşturma sürecini takip etmelerini zorlaştırdığını söyledi. Halime Pilgir, "Mekiye’nin daha cansız bedeni bulunmadı. 6,5 ay oldu. Hâlâ bir sonuca varamadık. Dosyanın gizliliği hâlâ korunuyor. Biz dosyadaki ifadelere hiçbir şekilde ulaşamıyoruz. Yani neden bu kadar uzun sürdüğünü gerçekten merak ediyorum. Bir an önce bir çözüm bulunmasını istiyorum" dedi.
 
‘Tehdit ediliyorum’
 
Daha önce Sêrt’te katledilen kadınlar için de adalet mücadelesi yürüttüğünü belirten Halime Pilgir, bu nedenle tehditlere maruz kaldığını söyledi. Halime Pilgir, "Mekiye'nin, Saynur'un, Deniz'in ve ismi bilinmeyen kadınların hakkını aradığım için sürekli tehdit alıyorum. Bana 'Sen haddini bilmiyorsun' diyorlar. Ben de onlara, 'Saynur yanarken vicdanınız neredeydi? Mekiye yanarken vicdanınız neredeydi? Deniz'e asılma süsü verilirken vicdanınız neredeydi?' diye soruyorum" ifadelerini kullandı.
 
'İfadeler nasıl öğreniliyor?'
 
Tehditler nedeniyle kendisinin de ifade verdiğini belirten Halime Pilgir, dosyada ifade veren başka bir gizli tanığın ifadelerinin ise dosyada gizlilik kararına rağmen üçüncü kişiler tarafından nasıl öğrenildiğini ve gizli tanığın ifadeleri nedeniyle tehdit edildiğini söyledi. Halime Pilgir, "Geçen hafta ben de ifade verdim. Bana gönderilen tehdit mesajlarını ve görüntüleri savcılığa teslim ettim. İfade veren kadın da yeniden ifade verdi. Ama söyledikleri başkaları tarafından biliniyor. Ben bunu anlamıyorum. Bir ifade, savcılık ve jandarma dışında nasıl öğreniliyor? Kim sızdırıyor?" diye sordu.
 
‘Davadan vazgeçmeyeceğim’
 
Mücadelesinden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Halime Pilgir, kamuoyuna da davaya sahip çıkma çağrısı yaparak şunları söyledi: “Mekiye'nin cansız bedeni bulunana kadar bu davanın peşini bırakmayacağım. Ne yaparlarsa yapsınlar beni susturamayacaklar. Yine de vazgeçmeyeceğim. Bu davaya sahip çıkın, sesimizi duyurun.”