Sason'da çilek hasadı: Gün doğmadan mesai başlıyor
- 09:04 10 Ağustos 2026
- Emek/Ekonomi
Pelşin Çetinkaya
ÊLIH - Misirc'a'nın Binonî mezrasında çilek üretimi yapan kadınlar, sabahın ilk ışıklarıyla başladıkları hasadı kavurucu sıcaklara rağmen sürdürürken, artan üretim maliyetleri ve komisyoncuların belirlediği düşük alım fiyatları nedeniyle yoksullukla mücadele ettiklerini dile getirdi.
Êlih’in (Batman) Misirc'a ilçesine (Sason) bağlı Kelhasan köyünün Binoni mezrasında nisan ayında başlayan çilek hasadı, temmuz ayının kavurucu sıcaklarına rağmen aralıksız sürüyor. Ekim ayının sonuna kadar devam eden bu süreçte, gün henüz ağarmadan tarlaların yolunu tutan kadınlar, güneşin yakıcı etkisi artmadan hasadı tamamlayabilmek için sabahın ilk ışıklarıyla çalışmaya başlıyor. Sıcaklığın öğle saatlerinde dayanılmaz hale gelmesi nedeniyle mesai ancak belirli bir saate kadar sürdürülebiliyor.
Artan hava sıcaklıklarının yanı sıra gübre, elektrik, sulama ve üretim maliyetlerindeki yükseliş de üreticilerin yükünü her geçen gün ağırlaştırıyor. Tarlada çalışan işçilerin ücretlerindeki artışa rağmen çiftçiler üretimden vazgeçmiyor. Aylar süren emeklerinin karşılığını alabilmek için Misirc'ta çilek tarlasında çalışan kadınlar mesailerini anlattı.
Sabah mesaisi
Çilek üreticisi Sacide Baran, gün boyu süren emeğinin karşılığını alamadığını, kendilerine sadece yoksulluğun kaldığını belirterek, “12 yıldır çilek üretimi yapıyorum. Yıllardır çocuklarımı okutabilmek için bu tarlalarda emek veriyorum. Güne sabahın en erken saatlerinde yani sabah saat 04.00'te kalkıp şalvarımı giyerek bahçeye geldip başlıyorum. Ardından da saat 10.00 ya da 11.00'e kadar tarladayım. Sonra kahvaltı molası veriyorum ve tekrardan öğle sıcağına rağmen tekrar çalışmak zorunda kalıyoruz. Çocuklarımın ve evimin ihtiyaçlarını karşılamak için başka çarem yok. Baktığımızda yoğun emeğe rağmen gelir elde edemediğimizi görebiliyorum” dedi.
Tarladan tezgâhlara artan fiyat
Artan ekonomik maliyetin üretimi zorlaştırdığına dikkat çeken Sacide Baran, “Kazandığımız para suya, gübreye, elektriğe ve ilaca gidiyor. Bize neredeyse hiçbir şey kalmıyor. Emek veriyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Bahçe de bana ait değil. Dönümü için 4 bin TL kira ödüyorum. Geriye elimizde bir şey kalmıyor. Son iki yılda maliyetlerin artmasıyla üretim daha da zorlaştı. Ürettiğimiz çileğin kilosunu 50 TL'ye satıyoruz. Pazarda ise bu çilekler 150 TL'ye satılıyor. Üreten biziz ama kazanan biz olmuyoruz" sözleriyle yaşadıkları ekonomik tabloyu anlattı.
‘Çocuklarımız için çalışıyoruz, kazancımız bize yetmiyor’
Bir diğer çilek üretici Rahime Baran ise, günün büyük bölümünü tarlada geçirmelerine rağmen artan girdi maliyetleri ve düşük satış fiyatları nedeniyle emeklerinin karşılığını alamadıklarını söyledi. Rahime Baran, "Hasta olsak da akşama kadar tarlada çalışıyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Çocuklarımız okudu, onları okutabilmek için yıllarca emek verdik ancak kazancımız yetersiz olduğu için onlara istediğimiz desteği de sunamadık. 'Belki çocuklarımızın geleceğine katkımız olur, ihtiyaçlarını karşılayabiliriz' diye çalışıyoruz ama günün sonunda elimizde bir şey kalmıyor. Kendi toprağımız da yok. Bahçeyi kiralıyoruz; gübre, elektrik ve diğer üretim giderlerini karşılıyoruz. Buna rağmen çoğu zaman ne elektrik masrafını ne de çalışanların ücretini çıkarabiliyoruz. Her gün sabah saat 05.00'te kalkıyoruz. Önce ev işlerini yapıyor, ardından bahçeye gelip çilek topluyoruz. Ancak hasta olduğumuzda ya da aileden biri rahatsızlandığında tarlaya gelemiyoruz. Onun dışında her gün burada çalışıyoruz. Bu kadar emek vermemize rağmen geçimimizi sağlayacak bir kazanç elde edemiyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Emek, geçim mücadelesine dönüşüyor’
Aliye Tok da başka bir geçim kaynakları olmadığı için bu işi yapmak zorunda kaldığını belirterek, “Ben burada doğdum, çocukluğumdan beri de burada yaşıyorum. Yıllardır tarla işleriyle uğraşıyoruz. Yaptığımız iş hiç de kolay değil. Sabah ezanıyla birlikte, saat 04.00 gibi tarlaya geliyoruz. Hava çok ısınmadan saat 10.00'a kadar çalışabiliyoruz. Sonra eve gidip kısa bir dinlenmenin ardından akşamüstü yeniden bahçeye dönerek çilek toplamaya devam ediyoruz. Geçimimizi tamamen bu işten sağlıyoruz. Çocuklarımızı bu emekle büyüttük, başka bir gelir kaynağımız yok. Çileğin verimi iyi ama fiyatı iyi değil. Geçen yıl satış fiyatları daha yüksekti. Bu yıl ise gübreye, elektriğe ve diğer üretim giderlerine zam geldi, ancak çileğin alım fiyatı aynı oranda artmadı. Bu işi yapmak zorundayız çünkü başka bir işimiz de yok” diye belirtti.
‘Üreten biziz, kazanan komisyoncular oluyor’
Aliye Tok, ürünlerini komisyonculara 70-75 TL'ye satmak zorunda kaldıklarını, aynı çileğin pazarda iki-üç katı fiyatla alıcı bulduğunu belirterek, “Çileğin kilosunu bizden 70-75 TL'ye alıyorlar. Sonra pazarlarda 100, 150 hatta 200 TL'ye satıldığını görüyoruz. Aradaki kazancı üretici değil, komisyoncular elde ediyor. Buraya gelip ürünü alıyorlar, kendi masraflarını da ekleyerek satıyorlar. Biz bütün emeği veriyoruz ama kazancın büyük kısmını başkaları alıyor” dedi.







